AB düzenlemesi dönüş merkezlerine hukuk zemini sağladı
Avrupa Birliği Konseyi, üçüncü ülke vatandaşlarının geri gönderilmesine ilişkin yeni Geri Dönüş Tüzüğü’nü 1 Ekim’de resmen kabul etti. Tüzük, AB üyesi devletlerin, ülkede kalma hakkı bulunmayan kişileri güvenli kabul edilen AB dışı ülkelere göndermek üzere anlaşma yapabilmesine imkân tanıyor.
Düzenleme, üçüncü ülke ile kişinin aile bağı, önceki ikameti ya da dil bağlantısı bulunması şartını bazı durumlarda kaldırıyor. Ancak anlaşma yapılacak ülkelerin uluslararası insan hakları standartlarına ve geri göndermeme ilkesine uyması gerekiyor. Geri göndermeme ilkesi, bir kişinin işkence, zulüm veya insanlık dışı muamele riski bulunan yere gönderilmesini yasaklıyor.
Tüzüğün yürürlüğe girmesi yayımlanmasına bağlı olacak. Düzenlemenin önemli bölümlerinin 12 ay sonra uygulanması beklenirken, üye devletlerin dönüş merkezleri kurmasına izin veren hükümlerin yürürlüğe girişle birlikte kullanılabileceği bildirildi.
Beş ülke 2027 için ortak pilot hazırlıyor
Yunanistan, Almanya, Avusturya, Danimarka ve Hollanda, reddedilen sığınma başvurusu sahiplerinin üçüncü ülkelere transferi için ortak bir çerçeve üzerinde çalışıyor. Beşli grup, dönüş merkezlerini AB dışındaki bir ülkede kurmayı veya belirli ülkeleri geri dönüş noktası olarak belirlemeyi değerlendiriyor.
Yunanistan Göç Bakanı Thanos Plevris, pilot uygulamanın 2027’nin ilk yarısında hazır hâle gelmesini, yılın ikinci yarısında ise faaliyete geçmesini hedeflediklerini açıkladı. Danimarka tarafı da ilk düzensiz göçmen transferlerinin 2027 içinde başlayabileceği görüşünde.
Plan, sığınma başvurusu henüz sonuçlanmamış kişilerin dosyalarının Afrika’da incelenmesini öngörmüyor. Taslağa göre yalnızca Avrupa’daki hukuki başvuru yollarını tüketmiş ve ülkede kalma hakkı kesin olarak reddedilmiş kişiler transfer edilebilecek. Nihai hedefin, kişilerin menşe ülkelerine geri dönüşünün organize edilmesi olduğu belirtiliyor.
Rwanda adı geçiyor ancak anlaşma açıklanmadı
Rwanda, olası ortak ülkeler arasında en sık anılan seçeneklerden biri oldu. Avrupa Parlamentosu üyelerinin Kigali temaslarında Rwandalı yetkililerin öneriye açık olduklarını, ancak görüşmelerin ilk aşamada bulunduğunu ve imzalanmış anlaşma olmadığını bildirdikleri aktarıldı.
Rwanda’da, İngiltere’nin daha sonra iptal edilen sığınmacı transfer planı için hazırlanan iki tesisin bulunduğu da gündeme geldi. Uganda ve Özbekistan’ın da olası seçenekler arasında değerlendirildiğine ilişkin bilgiler bulunuyor. Beş ülke ise ev sahibi ülke adaylarını kamuoyuna resmen açıklamadı.
Plevris, planlanan yapının kapalı gözaltı merkezi olarak tasarlanmadığını söyledi. Bazı açıklamalarda açık tesisler ve entegrasyon programları da seçenekler arasında gösterildi. Buna karşılık, uygulamanın hukuki sorumluluğunun ortak ülkeye devredilmeyeceği, sorumluluğun beş AB ülkesinde kalacağı vurgulandı.
Model geçici transfer ve geri dönüş esasına dayanıyor
Beşli grup, proje giderlerini ortak kaynaklarla karşılamayı planlıyor. Uluslararası kuruluşların insan hakları standartlarının uygulanmasını izlemesi için görüşmeler yürütülüyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile Uluslararası Göç Örgütünün olası denetim rolü üzerinde duruluyor.
Planı savunanlar, transfer ihtimalinin ülkede kalma hakkı bulunmayan kişilerin gönüllü dönüş kararlarını artırabileceğini düşünüyor. Yetkililer, uygulamanın çok yüksek sayıda kişiyi kapsamasının beklenmediğini de kabul ediyor. Modelin caydırıcılık etkisinin, transferlerin hukuken ve fiilen uygulanabilir olmasına bağlı olacağı değerlendiriliyor.
Avrupa’daki önceki örnekler, uygulamanın önündeki zorlukları gösteriyor. İngiltere’nin Rwanda’ya sığınmacı gönderme planı, yargı kararları sonrasında iptal edilmişti. İtalya’nın Arnavutluk’taki tesisleri de hukuki engeller ve yüksek maliyet tartışmalarıyla karşılaştı.
İnsan hakları, sağlık ve maliyet tartışmaları sürüyor
İnsan hakları örgütleri, üçüncü ülkelerdeki dönüş merkezlerinde bağımsız denetim, hukuki yardım ve sağlık hizmetlerine erişimin yeterince güvence altına alınamayacağı uyarısında bulunuyor. Eleştiriler, kişilerin güvenli olmayan menşe ülkelere dolaylı biçimde gönderilmesi riskine de odaklanıyor.
Sağlık alanında çalışan kuruluşlar, göç denetimi ile sağlık hizmetleri arasına açık bir koruma duvarı konulmasını istiyor. Sağlık tesisleri, barınaklar ve sosyal destek merkezlerinden kişisel veri toplanmasının ya da sağlık çalışanlarının göç kontrolüne dahil edilmesinin, göçmenlerin tedavi aramaktan kaçınmasına neden olabileceği belirtiliyor.
Eleştirmenler ayrıca tesis kurulumu, güvenlik, ulaşım ve hukuki süreçlerin yüz milyonlarca avroluk maliyet yaratabileceğini söylüyor. Beş ülkenin 2027 hedefi, ev sahibi ülkeyle anlaşma yapılmasına, finansmanın netleşmesine ve insan hakları denetimine ilişkin güvencelerin kurulmasına bağlı olacak.
Sıkça Sorulanlar
AB'nin yeni Geri Dönüş Tüzüğü ne getiriyor?
AB'nin yeni Geri Dönüş Tüzüğü, ülkede kalma hakkı bulunmayan üçüncü ülke vatandaşlarının güvenli kabul edilen AB dışı ülkelere gönderilmesi için ortak hukuki çerçeve oluşturuyor. Anlaşmaların uluslararası insan hakları hukuku ve geri göndermeme ilkesine uyması gerekiyor.
Dönüş merkezi planında hangi ülkeler yer alıyor?
Yunanistan, Almanya, Avusturya, Danimarka ve Hollanda ortak dönüş merkezi veya geri dönüş ülkesi modeli üzerinde çalışıyor. Beş ülke, projenin finansmanı ve hukuki sorumluluğunu birlikte üstlenmeyi planlıyor.
Avrupa'daki dönüş merkezi pilotu ne zaman başlayabilir?
Beş ülkenin hedefi, pilot uygulamayı 2027'nin ilk yarısında hazırlamak ve 2027'nin ikinci yarısında faaliyete geçirmek. Takvimin gerçekleşmesi, ev sahibi ülkeyle anlaşma yapılmasına ve denetim mekanizmalarının kurulmasına bağlı.
Rwanda ile Avrupa ülkeleri arasında kesin anlaşma var mı?
Rwanda ile dönüş merkezi kurulmasına ilişkin kesinleşmiş ve kamuoyuna açıklanmış bir anlaşma bulunmuyor. Rwandalı yetkililerin ön görüşmelere açık olduğu, görüşmelerin ise erken aşamada kaldığı bildirildi.
Dönüş merkezi planına neden itiraz ediliyor?
İnsan hakları ve sağlık örgütleri, üçüncü ülkelerde hukuki yardım, bağımsız denetim ve sağlık hizmetlerine erişimin yetersiz kalabileceğini savunuyor. Eleştiriler ayrıca geri göndermeme ilkesinin ihlali ve yüksek maliyet riski üzerinde yoğunlaşıyor.
