Pazar, 18 Ekim 2026Köşesiz. Yorumsuz. Sadece haber.

İBB davasında 7 tahliye kararı, İmamoğlu tutuklu kaldı

İmamoğlu savunmasında eski İBB yönetimine imar suçlaması yöneltti

Public Domain — Wikimedia Commons, Hilmi Hacaloğlu

WhatsAppXE-Posta

Mahkeme 7 sanığı tahliye etti, İmamoğlu tutuklu kaldı

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında bulunduğu davada mahkeme, 17 Ekim’deki ara kararında 7 sanığın tahliyesine hükmetti. Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, tutuksuz sanıklar için uygulanan konutu terk etmeme ve imza verme yükümlülüklerini kaldırdı. Bazı sanıklar yönünden yurt dışına çıkış yasağı tedbirinin sürmesine karar verildi.

Tahliye edilen sanıklar Ümit Polat, Nilgün Cendek, Tolga Kılıç, Melih Geçek, Aytekin Karaarslan, Fatih Temur ve Adem Başer oldu. Melih Geçek, başka bir dosyadaki tutukluluğu nedeniyle cezaevinden çıkamayacak.

İmamoğlu, dört gün süren ve yaklaşık 21 saat süren savunmasının ardından mahkeme heyetine son değerlendirmelerini sundu. Davada ara karar öncesinde 53’ü tutuklu toplam 436 sanık yargılanıyordu. Tahliye kararlarının ardından dosyada 46 tutuklu sanık kaldı.

Duruşmaya verilen aradan sonra İmamoğlu’nun sorgusu yapıldı. Mahkeme başkanı ve duruşma savcısının sorularının tamamlanmasının ardından avukatların beyanları alındı. Mahkeme, üçüncü celsenin 2 Kasım’da başlamasına karar verdi.

Mahkeme başkanı, Yakup Öner ile tanışıklığı ve iddianamede yer alan 100 bin doların elden alındığı iddiasına ilişkin sorular yöneltti. İmamoğlu, söz konusu para iddiasını kabul etmedi; Öner’i Beylikdüzü döneminde teknik konularda görev yapan bir kamu çalışanı olarak tanıdığını söyledi.

Mahkeme başkanı ayrıca Adem Soytekin ile ilişkisine ve belediye hizmetleri için yapılan bazı yapım işlerine ilişkin iddiaları sordu. İmamoğlu, Soytekin’i 2008’den beri tanıdığını, belediyelerde hayırseverlerin okul, kreş veya benzeri kamu hizmetlerine katkı sunmasının uygulanan bir yöntem olduğunu savundu. İmamoğlu’nun bu yanıtları savunma kapsamındaki beyanları oluşturuyor.

İmamoğlu, iddianamede yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini ve yargılamanın siyasi nitelik taşıdığını savundu.

İmamoğlu eski dönem imar işlemlerini anlattı

İmamoğlu, savunmasında 2009-2019 arasındaki bazı imar planı değişiklikleri ile taşınmaz alımlarına ilişkin tablolar sundu. İmamoğlu, 130 projedeki imar değişikliklerinin dönemin değerleriyle 85 milyar dolarlık ek değer ürettiğini öne sürdü. İmamoğlu, söz konusu hesaplamanın kendi yönetiminden önceki döneme ait olduğunu ve kamu yararı bakımından incelenmesi gerektiğini söyledi.

İmamoğlu ayrıca İstanbul’da 2 bin 278 parsel bazlı imar artışı yapıldığını iddia etti. İmamoğlu’na göre imar değişiklikleri, yeşil alan, sosyal donatı, ulaşım ve deprem riskine ilişkin planlama ilkelerini yeterince gözetmedi. İmamoğlu, Kanal İstanbul projesinin çevresindeki yapılaşma ve tarım alanları konusunda da eleştiriler yöneltti.

İmamoğlu, savunmasının bir bölümünde İstiklal Marşı’ndan dizeler okuyarak tutukluluğuna ve kent rantlarına ilişkin eleştirilerini sürdürdü.

İmamoğlu, Kanal İstanbul projesinin yaklaşık 2 milyon ek nüfus yaratacağını ve Sazlıdere ile Terkos havzaları çevresindeki 135 milyon metrekarelik yeşil, kamu, tarım ve orman alanını etkileyebileceğini savundu. İmamoğlu’nun Kanal İstanbul’a ilişkin değerlendirmeleri, savunmasındaki siyasi ve şehircilik eleştirilerinin parçası olarak kayda geçti.

İmamoğlu, kendi yönetimi döneminde rant amaçlı imar değişikliği yapılmadığını savundu. İmamoğlu, 2019 sonrasında 69 parseldeki işlemin kazanılmış hakların uygulanması veya kamu yararına yönelik düzenlemeler olduğunu ileri sürdü.

Tutukluluk ve delil tartışması savunmada yer aldı

İmamoğlu, dosyada tutukluluğun istisnai bir tedbir olması gerektiğini söyledi. İmamoğlu, belediye çalışanlarının kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmadığını savunarak tutuksuz yargılama talebini yineledi.

İmamoğlu, dosyayla bağlantılı soruşturmalarda 336 kişinin tutuklandığını ve tutuklu yargılamanın aileler üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğini savundu. İmamoğlu’nun verdiği sayılar, savunma sırasında yaptığı değerlendirmelerin parçası olarak tutanağa geçti.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da duruşmayı adil yargılanma hakkı yönünden izlediklerini söyledi. Kaboğlu, tutukluluğa ilişkin kararların her sanık için ayrı ve gerekçeli kurulması gerektiğini savundu. Kaboğlu’nun değerlendirmeleri, yargılamanın esasına ilişkin bir mahkeme kararı niteliği taşımıyor.

İmamoğlu, iddia makamının ihalelere dair bilirkişi incelemelerinde usulsüzlüğün baştan kabul edildiğini öne sürdü. Savunmasına göre, bilirkişilere gönderilen bir yazıda usulsüzlüğün bulunup bulunmadığının araştırılması yerine usulsüzlüklerin tespit edilmesinin istendiği belirtildi. İmamoğlu, bazı ihalelerde kâr, zarar ve ödeme kalemlerinin hatalı yorumlandığını savundu.

İmamoğlu, iddianameye dayanak gösterilen beyanların somut belgeyle desteklenmediğini de söyledi. Önceki İBB yönetimi dönemine ilişkin inceleme dosyalarının ise yeterince soruşturulmadığını iddia etti. İmamoğlu’nun savunmasında sıraladığı değerlendirmeler, mahkemenin delilleri incelemesi ve hüküm kurması aşamasında ele alınacak.

Ara karar sonrası üçüncü celse 2 Kasım’da başlayacak

İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması yönündeki talebini tekrarladı. Duruşma salonunun cezaevi kampüsü içinde olmasını eleştiren İmamoğlu, kamuoyunun yargılamayı doğrudan izlemesi gerektiğini söyledi.

İmamoğlu, Adalet Bakanlığı’nın SEGBİS kayıtlarından seçilecek bölümleri kamuoyuyla paylaşmasını da istedi. İmamoğlu, duruşma kayıtlarının yayımlanmasının savunmasının ve iddianameye yönelik itirazlarının izlenebilmesini sağlayacağını savundu.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 ve 16 Ekim’deki duruşmalarda çekildiği değerlendirilen görüntülerin sosyal medya hesaplarından paylaşılması üzerine resen soruşturma başlattı. Soruşturma, kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz kayda alma ve paylaşma iddiasını kapsıyor.

İmamoğlu, savunmasının son bölümünde kendisine yöneltilen zarar, örgüt, rüşvet ve casusluk iddialarının belgesiz olduğunu öne sürdü. İmamoğlu, savunmasını adalet, demokrasi ve sandık vurgusu yapan sözlerle bitirdi; tutukluluğa ilişkin kararların her sanık yönünden ayrı gerekçelendirilmesi gerektiğini yineledi.

Duruşmayı izleyenler arasında siyasi parti temsilcileri de yer aldı. Özgür Özel ile Müsavat Dervişoğlu’nun da salonda bulunduğu duruşmada, mahkeme 7 sanığın tahliyesine, İmamoğlu’nun tutukluluğunun devamına karar verdi.

İBB davasında İmamoğlu hangi suçlamalarla yargılanıyor

İddianamede İmamoğlu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, kişisel verilerle ilgili suçlar ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama gibi suçlamalar bulunuyor.

Ana iddianamede İmamoğlu hakkında 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. İmamoğlu suçlamaları reddediyor. Mahkemenin 17 Ekim’deki ara kararı, davanın esasına ilişkin nihai hüküm niteliği taşımıyor; yargılama 2 Kasım’da sürecek.

Sıkça Sorulanlar

İBB davasında hangi sanıklar tahliye edildi?

Mahkeme Ümit Polat, Nilgün Cendek, Tolga Kılıç, Melih Geçek, Aytekin Karaarslan, Fatih Temur ve Adem Başer'in tahliyesine karar verdi. Melih Geçek, başka bir dosyadaki tutukluluğu nedeniyle cezaevinden çıkamayacak.

Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu devam ediyor mu?

Evet. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ekim 2026 tarihli ara kararla Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluk hâlinin devamına hükmetti.

İBB davasında kaç tutuklu sanık kaldı?

Yedi tahliye kararının ardından İBB davasında tutuklu sanık sayısı 46'ya düştü. Ara karar öncesinde dosyada 53 tutuklu sanık bulunuyordu.

İBB davasının sonraki duruşması ne zaman yapılacak?

Mahkeme, davanın üçüncü celsesinin 2 Kasım 2026'da başlamasına karar verdi. Yargılamada henüz esas hakkında nihai hüküm kurulmadı.

Çerez tercihleri