ABD ve İsrail’in, 3 Kasım’daki ABD ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlemek için ayrıntılı askerî planlar hazırladığı bildirildi. Haberlere göre planlar, İran’ın nükleer tesisleri, füze ve insansız hava aracı kapasitesi ile bazı enerji altyapılarına yönelik kısa süreli fakat yoğun bir harekât seçeneğini içeriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni bir saldırıya henüz onay vermediği belirtiliyor. Washington yönetimi, İran ile dolaylı müzakereler sürerken askerî seçeneklerin masada tutulduğunu ancak muhtemel harekât planları hakkında yorum yapmadığını açıkladı.
Planlar kısa süreli yoğun harekâtı öngörüyor
Haberlere göre ABD ve İsrail orduları, seçim sonrası dönemde uygulanabilecek askerî seçenekler üzerinde çalışıyor. Planlamanın odağında, yaklaşık üç gün sürebilecek yoğun bir hava harekâtı bulunuyor. Bazı ABD’li planlamacıların, sınırlı süreli ancak yüksek yoğunluklu saldırıların Tahran’ın müzakere tutumunu değiştirebileceğini düşündüğü aktarılıyor.
İki ülkenin askerî hazırlıkları da artırdığı bildirildi. Uçakların Irak üzerinde saldırı senaryolarına yönelik uçuşlar yaptığı, birliklerin hedef tespiti ve koordinasyon başlıklarında tatbikat yürüttüğü kaydedildi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail ziyareti sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bölgesel tehditler ve İran dosyasını görüştüğü de haberlerde yer aldı.
Hazırlıkların bir saldırı emri anlamına gelmediği vurgulanıyor. Trump’ın yıl içinde geniş çaplı çatışmaya dönüş ihtimali taşıyan bazı askerî seçenekleri geri çevirdiği, en son bu ay içinde iki ordunun harekâta yaklaşmasına rağmen saldırıyı ertelediği bildirildi.
Muhtemel hedefler nükleer ve askerî tesisler
Planlarda İran’ın nükleer tesisleri, balistik füze envanteri, insansız hava aracı kapasitesi ve enerji altyapısının öne çıkan hedefler arasında olduğu belirtiliyor. Merkezi İran’daki derin yer altı nükleer bağlantılı bir tesisin de olası hedef listesinde bulunduğuna dair bilgiler paylaşıldı.
Enerji tesislerinin hedef alınması konusunda farklı değerlendirmeler var. Bazı yetkililerin, benzin fiyatlarında yeni artışlara neden olmamak için rafineriler ve petrol altyapısının hedef listesinin dışında tutulmasını savunduğu bildirildi. Buna karşılık enerji altyapısının diğer bölümlerinin askerî baskı seçeneği içinde kalabileceği aktarılıyor.
İran’a yönelik önceki çatışma döneminin küresel enerji fiyatlarını ve enflasyon beklentilerini etkilediği hatırlatılıyor. Bu nedenle olası yeni saldırıların kapsamı, yalnızca askerî sonuçları değil, petrol arzı ve deniz ticareti üzerindeki olası etkileri bakımından da yakından izleniyor.
Seçim takvimi ve askerî yığınak zamanlamayı etkiliyor
Trump, daha önce 3 Kasım’daki ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmeyeceğini açıklamıştı. Seçim sonrasına işaret eden planlamada siyasi takvimin yanı sıra askerî konuşlanmanın da etkili olduğu belirtiliyor.
Haberlere göre ABD’nin bölgeye gönderdiği üç uçak gemisi, binlerce deniz piyadesi, savaş uçakları ve özel kuvvet unsurlarının kasım başında tam kapasiteyle hazır olması bekleniyor. Gece saatlerinin uzamasının da hava saldırısı planlamasında bir unsur olarak değerlendirildiği aktarılıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler de takvimi etkileyebilecek başlıklardan biri. Netanyahu’nun seçimi kaybetmesi hâlinde geçici hükümet başkanı statüsüne düşebileceği ve böyle bir durumda geniş çaplı askerî karar almasının siyasi olarak zorlaşabileceği yorumları yapılıyor.
Buna rağmen bazı haberlerde ekim ayı içinde sınırlı bir harekât ihtimalinin tamamen dışlanmadığı belirtildi. Mevcut bilgiler, ABD Başkanı’nın açık onayı olmadan saldırı başlatılmayacağına işaret ediyor.
Diplomasi sürerken Tahran misilleme tehdidinde bulundu
Washington ile Tahran arasındaki dolaylı görüşmeler arabulucular üzerinden devam ediyor. İran yönetimi, müzakerelere dönülmesi için ABD yaptırımlarının, askerî tehditlerin ve deniz ablukasına ilişkin uygulamaların sona ermesini istiyor. Washington ise nükleer program ve bölgesel güvenlik başlıklarında somut adım talep ediyor.
Hürmüz Boğazı’nın statüsü görüşmelerdeki temel anlaşmazlık alanlarından biri olmaya devam ediyor. Küresel petrol sevkiyatında kritik öneme sahip boğazdaki belirsizlik, enerji piyasalarında jeopolitik risk primini yüksek tutuyor.
İranlı yetkililer, yeni bir saldırının daha geniş çaplı karşılıkla sonuçlanacağı uyarısında bulundu. Olası misilleme hedefleri arasında bölgedeki enerji tesisleri, veri merkezleri ve deniz altı iletişim kabloları sayıldı. İran yönetimi ayrıca zenginleştirilmiş nükleer materyalin ülke dışına çıkarılmasına sıcak bakmadığını bildirdi.
İran’ın üst düzey güvenlik yetkilileri, yeni bir saldırı hâlinde Körfez’deki petrol tesisleri, deniz altı kabloları, veri merkezleri ve yapay zekâ altyapısının da hedef alınabileceğini söyledi. Tahran, olası karşılığın belirli bir bölgeyle veya kısa bir süreyle sınırlı kalmayacağını savunurken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de ülkesinin diplomasiye olduğu kadar savaşa da hazır olduğunu belirtti.
Diplomatik temaslar devam ederken ABD ve İsrail’in askerî hazırlıkları, Tahran üzerindeki pazarlık baskısını artıran bir unsur olarak da görülüyor. Ancak mevcut planların uygulanıp uygulanmayacağı, Trump yönetiminin seçim sonrasında vereceği siyasi karara bağlı olacak.
Sıkça Sorulanlar
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırı planı ne zaman uygulanabilir?
Haberlere göre olası harekât için 3 Kasım 2026'daki ABD ara seçimleri sonrası işaret ediliyor. Bölgedeki ABD askerî unsurlarının kasım başında tam kapasiteye ulaşması beklenirken, Donald Trump henüz saldırı onayı vermedi.
İran'a yönelik olası saldırılarda hangi hedefler öne çıkıyor?
Planlarda İran'ın nükleer tesisleri, balistik füze envanteri, insansız hava aracı kapasitesi ve enerji altyapısının bazı bölümleri yer alıyor. Operasyonun yaklaşık üç gün sürebilecek yoğun hava saldırıları biçiminde tasarlandığı bildiriliyor.
İran olası ABD-İsrail saldırısına nasıl karşılık vereceğini açıkladı?
İranlı yetkililer, karşılığın kısa süreli veya sınırlı olmayacağını söyledi. Yetkililer, Körfez'deki enerji tesisleri, veri merkezleri, yapay zekâ altyapısı ve deniz altı iletişim kablolarının hedef alınabileceği uyarısında bulundu.
Hürmüz Boğazı neden ABD ile İran arasındaki görüşmelerde önemli?
Hürmüz Boğazı, küresel petrol sevkiyatının kritik geçiş noktalarından biridir. İran boğaz ve deniz ablukasıyla ilgili uygulamaların sona ermesini isterken, ABD nükleer program ve bölgesel güvenlik başlıklarında ilerleme talep ediyor.
