2024 verilerinde 2,3 milyon enfeksiyon bağlantılı kanser
Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının küresel analizi, 2024 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni kanser vakasının enfeksiyonlarla ilişkilendirilebileceğini ortaya koydu. Sayı, dünyadaki tüm yeni kanser tanılarının yaklaşık yüzde 12’sine, başka bir ifadeyle her sekiz vakadan yaklaşık birine karşılık geliyor.
The Lancet Oncology’de yayımlanan analiz, insanlarda kansere neden olduğu bilinen 12 enfeksiyöz etkeni inceledi. Araştırmacılar, söz konusu etkenlerin yol açabildiği kanser türleriyle birlikte toplam 37 enfeksiyon-kanser eşleşmesini değerlendirdi.
Araştırma, enfeksiyonların kansere yakalanan her kişide doğrudan ve tek başına belirleyici olduğu anlamına gelmiyor. Genetik yatkınlık, sigara kullanımı, çevresel maruziyetler, yaş ve bağışıklık sistemi gibi etmenler de kanser gelişiminde rol oynuyor. Enfeksiyonun ardından kanser gelişmesi yıllar, bazı durumlarda onlarca yıl sürebiliyor.
En yüksek yük H. pylori ve HPV kaynaklı
Mideye yerleşebilen Helicobacter pylori bakterisi, yaklaşık 760 bin vakayla enfeksiyonla bağlantılı kanserlerin başlıca nedeni olarak hesaplandı. H. pylori özellikle mide kanseriyle ilişkilendirildi; bakterinin uzun süreli mide iltihabına ve hücresel hasara neden olabilmesi riski artıran mekanizmalardan biri kabul ediliyor.
İnsan papilloma virüsü, yani HPV, yaklaşık 750 bin vakayla ikinci sırada yer aldı. HPV, rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamıyla bağlantılı görülürken boğaz, anüs, penis, vajina ve vulva kanserlerinde de rol oynayabiliyor. Araştırma, 2024’teki tüm yeni kanser tanılarının yaklaşık yüzde 4’ünü HPV ile ilişkilendirdi.
Hepatit B virüsü yaklaşık 360 bin, Epstein-Barr virüsü yaklaşık 260 bin ve hepatit C virüsü yaklaşık 160 bin vakayla sonraki sıralarda bulundu. Hepatit B ve hepatit C ağırlıkla karaciğer kanseri riskini artırırken Epstein-Barr virüsü bazı lenfomalar, geniz kanseri ve mide kanseriyle ilişkilendiriliyor.
Analizde HIV, Kaposi sarkomuyla ilişkili herpes virüsü, insan T hücreli lösemi virüsü tip 1, bazı parazitler ve Merkel hücreli poliomavirüs de kanserojen enfeksiyonlar arasında sayıldı. HIV, bağışıklık sistemini zayıflatarak diğer kanserojen virüslerin etkisini artırabilen etkenler arasında bulunuyor.
Kanser riski enfeksiyondan yıllar sonra gelişebiliyor
Enfeksiyon taşıyan kişilerin büyük çoğunluğu kanser olmuyor. Kanser riski; enfeksiyonun kalıcılığı, tedaviye erişim, bağışıklık durumu, genetik özellikler ve çevresel etkenlerin birleşimine göre değişiyor.
Bazı mikroorganizmalar sürekli iltihap oluşturarak doku hasarını ve hücre yenilenmesini artırıyor. H. pylori ile hepatit virüsleri, uzun süreli iltihap üzerinden hücresel değişimlere zemin hazırlayabiliyor. Epstein-Barr virüsü ve HPV ise hücre büyümesini düzenleyen biyolojik mekanizmaları bozarak kanserleşme riskine katkı sağlayabiliyor.
Coğrafi dağılım da belirgin farklılık gösterdi. Enfeksiyonla ilişkilendirilen kanser vakalarının yaklaşık yüzde 42’si Doğu Asya’da hesaplandı. Düşük ve orta gelirli ülkeler, toplam enfeksiyon bağlantılı kanser yükünün yaklaşık yüzde 77’sini taşıdı. Aşı programları, tarama olanakları ve enfeksiyon tedavisine erişimdeki eşitsizlikler bölgesel farklarda etkili oluyor.
Araştırmacılar, küresel kanser kayıtlarının niteliğinin ülkeler arasında değiştiğine de işaret etti. Yüksek kaliteli kanser kayıtlarının dünya nüfusunun sınırlı bir bölümünü kapsaması, bazı bölgelerdeki tahminlerin olduğundan düşük ya da yüksek hesaplanmasına neden olabilir.
Aşı, tarama ve tedavi riskin azaltılmasında etkili
Araştırma, enfeksiyonla ilişkili kanserlerin önemli bölümünde önleme araçlarının bulunduğunu gösteriyor. Hepatit B aşısı, kronik hepatit B enfeksiyonunu ve enfeksiyonla bağlantılı karaciğer kanseri riskini azaltıyor. HPV aşısı da rahim ağzı kanseri başta olmak üzere yüksek riskli HPV türleriyle ilişkili birçok kanser için koruma sağlıyor.
Rahim ağzı kanseri taramalarında kullanılan Pap testi ve HPV testi, kanser öncesi hücresel değişikliklerin erken saptanmasına yardımcı olabiliyor. H. pylori enfeksiyonu nefes, dışkı veya başka klinik testlerle tespit edilebiliyor; uygun antibiyotik tedavisi bakterinin temizlenmesini ve uzun vadeli mide kanseri riskinin düşmesini sağlayabiliyor.
Hepatit C için etkili antiviral tedaviler bulunurken HIV tedavisi bağışıklık sisteminin korunmasına katkı sunuyor. Güvenli cinsel ilişki yöntemleri, steril enjeksiyon uygulamaları ve düzenli testler de HPV, HIV ve hepatitlerin bulaşma riskini azaltabiliyor.
Epstein-Barr virüsü için onaylı etkili bir aşı henüz bulunmuyor. Buna karşılık, Epstein-Barr virüsüne yönelik bazı aşı adayları klinik araştırmalarda inceleniyor. Uzmanlar, aşılamanın yaygınlaştırılması, tarama hizmetlerinin güçlendirilmesi ve tedaviye erişimin artırılmasının enfeksiyonla bağlantılı kanser yükünü azaltabileceğini vurguluyor.
Sıkça Sorulanlar
Enfeksiyonlar 2024'te kaç kanser vakasıyla ilişkilendirildi?
Küresel analiz, 2024 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni kanser vakasını enfeksiyonlarla ilişkilendirdi. Tahmin, dünyadaki yeni kanser tanılarının yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geliyor.
Kanserle en sık ilişkilendirilen enfeksiyonlar hangileri?
Helicobacter pylori yaklaşık 760 bin, HPV yaklaşık 750 bin vakayla ilk iki sırada yer aldı. Hepatit B, Epstein-Barr virüsü ve hepatit C de enfeksiyonla ilişkili kanser yükünde öne çıkan etkenler arasında bulundu.
Enfeksiyon taşıyan herkes kanser olur mu?
Hayır. Enfeksiyon taşıyan kişilerin çoğu kanser geliştirmez; genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi, çevresel etkenler ve enfeksiyonun süresi riski etkiler. Kanser gelişimi enfeksiyondan yıllar sonra görülebilir.
Enfeksiyonla ilişkili kanser riski nasıl azaltılabilir?
HPV ve hepatit B aşıları, rahim ağzı kanseri taraması, H. pylori testi ve uygun tedaviler riski azaltmaya yardımcı olabilir. Hepatit C ve HIV için test, tedavi ve koruyucu sağlık hizmetleri de önem taşıyor.
