YAŞASIN, SALGIN BİTTİ… – Airline Haber

Değerli okurlar, ekonomik sıkıntılar ile Omicron tahterevalli gibi. Bir gün biri gündemde, öteki gün diğeri yükseliyor. Hiç kuşkusuz ekonomi daha ağır basıyor ama tüm dünyada Omicron endişesi ve korkusu artmaya başladı.

Tabii bizde omicronu falan sallayan yok. Müjdeler olsun, salgın bitti ! Maskeler fora… “Nasıl olsa öldürmüyormuş, yakalansan bile hafif atlatıyormuşsun” diyenler işyerlerinde, kalabalık yerlerde maskeleri çıkartıyor. Bunda ekonominin etkisi yok mu? Tabii ki var. Koruyup korumadığı kuşkulu sıradan bir maske ortalama 1 TL.. Günde 4 defa değiştirsen ayda 120 TL yapar.

Aynı maskeyi 2 gün 3 gün takanlar çoğunlukta. Bir de maskeye olağanüstü güç vehmedenler var. Onlara göre, vücudunun herhangi bir yerinde olan maske elektromanyetik bir alan oluşturarak (!) kişiye virüsü yaklaştırmıyor.. Adam bileğine takmış, dirseğine takmış, boynuna indirmiş , o maskenin kendisini koruyacağını düşünüyor. Masken var mı, var? Nerene takarsan tak… Cehalet dizboyu… Bu omicron denen illetin toplasan 50 damlacıkla, yani 1-2 dakikalık bir karşılıklı kısa görüşme sırasında bulaştığını bilmiyor. Çünkü okumuyor, izlemiyor, bilim insanlarını dinlemiyor. Sonuçta faturayı hep beraber ödüyoruz, ödemeye de devam edeceğiz.

AŞISIZLARA NEGATİF AYRIMCILIK…

Derken Sağlık Bakanlığı yeni kuralları açıkladı. Aşısızlara ve aşı sürecini tamamlamayanlara meydanı açtı. Yani meğer salgın bitmiş de, biz farketmemişiz ! Sonra ne olduysa 24 saat geçmeden kuralları revize etti. Huzurevi, bakımevi ve cezaevlerinde görevli olanların yanısıra yurtiçi uçak seferlerini kullanarak seyahat edeceklere de PCR  zorunluluğu tekrar getirildi. Pilotlar ve kabin memurları direkten döndü anlayacağınız. Ama pandeminin başlangıcından bu yana en ciddi zarar gören meslek gruplarından biri de  uçuş personeliydi. Yaşamını yitirenleri rahmetle anıyoruz ancak kaç personelin covide yakalandığını bilmiyoruz. Oysa bu bilgiler şirketlerde var. Yetkili sendika Hava İş’in de THY çalışanları ile ilgili bilgi sahibi olması gerekmez mi? Aynı şekilde Sivil Toplum Kuruluşlarının (vakıflar ve dernekler) da bu bilgiler derlemesi gerekirdi bugüne kadar. Mesela THY’de aşı olmayan veya gerekli 2 veya 3 aşısı tamamlanmayan kaç personel var, biliyor muyuz? Bu arkadaşların özellikle aşı karşıtlarının diğer personelin veya yolcuların yaşamlarını riske etmeleri karşısında ne gibi bir tedbir düşünülüyor? Aşı olmayanlara göz yummak, zincirleme olarak bir tehdit oluşturmuyor mu? Mesela omicronun özelliğinden dolayı personel arasında hızla artan vakalar nedeniyle yarın uçuracak pilot veya kabin ekibi bulamazsanız, sefer iptallarine giderseniz bundan en büyük zararı -kapitalist anlayışa göre- şirket görmeyecek mi? Ondan sonra temaslıları uçurmak zorunda kalır, virüsün daha da yayılmasına sebep olursunuz. O nedenle aşı olmayanları bir an önce tespit edip bu bilimden nasibini almamış arkadaşlara “negatif ayrımcılık” yapmak belki bir çözüm olabilir.

PAPUA YENİ GİNE’YE BİLE GİREMİYORUZ…

Turizm mevsimi yaklaşıyor. Birkaç ay sonra yurtdışından geleceklere, kısıtlama ve şartlar gevşetilirse  hatta kalkarsa şaşırmayın. Bu anlayışla biz bu virüsle daha uzun süre birlikte yaşarız. Zaten sorunları çözemeyince onlarla birlikte yaşamak gibi orijinal (!) bir felsefemiz var. Deprem gerçeği ile yaşamak, enflasyonla birlikte yaşamaya alışmak…

Bakın FAS bile bizden daha tedbirli. Sadece tahliye uçuşlarına izin veriyor. Gardaş Can Azerbaycan ise, “18 yaş üstü Türk vatandaşlarından tam olarak aşılandığını gösterir QR kodlu Covid-19 aşı sertifikası ya da Covid-19’dan iyileştiğini gösteren sertifika” istiyor.

Bhutan bile bizden sıkı : “Butan’a giriş yapacak tüm yabancıların yola çıkmadan en fazla 72 saat önce alacakları Covid-19 negatif test sonuç belgesini varışta ibraz etmeleri ve online sağlık bildirim formu doldurmaları gerekiyor. Ülkeye giren herkes 21 günlük zorunlu kurumsal karantinaya tabi tutuluyor.”
THY web sitesindeki bilgiye göre, “Türkiye konumundan gelen ve COVID-19 aşısının gerekli tüm dozlarını yaptırdığına dair belgesi olan çoğu yolcunun henüz Papua Yeni Gine konumuna girmesine izin verilmemektedir.” Nasıl ama? Beylikdüzü kadar nüfusu olan kıytırık bir ülke bizim aşıları  tanımıyor.

İşin ciddiyetinin farkına bir an önce varmazsak korkarım, iş “sürü bağışıklığına” dönecek ve toplumun büyük bölümü bu virüse yakalanacak. Bu da ekonomiyi ve doğal olarak havacılık sektörünü vuracak. Yani başa döneceğiz…

Kaynak: Airline Haber