TOBB Türkiye Sivil Havacılık Meclisi Yeni Dönem — Son Dakika Havacılık Haberleri | Türk Hava Yolları, Pegasus, Sunexpress, Corendon, Havacılık, Havayolları, Havalimanları, Havaalanları, THY, Hostes, Pilot, Uçak, Kabin Memuru, SHGM, DHMİ

Değerli Okurlar,

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker’in TOBB Türkiye Sivil Havacılık Meclisi Başkanlığı’na seçilmesi, ilk bakışta rutin bir görev değişikliği gibi görülebilir. Ancak sektörün iç dinamikleri dikkate alındığında bu tercih, Türk Sivil Havacılığının önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritası açısından önemli mesajlar içeriyor. Zira bugüne kadar THY’nin genel müdürleri düzeyinde temsil edilen meclisin, artık şirketin en üst yönetim makamı tarafından temsil edilecek olması hem meclisin kurumsal ağırlığını hem de sektörün karar alma süreçlerindeki etkinliğini artırabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Bunun en önemli nedeni ise sektörün son yıllarda benzeri görülmemiş ölçüde çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya kalması. Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan jeopolitik kırılganlıklar, Orta Doğu’da giderek genişleyen çatışma ortamı, hava sahalarının zaman zaman kapanması, uzayan uçuş rotaları, artan sigorta ve operasyon maliyetleri, havayollarının planlamalarını her geçen gün daha karmaşık hale getiriyor. Buna küresel ekonomideki belirsizlikler, yüksek finansman maliyetleri ve tedarik zincirindeki aksaklıklar da eklendiğinde, sektörün yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik kararlar almak zorunda olduğu bir dönem yaşanıyor.

Öte yandan gündem sadece operasyonel risklerden ibaret değil. Avrupa Birliği’nin çevre ve sürdürülebilirlik politikaları kapsamında devreye giren karbon emisyonu uygulamaları, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanımına yönelik zorunluluklar, dijitalleşme yatırımları, hava trafik yönetimindeki yeni standartlar ve uluslararası regülasyonlar, Türk Havacılık Sektörünün rekabet gücünü doğrudan etkileyecek başlıklar arasında yer alıyor. Bu süreçte kamu ile özel sektör arasında güçlü bir eşgüdüm sağlanması, sektörün ortak taleplerinin doğru platformlarda dile getirilmesi ve çözüm mekanizmalarının hızlandırılması her zamankinden daha büyük önem taşıyor.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz

Köln Bonn Meydanı bir Türk’e emanet! Şeker, TOBB Sektör Meclisi Başkanı Havacılığı THY adına temsil edecek

thumbnail

Türkiye’nin Farnborough 2026 Karnesi

thumbnail

İstanbul Havalimanı ve THY Avrupa’da Zirvede

Tam da bu noktada Murat Şeker’in profili dikkat çekiyor. Akademik birikiminin yanı sıra kamu yönetimi ve bürokrasiyle kurduğu güçlü iletişim, Türk Hava Yolları’nın yönetimindeki stratejik deneyimi ve sektörün farklı paydaşlarıyla geliştirdiği ilişkiler, TOBB Türkiye Sivil Havacılık Meclisi’nin daha etkin bir koordinasyon merkezi haline gelmesine katkı sağlayabilir. Sektörde dile getirilen beklenti de tam olarak bu yönde. Meclisin yalnızca sorunların konuşulduğu bir platform olmanın ötesine geçerek, çözüm üreten, politika geliştiren ve kamu otoriteleriyle sektör arasında daha güçlü bir köprü kuran bir yapıya dönüşmesi isteniyor.

Türkiye, son yirmi yılda küresel havacılıkta önemli bir oyuncu haline geldi. İstanbul’un uluslararası aktarma merkezi konumu, THY’nin dünya ölçeğindeki büyüklüğü ve havacılık ekosisteminin ulaştığı kapasite, artık sektörel meselelerin yalnızca şirketler bazında değil, ulusal strateji perspektifiyle ele alınmasını gerektiriyor. Bu nedenle TOBB Türkiye Sivil Havacılık Meclisi’nin daha görünür, daha etkili ve daha güçlü temsil kabiliyetine sahip olması, sadece sektör için değil, Türkiye’nin küresel havacılık hedefleri açısından da önem taşıyor.

Bu açıdan bakıldığında Prof. Dr. Murat Şeker’in meclis başkanlığına seçilmesi, sadece bir görev değişimi değil; sektörün daha güçlü temsil edilmesi, kamu-özel sektör diyaloğunun derinleşmesi ve özellikle kriz dönemlerinde ortak aklın daha etkin işletilmesi adına önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki dönemde bu beklentilerin ne ölçüde karşılık bulacağını ise meclisin ortaya koyacağı inisiyatifler ve sektörün kronik sorunlarına üreteceği somut çözümler gösterecek.
THY İştiraklerinin Stratejik Durumu!
Çalışma hayatının en temel demokratik mekanizmalarından biri hiç kuşkusuz sendikal örgütlenmedir. Türk Hava Yolları ekosisteminde bugün sendikal yapı yalnızca THY A.O., THY Teknik A.Ş. ve THY DO&CO İkram Hizmetleri A.Ş’ de bulunuyor. Zaman zaman sendikaların etkinliği, temsil gücü veya çalışan beklentilerini ne ölçüde karşılayabildiği eleştirilebilir; hatta birçok çalışan açısından hayal kırıklığı yaratan uygulamalar da yaşanmış olabilir. Ancak bütün bu eleştiriler, sendikal örgütlenmenin varlığını değersizleştirmez. Çünkü bugün çalışanların sahip olduğu ücret, sosyal hak ve toplu iş sözleşmesi kazanımlarının büyük bölümü, yarım asrı aşan sendikal mücadelenin ve toplu pazarlık kültürünün bir sonucudur.

Sendikalar yalnızca ücret pazarlığı yapan yapılar değildir. Aynı zamanda çalışanların yönetime kurumsal bir kanaldan ulaşabildiği, sorunlarını ortak akılla dile getirebildiği ve iş barışına katkı sağlayabildiği demokratik temsil mekanizmalarıdır. Ne var ki son yıllarda sendikal hareketin siyasi tartışmaların gölgesinde değerlendirilmesi, çalışanların sendikal tercihlerini özgürce kullanabilmesine ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor. Oysa sendikal özgürlük, yalnızca uluslararası çalışma normlarının değil, Anayasa’nın güvence altına aldığı temel haklardan biridir. Çalışanların örgütlenme yönündeki taleplerinin özgür iradeyle şekillenebilmesi, sağlıklı bir çalışma hayatının vazgeçilmez unsurudur.

THY Hizmetleri A.Ş.’nin kurulması ve uzun yıllar farklı taşeron şirketlerde çalışan personelin tek çatı altında toplanması, kuşkusuz Ahmet Bolat döneminin en önemli kurumsal adımlarından biri olarak hafızalarda yerini aldı. Bu model, istihdamın daha kurumsal bir zemine taşınması bakımından önemli bir kazanım sağladı. Ancak aradan geçen süreçte ücret politikaları, sosyal haklar, izin uygulamaları ve özlük haklarına ilişkin çalışanlar arasında dile getirilen beklentiler de giderek arttı. Bu taleplerin en doğal muhatabı ise diyalog ve müzakere zemini olmalıdır. Çalışanların sesini kurumsal bir yapı içinde duyurmak istemesi, çalışma hayatının olağan işleyişinin bir parçasıdır.

Hiçbir çalışan, kurumun büyümesini engelleyecek ya da Türkiye’nin en önemli markalarından birine zarar verecek bir anlayışın parçası olmak istemez. Tam tersine, güçlü kurumların güçlü çalışanlarla ayakta kalacağına inanır. Bu nedenle sendikal örgütlenme taleplerine bir tehdit olarak değil, kurumsal aidiyeti güçlendirecek, sorunları masada çözmeye katkı sağlayacak bir sosyal diyalog fırsatı olarak bakılmalıdır. Çalışanların doğum izninden mazeret izinlerine, çalışma koşullarından sosyal haklara kadar yaşadıkları sorunları kurumsal temsil yoluyla dile getirebilmeleri, modern çalışma hayatının doğal bir gereğidir.

Türk Hava Yolları’nın yeni Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker’in, katılımcı yönetim anlayışı ve kurumsal vizyonuyla bu alanda da yapıcı bir yaklaşım sergileyeceğine yönelik beklentiler bulunuyor. Çalışanların anayasal çerçevede güvence altına alınmış örgütlenme haklarının korunması, sosyal diyaloğun güçlendirilmesi ve ortak aklın kurumsal kültürün bir parçası haline gelmesi, yalnızca çalışanların değil, kurumun sürdürülebilir başarısının da en önemli teminatlarından biri olacaktır. Güçlü bir havacılık sektörü, ancak kendini özgürce ifade edebilen, yönetime güven duyan ve sorunlarını diyalog yoluyla çözebilen çalışanlarla mümkün olabilir.

Hepinize mutlu, sağlıklı ve başarılı bir hafta dilerim…

Kaynak: Airline Haber