Değerli okurlar,
Farnborough 2026 geride kaldı.
Fuarın ardından kamuoyuna yansıyan ilk tablo oldukça basitti: Boeing 173, Airbus 154 uçak…
Bu rakamlara bakarak Boeing’in fuarı önde tamamladığını söylemek mümkün. Ancak havacılık sektöründe manşetlere yansıyan rakamlar kadar, o rakamların altındaki dipnotlar da önemli.
Bunlara da Göz Atabilirsiniz
Köln Bonn Meydanı bir Türk’e emanet! Şeker, TOBB Sektör Meclisi Başkanı Havacılığı THY adına temsil edecek

Qantas A350-1000ULR 19 Saatlik Test Uçuşunu Tamamladı

Farnborough’da Boeing, Airbus’ı Siparişlerde Geçti
Çünkü Boeing’in açıkladığı 173 uçaklık toplam ile Airbus’ın açıkladığı 154 uçaklık toplam, aynı hukuki ve ticari statüdeki işlemlerden oluşmuyor.
Bu nedenle daha en başta şu düzeltmeyi yapmak gerekiyor:
Boeing Farnborough’da 173, Airbus ise 154 kesin sipariş almadı.
İki üretici, bu sayılarda uçağı kapsayan ticari işlemler açıkladı. Bu toplamların içinde yeni ve kesin siparişlerin yanı sıra daha önce sipariş defterine giren ancak müşterisi açıklanmayan uçaklar, henüz kesin sözleşmeye dönüşmemiş taahhütler, mutabakat zabıtları ve satın alma hakları da bulunuyor.
Rakamlar Boeing’i öne çıkarmış olabilir. Fakat fuarın gerçek sonucunu anlamak için bu uçakların kaçının gerçekten yeni ve kesin sipariş olduğuna bakmak gerekiyor.
Rakamların arkasındaki gerçek
Airbus’ın kamuoyuna yansıyan 154 uçaklık toplamının 131’i yeni ve açık biçimde kesin siparişlerden oluşuyor. Ayrıca daha önce sipariş defterine girmiş 14 uçağın müşteri kimliği fuarda açıklandı. Dokuz uçak ise mutabakat aşamasında kaldı.
Boeing tarafındaki tablo daha karmaşık.
Boeing’in 173 uçaklık toplamında en az 125 yeni ve açık kesin sipariş bulunuyor. Bunun yanında daha önce sipariş defterine giren 16 uçak, müşterisi açıklanarak yeniden duyuruldu. Yaklaşık 32 uçak ise fuar sırasında henüz nihai sözleşmeye bağlanmamıştı.
Riyadh Air işleminin hangi tarihte ve hangi statüde sipariş defterine işlendiğine bağlı olarak Boeing’in kesin sipariş rakamını daha yüksek hesaplayan sektör veri tabanları da var. Ancak bu farklılık bile aslında temel sorunu ortaya koyuyor:
Fuar siparişlerini tek bir toplam rakam üzerinden karşılaştırmak sağlıklı değil.
Açıklamada 173’e karşı 154 tablosu, fuarda duyurulan ticari işlemlerin toplamını gösteriyor. İşlemlerin tamamının yeni ve kesin sipariş olduğunu göstermiyor.
Dolayısıyla fuarın kazananını bu iki rakama bakarak ilan etmek, havacılık sektörünün karmaşık sipariş sistemini fazlasıyla basitleştirmek olur.
Fuarın en önemli müşterisi: SMBC
Farnborough 2026’nın bana göre en dikkat çekici gelişmesi, dünyanın önde gelen uçak kiralama şirketlerinden SMBC Aviation Capital’ın aynı gün hem Airbus’a hem Boeing’e 100’er uçaklık sipariş vermesiydi.
SMBC, Airbus’tan 65 A321neo ve 35 A320neo olmak üzere 100 uçak aldı. Boeing tarafında ise 60 adet 737-10 ve 40 adet 737-8 sipariş etti.
Toplam 200 uçak…
Bu siparişler ilk bakışta Airbus ile Boeing arasındaki yarışın berabere kaldığını düşündürebilir. Ancak SMBC’nin tercihi, bundan daha önemli bir mesaj taşıyor.
Büyük kiralama şirketleri artık tek bir üreticiye, tek bir motor ailesine veya tek bir teslimat programına bağımlı kalmak istemiyor. Üretim gecikmeleri, motor sorunları, tedarik zinciri darboğazları ve sertifikasyon belirsizlikleri nedeniyle risklerini dağıtıyorlar.
SMBC’nin Airbus ve Boeing’e aynı büyüklükte sipariş vermesi, iki üreticiye duyulan koşulsuz güvenin değil, aksine sektör risklerinin dengeli biçimde yönetilmesinin sonucu.
Bugün uçak kiralama şirketlerinin en önemli varlığı doğru tarihte teslim edilecek uçaktır.
Teslimat tarihi belirsiz bir uçak, sipariş defterinde ne kadar değerli görünürse görünsün, havayolunun büyüme planını gerçekleştiremez.
Airbus’ın en güçlü silahı A321neo
Airbus açısından fuarın en güçlü ürünü yine A321neo oldu.
SMBC’nin 65 uçaklık tercihi ile flynas’ın verdiği 20 uçaklık sipariş, A321neo’nun dar gövdeli uçak pazarındaki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu.
A321neo klasik bir tek koridorlu uçak değil. Daha yüksek yolcu kapasitesi ve uzun menzil avantajı sayesinde, geçmişte Boeing 757’nin kullandığı pazara yerleşiyor. Aynı zamanda düşük yoğunluklu uzun hatlarda geniş gövdeli uçak kullanmak istemeyen havayollarına daha düşük maliyetli bir seçenek sunuyor.
Bu nedenle A321neo, Airbus’ın Boeing karşısındaki en önemli ticari silahı olmaya devam ediyor.
Airbus’ın fuardaki diğer önemli başarısı ise A350-1000 oldu.
Riyadh Air’in altı ilave A350-1000 siparişi vermesi ve Philippine Airlines’ın dokuz uçak için mutabakat imzalaması, A350-1000’in uzun menzilli pazarda daha fazla alan kazandığını gösterdi.
Özellikle Boeing 777X programında yaşanan sertifikasyon ve teslimat gecikmeleri, Airbus’a önemli bir fırsat sunuyor.
A350-1000 bugün geciken 777-9’a karşı teslimat takvimi daha öngörülebilir bir alternatif olarak pazarlanıyor.
Airbus’ın daha büyük bir A350 türevi üzerinde değerlendirme yaptığına ilişkin tartışmalar da bu stratejinin devam edeceğini gösteriyor.
Airbus, Boeing’in gecikmelerin açtığı ticari alanı doldurmaya çalışıyor.
Boeing’in siparişten daha büyük bir sorunu var
Boeing’in fuarda en önemli kazanımlarından biri, SMBC’nin 60 adet 737-10 siparişi oldu.
737-10 henüz sertifikasyon sürecini tamamlamamış bir model. Buna rağmen dünyanın önde gelen kiralama şirketlerinden birinin bu uçaktan 60 adet sipariş etmesi, modelin uzun vadeli ticari geleceğine duyulan güven açısından önemli.
Luxair’in iki 737-10 opsiyonunu kesin siparişe çevirmesi de bu açıdan dikkat çekici.
Ancak Boeing için sorun sipariş bulmak değil.
Boeing’in önündeki asıl sınav, bu siparişleri sertifikasyon, üretim ve teslimat programlarına uygun biçimde gerçekleştirebilmek.
737 MAX 7 ve MAX 10’un sertifikasyon takvimleri, 777X programındaki gecikmeler, 787 teslimat hızları, üretim kalitesi ve tedarik zinciri sorunları Boeing’in önündeki temel başlıklar olmaya devam ediyor.
Boeing’in sipariş defteri dolu olabilir. Ancak bir üreticinin başarısı sattığı uçağı söz verdiği tarihte ve istenen kaliteyle teslim edip edemediğiyle ölçülüyor.
Farnborough’da Boeing’in sipariş rakamı Airbus’tan yüksek çıktı. Fakat şirketin gerçek başarısı, bu siparişlerin önümüzdeki yıllarda üretim hattından ne kadar düzenli çıkacağıyla belli olacak.
Boeing asıl yarışı fabrikada kazanılacak.
Geniş gövdede Boeing önde göründü, ancak tablo karmaşık
Boeing, geniş gövdeli uçaklarda daha fazla işlem açıkladı.
AerCap’in 15 adet 787-9 siparişi, 787 ailesinin kiralama pazarındaki güçlü konumunu destekledi. Uganda Airlines’ın dört 787-9 siparişi de Boeing’in Afrika’daki varlığı açısından önemliydi.
Riyadh Air’in 28 Boeing 787’yi kapsayan açıklaması ise fuarın en çok konuşulan işlemlerinden biri oldu. Ancak bu 28 uçağın tamamı yeni ve kesin sipariş değildi.
Uçakların 11’i daha önce müşterisi açıklanmayan siparişler arasında bulunuyordu. Kalan 17 uçağın ise işlemler tamamlandığında sipariş sistemine eklenmesi bekleniyordu. Anlaşma ayrıca bazı uçakların 787-10 modeline dönüştürülmesini de içeriyordu.
Benzer bir durum Philippine Airlines için de geçerliydi.
15 adet 787-10 için nihai sözleşmeye tabi bir taahhüt açıkladı. Beş uçaklık ek satın alma fırsatı da anlaşmaya eklendi. Ancak açıklama tarihinde bu 15 uçak henüz Boeing’in kesin sipariş defterinde değildi.
Bu nedenle Boeing’in geniş gövdeli uçaklarda güçlü bir fuar geçirdiği söylenebilir. Fakat açıklanan bütün uçakları yeni kesin sipariş olarak değerlendirmek doğru olmaz.
MSC Air Cargo’nun beş adet 777-8F siparişi de yeni bir sipariş değildi. Uçaklar daha önce kimliği açıklanmayan müşteri adına Boeing’in sipariş defterine girmişti. Fuarda yapılan, müşterinin adının açıklanmasıydı.
Buna rağmen MSC gibi küresel bir lojistik şirketinin 777-8F’i tercih etmesi, programın ticari itibarı açısından önemli bir gelişme.
Farnborough’da asıl mücadele motorlarda yaşandı
Fuarın ilk dört gününde 904 motor siparişi açıklandı.
Bu rakam bize çok net bir şey söylüyor:
Havacılık sektöründeki temel darboğaz uçak gövdesi üretimi değil.
Motor bulunabilirliği, yedek motor erişimi, motorların kanat üzerinde kalabildiği süre, bakım kapasitesi ve parça tedariki havayollarının filo planlamasında en az uçak teslimatı kadar önemli hâle geldi.
IndiGo’nun 1.000’den fazla LEAP-1A motorunu kapsayan anlaşması, BOC Aviation’ın 300’e kadar CFM motoru içeren siparişi ve British Airways’in 63’e kadar A320neo ailesi uçağı için Pratt & Whitney GTF motorlarını seçmesi, fuarın motor tarafındaki büyüklüğünü gösterdi.
Burada dikkat çekici bir ayrıntı da var.
Fuarın ilk günündeki motor siparişleri konusunda ADS’nin kendi sayfasında bile iki farklı rakam yer aldı. Bir bölümde 446, başka bir bölümde 466 motor belirtildi.
Bu küçük gibi görünen tutarsızlık bile fuar rakamlarının dikkatle okunması gerektiğini gösteriyor.
Sonuçta Farnborough 2026’da uçaklar satıldı. Fakat sektörün gerçek mücadelesi motor, yedek parça, bakım kapasitesi ve zamanında teslimat üzerinde yaşandı.
Bir havayolu için sipariş ettiği uçak kadar, o uçağın motorunun ne zaman teslim edileceği ve bakım için kaç ay yerde kalacağı da önemli.
Beş güne yayılan fuarın ana mesajı
Fuarın ilk günü siparişlerin en yoğun açıklandığı gün oldu.
SMBC’nin Airbus ve Boeing’e verdiği toplam 200 uçaklık sipariş, Riyadh Air’in A350-1000 ve Boeing 787 işlemleri, Philippine Airlines’ın 787-10 taahhüdü ve helikopter anlaşmaları ilk günün gündemini oluşturdu.
İlk günün temel mesajı açıktı: Büyük kiralama şirketleri ve havayolları, gelecek yılların teslimat slotlarını bugünden güvence altına almaya çalışıyor.
İkinci gün ise uçak satışlarının yanında eğitim, bakım ve teknik altyapı öne çıktı.
AerCap, Uganda Airlines, Luxair ve Philippine Airlines’ın açıklamalarının yanı sıra Türk Hava Yolları–HAVELSAN, Turkish Technic–GE Aerospace anlaşmaları ve TUSAŞ’ın program açıklamaları dikkat çekti.
Üçüncü gün Airbus, flynas’ın 20 A321neo ve beş A330-900 siparişiyle öne çıktı. BermudAir’in 10 A220-300 siparişinin müşteri adıyla açıklanması da Airbus’ın A220 programı açısından önemliydi.
Boeing’in üçüncü gün büyük bir ticari uçak siparişi açıklamaması, yarışın ilk iki günde büyük ölçüde şekillendiğini gösterdi.
Dördüncü güne gelindiğinde tartışma artık kaç uçak satıldığından çok, bu uçakların nasıl üretileceğine dönmüştü.
İlk dört ticaret gününün sonunda 353 kesin uçak siparişi, 904 motor ve 62,9 milyar sterlinlik ticari anlaşma açıklandı. Birleşik Krallık ekonomisine tahmini katkının ise 10,8 milyar sterlin olacağı belirtildi.
Fuarın son günü olan “Pioneers of Tomorrow” programında ise genç mühendisler, pilot adayları, öğrenciler ve sektör temsilcileri bir araya geldi.
Bu bölüm, fuarda yarının insan kaynağıyla da ilgilendiğini gösterdi.
Çünkü havacılık sektörünün uçak kadar pilota, mühendise, teknisyene ve yazılım uzmanına da ihtiyacı var.
Embraer kendi pazarını koruyor
Airbus ile Boeing arasındaki rekabet fuarın ana gündemiydi. Ancak Embraer’in performansı da göz ardı edilmemeli.
Abra Group’un 20 kesin E195-E2 siparişi, Binter’in beş E195-E2 tercihi, Luxair’in üç kesin E195-E2 siparişi ve Fuji Dream Airlines’ın iki E175 alımı, Embraer’in 100 ila 150 koltuklu bölgesel uçak pazarındaki gücünü koruduğunu gösterdi.
Boeing’in bu sınıfta yeni üretim bir modelinin bulunmaması, Airbus’ın ise A220’yi giderek daha yüksek kapasite segmentine taşıması Embraer’e önemli bir hareket alanı bırakıyor.
Embraer, Airbus ve Boeing’le aynı büyüklükte sipariş açıklamıyor olabilir. Ancak rekabetin daha sınırlı olduğu bir pazarda güçlü konumunu sürdürüyor.
Bu da şirket açısından en az yüksek adetli siparişler kadar değerli.
Türkiye fuarda ne yaptı?
Farnborough 2026, Türkiye açısından ürün sergileme fuarı olmadı.
Resmî katılımı veya ürün sergisi doğrulanabilen Türk şirketleri arasında TUSAŞ, ASELSAN, TEI ve Alp Havacılık yer aldı.
TUSAŞ, HÜRJET’in tam ölçekli maketini statik alanda sergilerken KAAN, HÜRJET, T-70 ve T-925 programlarını anlattı.
ASELSAN; radar, elektro-optik, elektronik harp, haberleşme ve mühimmat çözümleriyle yer aldı.
TEI; TF6000, TS1400, PD170, TJ90, TJ65 ve PG50 motor ailesini tanıttı.
Alp Havacılık ise hassas havacılık parçaları ve yapısal üretim kabiliyetlerini sergiledi.
Bunun yanında Türk Hava Yolları, HAVELSAN, Turkish Technic ve Baykar da anlaşmalar ve teknoloji duyurularıyla fuarın gündeminde yer aldı.
Burada bir ayrımı doğru yapmak gerekiyor.
Bu kuruluşların tamamının ayrı birer stant açtığını söylemek doğru değil. Bazıları ortaklarının stantlarında, imza törenlerinde, basın toplantılarında veya program açıklamalarıyla fuarda yer aldı.
Ancak genel tabloya baktığımızda Türkiye’nin Farnborough’daki görünürlüğünün savunma platformlarından oluşmadığını görüyoruz.
Eğitimden bakıma, motordan aviyoniğe, insanlı-insansız görev sistemlerinden sürdürülebilir yakıt finansmanına kadar genişleyen bir Türk havacılık varlığı söz konusu.
Türk Hava Yolları yalnızca uçak büyütmüyor
Türk Hava Yollarının CAE ve HAVELSAN ile yaptığı anlaşmalar, Türkiye açısından fuarın en önemli gelişmeleri arasındaydı.
CAE ile yapılan çok yıllı anlaşma; beş tam uçuş simülatörü, iki uçuş eğitim cihazı ve iki ilave simülatör opsiyonunu kapsıyor. Sistemler A321neo, A350 ve Boeing 787 filolarının eğitim ihtiyaçlarına hizmet edecek.
HAVELSAN ile yapılan anlaşma ise sekiz tam uçuş simülatörü ve dört uçuş eğitim cihazından oluşan toplam 12 sistemi kapsıyor.
Türk Hava Yollarının büyüme planları yeni uçak satın almakla gerçekleştirilemez. Her yeni uçak; daha fazla pilot, eğitmen, teknisyen, bakım personeli ve eğitim altyapısı gerektiriyor.
HAVELSAN anlaşmasının stratejik tarafı ise Türk Hava Yollarının yerli bir teknoloji şirketi için ana kullanıcı rolü üstlenmesi.
Büyük bir havayolunun yerli sistemi kullanması, o sistemin geliştirilmesini, ölçeklendirilmesini ve başka ülkelere ihraç edilmesini kolaylaştırır.
Türk Hava Yolları bu noktada Türkiye’nin simülatör üretim kapasitesini büyüten stratejik bir kullanıcı konumunda.
SAFFA girişimine katılım da dikkat çekiciydi. Ancak bu gelişmeyi, Türk Hava Yollarının doğrudan sürdürülebilir havacılık yakıtı satın aldığı şeklinde sunmak doğru değil.
Açıklanan işlem, bir yakıt tedarik sözleşmesinden çok sürdürülebilir yakıt projelerinin yatırım ve finansman ekosistemine katılım niteliğinde.
Yatırım miktarı, sağlanacak yakıt hacmi ve desteklenecek projeler açıklanmadığı için anlaşmanın somut etkisini ilerleyen dönemde görmek gerekecek.
Turkish Technic yüksek katma değerli bakım alanına ilerliyor
Turkish Technic ile GE Aerospace arasında yapılan beş yıllık servis ve lisans anlaşması, fuarın fazla konuşulmayan ancak stratejik açıdan önemli gelişmelerinden biriydi.
Anlaşma, uçakların kokpit ile yer sistemleri arasındaki iletişiminde kullanılan DCDU ekipmanlarının bakım, onarım ve revizyonunu kapsıyor.
GE Aerospace; test ekipmanı, teknik veri, yedek parça, lisans ve mühendislik desteği sağlayacak. Turkish Technic ise İstanbul’daki tesislerinde yetkili bakım hizmeti verecek.
Türkiye uzun yıllardır uçak bakımında bölgesel bir merkez olmayı hedefliyor. Ancak gerçek katma değer aviyonik, elektronik ve yazılım yoğun ekipmanların bakım yetkinliğinde ortaya çıkıyor.
Bu anlaşma, Turkish Technic’in daha yüksek teknoloji gerektiren bakım alanlarına doğru ilerlediğini gösteriyor.
KAAN’ın en hassas noktası hâlâ motor
TUSAŞ’ın Farnborough’da yaptığı KAAN açıklamaları, Türkiye’nin savaş uçağı programındaki ilerlemeyi bir kez daha gündeme taşıdı.
TUSAŞ yönetiminin verdiği bilgilere göre prototiplerde kullanılmak üzere 10 adet F110 motoru Türkiye’ye ulaştı. Seri üretim safhası için yaklaşık 80 ilave motor planlanıyor ve ilk teslimata ilişkin 2028 hedefi korunuyor.
Bu açıklamalar önemli.
Ancak KAAN programındaki en hassas noktalardan birinin hâlâ yabancı motor erişimi olduğunu da açıkça söylemek gerekiyor.
Türkiye savaş uçağı platformunu geliştiriyor. Ancak seri üretimin takvimi, motor lisanslarına, ihracat izinlerine, üretim kapasitesine ve test programının ilerleyişine bağlı.
Bir savaş uçağını tasarlamak büyük bir başarıdır. Fakat o uçağın motorunda dışa bağımlı olmak, programın takvimini siyasi ve ticari kararlara açık hâle getirir.
Türkiye’nin uzun vadeli bağımsızlığı bu platformların yerli motorlarla görev yapabilmesine bağlı.
Bu nedenle TEI’nin Farnborough’da sergilediği motor ailesi, belki de Türkiye açısından fuarın en stratejik bölümünü oluşturdu.
Platform görünürdür. Motor ise bağımsızlığın kendisidir.
ASELSAN artık tek ürün değil, görev zinciri satıyor
ASELSAN’ın fuardaki yaklaşımı da dikkat çekiciydi.
MURAD ve FULMAR radarları, ASELFLIR elektro-optik sistemleri, ANTIDOT elektronik harp çözümleri, veri bağları, haberleşme sistemleri ve TOLUN mühimmat ailesi ayrı ayrı önemli ürünler.
Ancak ASELSAN’ın asıl stratejisi tek bir radar veya kamera satmak değil.
Şirket, bir hava platformunun hedefi tespit etmesinden elektronik olarak korunmasına, veriyi başka platformlara aktarmasından hedefi vurmasına kadar uzanan bütün görev zincirini sunmaya çalışıyor.
Bu yaklaşım, Türkiye’nin savunma ihracatında platform satıcısından sistem ve görev mimarisi sağlayıcısına dönüşmesi açısından önemli.
Çünkü geleceğin savaş alanında kazanan uçağı, sensörü, mühimmatı, elektronik harbi ve veri ağını aynı görev mimarisi içinde çalıştırabilen ülke olacak.
Baykar–Leonardo iş birliği satıştan daha büyük bir mesaj taşıyor
Baykar ile Leonardo’nun insanlı-insansız takım çalışmasına ilişkin testleri de Farnborough’nun önemli teknoloji başlıklarından biriydi.
Leonardo M-346 uçağının iki Bayraktar KIZILELMA’yı aynı görev ağı içinde yönettiği testlerde; otonom formasyon uçuşu, ortak görev planlaması, insanlı uçaktan insansız platformların yönetilmesi ve NATO görev ağlarıyla entegrasyon gibi alanlara odaklanıldı.
Bu gelişme doğrudan bir uçak satışı veya ihracat sözleşmesi değil.
Ancak Baykar’ın gelecek stratejisini göstermesi açısından son derece önemli.
Baykar insansız hava aracı ihraç eden bir şirket olarak kalmak istemiyor. Avrupa’nın savaş uçağı, eğitim uçağı ve görev sistemleri ekosistemine entegre bir teknoloji ortağı olmayı hedefliyor.
KIZILELMA’nın M-346 ile aynı görev ağına girmesi, bu dönüşümün ilk işaretlerinden biri.
Fuarın kazananı kim?
Farnborough 2026’nın kazananını tek bir şirket adıyla açıklamak kolay değil.
Boeing, kamuoyuna yansıyan toplam uçak sayısında öne geçti. Ancak açıkladığı işlemlerin statüsü Airbus’a göre daha karmaşıktı.
Airbus, yeni ve kesin siparişlerin niteliği, A321neo’nun pazar gücü ve A350-1000’in uzun menzilde kazandığı alan açısından güçlü bir fuar geçirdi.
Boeing, özellikle 737-10 ve 787 ailesi için önemli ticari destek aldı. Ancak şirketin gerçek sınavı sertifikasyon, üretim kalitesi ve zamanında teslimat olacak.
Embraer, kendi pazar segmentinde güçlü kalmayı başardı.
Motor üreticileri ise havacılık sektörünün görünmeyen ancak en kritik rekabet alanının merkezinde olduklarını bir kez daha gösterdi.
Türkiye açısından bakıldığında ise Farnborough, sadece HÜRJET maketi veya savunma ürünlerinin sergilendiği bir fuar değildi.
Türk Hava Yollarının eğitim yatırımları, HAVELSAN’ın simülatörleri, Turkish Technic’in aviyonik bakım yetkinliği, ASELSAN’ın görev zinciri yaklaşımı, TEI’nin motor çalışmaları ve Baykar–Leonardo iş birliği Türkiye’nin daha geniş bir havacılık ekosistemi kurmaya çalıştığını gösterdi.
Ancak burada kendimizi alkışlamakla yetinmemeliyiz.
Türkiye platform geliştiriyor, görev sistemleri üretiyor, bakım kabiliyetini büyütüyor ve insansız sistemlerde uluslararası ortaklıklara giriyor. Buna karşılık motor, bazı kritik alt sistemler, sertifikasyon ve küresel tedarik zincirine erişim alanlarında hâlâ aşılması gereken ciddi engeller var.
Farnborough 2026’nın en net mesajı şuydu:
Sipariş almak önemli, üretmek daha önemli; zamanında teslim etmek ise hepsinden önemli.
Fuar salonlarında milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzalanabilir. Kameraların önünde yüzlerce uçak açıklanabilir. Ancak gerçek başarı, o uçakların fabrikadan çıkıp havayollarının tarifeli seferlerine başladığı gün ölçülür.
Bu nedenle Farnborough’da uçaklar satılmış olabilir.
Ama Airbus ile Boeing arasındaki, motor üreticileri arasındaki ve Türkiye’nin havacılıkta bağımsızlık hedefindeki asıl yarış daha yeni başlıyor.
Tüm havacılara güvenli ve huzurlu bir hafta dilerim.
Görüş ve önerileriniz için: Mevlüt Zor / [email protected]