- THY Teknikte Yılların Hesabı Masada
- Havacılık sektöründe sendikal tartışmalar yeniden alevlendi. Değişim kapıda mı?
- Kongrenin Bilinmeyen Denklemi: Sürpriz Aday Faktörü
- Sürpriz Aday Dengeleri Değiştirir mi?
Değerli Okurlar,
Özçelik-İş’te bugün konuşulan yarış iki isim üzerinden şekilleniyor. Ancak sendikal kongrelerin geçmişi gösteriyor ki, bütün hesaplar son günlerde değişir.
Kulislerde zaman zaman “sürpriz bir aday çıkar mı?” sorusu hiç de şaşırtıcı değil.
Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi yarışa üçüncü bir ismin katılması anlamına gelmez; kongrenin psikolojisini de değiştirebilir. Çünkü delegeler, özellikle son dönemde ortaya çıkan güçlü ve kapsayıcı bir ismin etrafında yeniden pozisyon alabilir.
Bunlara da Göz Atabilirsiniz
Savaş Sonrası Körfez Küllerinden Ne Zaman Doğar?

IATA AGM’de Verilen Mesaj Ne? THY ve Pegasus Rio’da Güç Gösterisi Yaptı

THY’nin Sidney’e Direkt Uçma Hayali Öteleniyor!
Peki, böyle bir adayın gerçekten etkili olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekir?
Öncelikle teşkilatı yakından tanıyan, farklı şubelerle uzun yıllara dayanan çalışma ilişkileri kurmuş, yalnızca kendi bölgesinde değil sendikanın genelinde karşılık bulan bir isim olması gerekir. Delegeler kongre dönemlerinde geçmişte ortaya konulan performansa ve güven veren birikime bakar.
İkinci önemli unsur ise birleştirici bir profil çizebilmesidir. Sendikal kongrelerde en güçlü aday farklı görüşleri aynı masa etrafında toplayabilen kişidir. Bir yandan mevcut yönetimle çalışmış isimlerin güvenini korurken, diğer yandan değişim isteyen kesimlere de umut verebilen bir aday kısa sürede yarışın merkezine yerleşebilir.
Üçüncü olarak güçlü bir müzakere geçmişi ve sendikal başarı hikâyesi büyük önem taşır. Toplu iş sözleşmelerinde aktif rol almış, kriz dönemlerinde çözüm üretmiş ve üyelerin hak mücadelesinde somut sonuçlar elde etmiş bir ismin delegeler üzerindeki etkisi doğal olarak daha yüksek olacaktır.
Bunun yanında genel merkez tecrübesi veya sendikanın karar alma mekanizmalarında görev yapmış olması da önemli bir avantaj sağlayabilir. Çünkü delegeler büyük bir kurumu yönetebilecek idari kapasite de görmek ister.
Bir başka kritik başlık ise teşkilat matematiğidir. Büyük şubelerden alınacak destek, bölgesel dengeler ve delege yapısı kongrelerin kaderini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alır. Eğer olası bir sürpriz aday, bu farklı odakları aynı çatı altında buluşturabilirse yarışın seyri ciddi biçimde değişebilir.
Ancak bunun tersi de mümkündür.
Hazırlıksız, teşkilat desteği sınırlı ya da yalnızca seçim döneminde ortaya çıkan bir adayın beklenen etkiyi oluşturması kolay değildir. Böyle bir durumda oyların dağılması, mevcut dengelerin korunmasına yol açabilir.
Bu nedenle sürpriz aday ihtimali o ismin teşkilat içindeki ağırlığı, geçmişi, güvenilirliği ve farklı kesimleri bir araya getirme kapasitesiyle anlam kazanacaktır.
Sonuçta sendikal kongreler, isimlerin yarıştığı organizasyonlar değildir. Asıl yarış; güvenin, tecrübenin, teşkilat gücünün ve temsil kabiliyetinin yarışıdır.
İşte bu yüzden bugün konuşulan denklemler kongre gününe kadar değişebilir. Siyasette olduğu gibi sendikal yaşamda da bazen tek bir gelişme, haftalardır yapılan bütün hesapları altüst etmeye yeter.
Ve tam da bu nedenle kongre koridorlarında yarının olası senaryoları da dikkatle takip edilmelidir.
Sonuç Kazandırır
Bazı kurumlar yıllar içinde yalnızca büyümez; temsil ettikleri insanların güvenini de inşa eder. Güven alınan kararlarla, verilen mücadeleyle ve ortaya konulan sonuçlarla oluşur. Bazı kurumlar ise tam tersine, zaman içinde bu güveni tüketir. İşte o noktada tartışılan artık başarıları değil, varlık nedenleri olur.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de son on yılda yaşanan sendikal sürece baktığımda aklıma gelen ilk soru tam da bu oluyor:
Gerçekten kazanan kim oldu?
Çalışanlar mı?
Sendika mı?
Yoksa yıllardır değişmeyen yönetim anlayışı mı?
2016 yılında büyük umutlarla başlayan süreç, aradan geçen yılların ardından bugün doğal olarak sorgulanıyor. Çünkü beklenti ne kadar büyükse, hayal kırıklığının etkisi de o kadar derin olur.
Bana göre en temel hata, havacılığı klasik metal sektörü refleksleriyle yönetmeye çalışmaktı.
Oysa havacılık, üretim yapan sıradan bir sanayi kolu değildir.
Burası yüksek teknolojiyle çalışan, uluslararası standartlara bağlı, uzmanlık gerektiren ve hata payının neredeyse sıfır olduğu stratejik bir sektördür. Böyle bir yapıda çalışan insanların beklentileri de doğal olarak farklıdır. Onlar yalnızca yüksek ses duymak istemez; güçlü temsil, etkili müzakere ve somut sonuç görmek ister.
Ne var ki geçen yıllarda ortaya konulan sendikal anlayışın, çoğu zaman sektörün gerçeklerinden uzaklaştığı yönündeki eleştiriler giderek arttı.
Sloganlar, çözümlerin önüne geçti.
Meydanlar, müzakere masalarının önüne geçti.
Algı yönetimi, sonuç üretmenin önüne geçti.
Oysa sendikacılık, kürsüden en sert konuşmayı yapmak değildir.
Sendikacılık, masadan en güçlü sonucu alabilmektir.
Çünkü çalışan, atılan sloganı değil; imzalanan sözleşmenin kendi hayatına nasıl yansıdığını hesaplar. Ay sonunda maaşına giren rakama, sosyal haklarına ve çalışma koşullarındaki iyileşmeye bakar.
Gerisi ise çoğu zaman gürültüden ibarettir.
Yıllar içinde çalışanların önemli bir bölümünde oluşan memnuniyetsizliğin temelinde de tam olarak bu beklenti farkı yatıyor.
Sorunlar çözülemediğinde yeni söylemler üretildi.
Beklentiler karşılanamadığında yeni gerekçeler öne sürüldü.
Eleştiriler arttığında ise dönüp aynaya bakmak yerine, eleştirilerin kaynağı tartışıldı.
Oysa güçlü yönetimler, eleştirildikleri günlerde kendilerini yeniden değerlendirebilen yönetimlerdir.
Liderlik, taraftarlarını memnun etmek değildir.
Asıl liderlik, en sert eleştiriyi bile dikkatle dinleyebilmek ve gerektiğinde rotasını değiştirebilmektir.
Bugün dönüp geriye bakıldığında hâlâ aynı soruların soruluyor olması, aslında çalışanların cevabını aradığı meselelerin henüz tam anlamıyla karşılık bulamadığını gösteriyor.
Güven, tutarlılıkla kazanılır.
Temsil, sonuçla ölçülür.
Sendikacılıkta kalıcı başarı üyenin hayatında oluşturduğu gerçek değişimle değerlendirilir.
Sizin varlık mücadeleniz ve koltuk kavgalarınız sizi ve anca beslediklerinizi ilgilendirir. O nedenle varlığınız hata, devamınızda bu sektöre zarara ziyana devam edecek.
Mesele isimler ve tabelalar değil, mesele anlayış ve zihniyette.
O yüzden havacılık havacılık olalı bu kadar acizlik görmedi… Neden mi?
Çünkü temsil kapasitesi bu kadar düşük kişilerle, bu kadar ahlaksız hırslarla, bu kadar çok çıkar kavgalarına hiçbir zaman bu denli şahit olmadı.
Havacılık en son grevinde sendikacılığı da mücadeleyi de 305 kişiyi kurban vererek, ruhunu teslim etti. Hepimizin başımız sağ olsun…
Hepinize sağlık ve huzur dolu bir hafta dilerken…
Başta sektörün emektarlarından rahmetli babam olmak üzere, tüm emekçi babaların, babalar gününü kutluyor onlara sevgi ve minnetle uzun ömürler diliyorum…