Değerli Okurlar,
Küresel dengelerin yeniden gözden geçirildiği, savaşların artık sadece cepheden yapılmadığı, havada teknolojik üstünlüğün, siber güvenlik ve savunma sanayi kapasitesi üzerinden şekillendiği bir dönemde, bu kırılgan bir jeopolitik atmosferde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı; Türkiye açısından sadece bir sektör buluşması değil, aynı zamanda milli iradenin gücünü, teknolojik bağımsızlık ve stratejik caydırıcılıkla meydan okuyan bir güç vitrinine dönüştürdü.
İstanbul’da gerçekleştirilen bu dev organizasyon, 1700’den üzerinde firmanın katılımı ve 8 milyar dolarlık büyük bir pazar ile dünyanın birçok askeri ve savunma bürokrasisini ülkemize taşıdı. Savunma sanayinin geldiği aşamayı sahnelemenin ötesinde; Türkiye’nin küresel güç denklemindeki vizyonunun ve gelecekte hedeflediği ligi de açıkça ortaya koymuştur. Dünyanın dört bir yanından gelen ülke temsilcileri, askeri heyetler, teknoloji üreticileri ve yatırımcılar için SAHA 2026’yı bir fuarın ötesinde yeni nesil savunma diplomasisinin üssü haline getirmiştir.
Özellikle Orta Doğu’da derinleşen savaşların, İran-İsrail gerilimi, Gazze’deki insani dramın, enerji koridorları üzerindeki oyunların ve Doğu Akdeniz’deki güç yarışıyla savunma sanayi artık ulusal varoluş meselesi haline getirdi. Bu noktada SAHA 2026’da sergilenen Sivrisinek, Mızrak, K2 Kamikaze Dron gibi yerli ve milli hava savunma sistemleri ile insansız hava araçlarının, elektronik harp çözümleri ve ülkemizin güvenliği dışında bölgesel dengeyi etkileyebilecek kapasiteye ulaştığı görüldü.
Bunlara da Göz Atabilirsiniz
THY, yine ‘en çok yere uçan’ havayolu. Savaş uçağı ve askeri helikopter uçurdu.Generalin futbol fanatizmi başını yaktı

Yerli Helikopter GÖKBEY Sağlıkta Yeni Dönem Başlatıyor: İlk Hava Ambulansı Teslimata Hazır

Embraer, KC-390 Millennium ve A-29 Super Tucano’yu FIDAE 2026’da Sergileyecek
Suriye, Libya, Karabağ ve Ukrayna gibi ülkelerin sahalarında test edilen hava savunma sistemlerimiz, yapay zekâ ve otonomi ile ulaştığımız seviyeye istinaden bölgedeki savaş doktrinlerini değiştirdi. Artık mevzu bahis sadece tank, uçak ya da füze üretmek değil; sensörlerden yapay zekâya, bakım-onarım altyapısından lojistik üstünlüğe kadar tam bağımsız bir savunma zinciri kurabilmek oldu. Türkiye’nin bu alanda sergilediği gelişim, özellikle son yıllarda uygulanan ambargo ve dışa bağımlılık risklerine karşı stratejik ağır bir cevap niteliğinde oldu.
Afrika ve Körfez ülkeleri ile Asya pazarlarına kadar genişleyen savunma iş birlikleri; Türkiye’nin yalnızca üretici değil, aynı zamanda güvenlik mimarisi kuran bir aktöre dönüştüğünü de kanıtlayan bir şova dönüştü. Savunma sanayi başarılarımız aynı zamanda ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirlik duygusuna özgüven kazandırdı. Üretim gücü, nitelikli iş gücü, mühendislik kapasitesi, şirketlerin dışında ülkenin sanayi politikaları ile eğitim sistemlerinin stratejik uyum başarısını ispatladı.
Sonuç olarak SAHA 2026 dünyada savaşlarla sarsılan bir coğrafyada, “hazır olan ayakta kalır” gerçeğine hazır, kaderini kendi teknolojisiyle yazma kararlılığının sembolü haline geldi. Bugün dünyada barışın bile caydırıcılık gücü ile korunabildiği gerçeğini yadsıyamayız. SAHA 2026 ile Türkiye yeni dünya düzeninde sadece izleyen değil, aynı zamanda oyun kuran bir aktör olma iddiasını en güçlü biçimde ilan etmiş oldu.
Anne olan, anne gibi seven, yüreğinde merhameti taşıyan bütün kadınların başta annem olmak üzere Anneler Günü kutlu olsun. Gidenler rahmetle anılsın, kalanlar sağlıkla var olsun. Bakanlığın aile yılı ilan etmesine rağmen halen yetersiz kanun ve yönetmeliklerle daha fazla çocuk yapılması ve nüfus artışının korunması bekleniyor. Birkaç hafta daha doğum izni ile bir ananın tüm dertlerini çözemezsiniz. Kreş yardımı ve hatta işlerine yakın bakım merkezlerinin kurulması kadın istihdamı yapan her kurumun en önemli sosyal sorumluluğu. Kadınların güvenli ortamlarda, ülkemize sağlıklı bireyler yetiştirmesini istiyorsanız devletle iş birliği içinde birtakım adımların atması lazım. Ayrıca sosyal yardımlar konusunda da destekleyici rollerin üstlenilmesi gerekiyor.
Ama bugün sektörümüzde geldiğimiz noktaya baktığınızda durum çok daha da vahim. Toplu sözleşmelerle alınan ilave doğum izni ve babalık izin hakları bile şu an yasalarla eşitlendi. Hatta bazı kalemlerde yasanın altında bile kalındığı söyleniyor. Bu durumun mutlaka gözden geçirilip düzenlenmesi gerekir. Günümüzde 25 ile 80 bin arasında değişen kreş ücretlerini ve servis maliyetlerini göz önüne aldığınızda bir çocuk büyütmenin maddi ve psikolojik yükünü tahmin edebiliyor musunuz? Ofislerinde tembel tembel oturan sendikacılar, koltuk kavgası, varlık mücadelesi, bitmeyen dedikodu ve sosyal medya soytarılığından uzaklaşıp ne zaman bu sorunlara eğileceksiniz. Görünen o ki bu kriz çok uzarsa o çok meşhur 6 şar aylık enflasyon + zam da yalan olacak. Sizi de seri biçimde pass geçerlerse hiç şaşırmam, iyi niyetli bir uyarı!
Hepinize mutlu, sağlıklı ve başarılı bir hafta dilerim…