İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma, salondaki diplomatik tepki ve New York sokaklarındaki protestolarla gündeme geldi. Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederken İran, Türkiye, İngiltere, Fransa ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani hakkında sert ifadeler kullandı. Konuşma sırasında çok sayıda diplomat salonu terk etti.
BM Genel Kurulu’nda konuşma sırasında salon gerildi
Netanyahu, 25 Eylül Perşembe günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap etti. İsrail Başbakanı, Gazze’deki askeri harekât nedeniyle İsrail’e yöneltilen soykırım suçlamasını reddetti ve İsrail ordusunun Filistinli sivilleri korumak için önlem aldığını savundu.
Konuşma sırasında bazı delegasyonların temsilcileri salonu terk etti. Salonda yuhalama sesleri duyulurken Netanyahu heyetindeki bazı isimler İsrail Başbakanı’nı ayakta alkışladı. Oturumu yöneten yetkili, salondaki düzenin sağlanması için çağrı yaptı.
Netanyahu, salonu terk eden diplomatlara yönelik sözlerinde eleştirilerini sürdürdü. İsrail Başbakanı’nın konuşması, Gazze savaşı nedeniyle Birleşmiş Milletler çatısı altında büyüyen diplomatik ayrışmayı yeniden görünür hâle getirdi.
Netanyahu İran, Türkiye ve Avrupa’yı hedef aldı
Netanyahu, İran yönetimini ağır ifadelerle eleştirdi. İsrail Başbakanı, İsrail ve ABD güçlerinin yaklaşık yedi aydır süren saldırılarının İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellediğini öne sürdü. İran yönetimi ise ülkedeki kontrolünü korurken Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimi sürdürdü.
Netanyahu konuşmasında Türkiye’yi Hamas’a destek vermekle suçladı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da eleştiriler yöneltti. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Netanyahu’nun açıklamalarını temelsiz suçlamalar olarak niteledi ve sözlerin Birleşmiş Milletler ilkeleriyle bağdaşmadığını bildirdi.
İngiltere ve Fransa da Netanyahu’nun hedef aldığı ülkeler arasında yer aldı. Netanyahu, iki ülkenin İsrail’e yönelik eleştirilerini ve işgal altındaki Batı Şeria’dan yapılan bazı İsrail ihracatına uygulanan sınırlı yaptırımları gündeme getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Filistin devletinin tanınmasına yönelik uluslararası girişimlerdeki rolü de İsrail ile Paris arasındaki görüş ayrılıklarının başlıklarından biri oldu.
Netanyahu ayrıca Hizbullah mensuplarına ulaştırıldığı ve daha sonra patlatıldığı bildirilen çağrı cihazlarına benzer bir cihazı kürsüde gösterdi. Saldırılarda Hizbullah mensuplarının yanı sıra sivillerin de yaralandığı bildirilmişti.
New York’taki protestolarda 103 kişi gözaltına alındı
Netanyahu’nun New York ziyareti sırasında Birleşmiş Milletler binası çevresinde birden fazla protesto düzenlendi. Göstericiler, Gazze’deki savaş nedeniyle İsrail hükümetinin hesap vermesini ve ABD’nin İsrail’e askeri desteğini durdurmasını istedi.
Eylemcilerden oluşan bir grup First Avenue’nün bir bölümünde oturma eylemi yaptı. Polis, yolun açılması yönündeki uyarının ardından müdahalede bulundu. New York Polisi, 103 kişinin kamu düzenini bozma suçlamasıyla gözaltına alındığını ve daha sonra serbest bırakıldığını açıkladı.
Daha sonraki saatlerde binlerce kişi Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ne doğru yürüdü. Gösterilere katılanlar, Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararı bulunduğunu belirterek İsrail Başbakanı’nın uluslararası hukuk önünde yargılanması çağrısı yaptı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2024’te Netanyahu hakkında Gazze savaşıyla bağlantılı savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiğine dair makul gerekçeler bulunduğunu açıklamıştı. Netanyahu suçlamaları reddediyor. New York Belediye Başkanı Mamdani de Netanyahu’nun konuşmasının ardından İsrail Başbakanı’nın Filistinlilere yönelik eylemlerini meşrulaştırmak için asılsız iddiaları yinelediğini söyledi.
Ziyaret seçim yarışı ve diplomatik gerilimle örtüştü
Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler ziyareti, İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde gerçekleşti. Netanyahu, New York’ta kısa süre kaldı ve üst düzey ABD yetkilileriyle görüşme programı açıklanmadı.
Mamdani, seçim kampanyası döneminde Netanyahu’nun New York’a gelmesi hâlinde gözaltına alınması gerektiğini savunmuş, daha sonra belediye başkanı olarak böyle bir yetkisi bulunmadığını kabul etmişti. Netanyahu ise BM kürsüsünde Mamdani’yi antisemitizmle suçladı ve Mamdani’nin seçilmesinden sonra kentteki Yahudilerin kendilerini daha az güvende hissettiğini ileri sürdü.
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ise ABD’nin vize vermemesi nedeniyle Genel Kurul toplantısına katılamadı. Abbas’ın önceden kaydedilmiş video mesajında, vize kararını hukuka aykırı bir cezalandırma olarak gördüğü belirtildi.
Netanyahu’nun konuşması, Gazze savaşı, İran’la gerilim, Filistin devletinin tanınması tartışması ve İsrail’deki seçim yarışı gibi başlıkların aynı gün Birleşmiş Milletler gündeminde kesişmesine neden oldu. Diplomatik tepkilerin ve New York’taki protestoların, İsrail hükümetinin uluslararası alandaki baskıyla karşı karşıya olduğunu gösterdiği değerlendiriliyor.
Sıkça Sorulanlar
Netanyahu'nun BM Genel Kurulu konuşmasında ne oldu?
Binyamin Netanyahu, Gazze savaşı konusunda İsrail'e yöneltilen suçlamaları reddetti; İran, Türkiye, İngiltere, Fransa ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yi eleştirdi. Konuşma sırasında çok sayıda diplomat salonu terk etti.
New York'taki Netanyahu protestolarında kaç kişi gözaltına alındı?
New York Polisi, Birleşmiş Milletler binası çevresindeki protestolarda 103 kişinin kamu düzenini bozma suçlamasıyla gözaltına alındığını açıkladı. Polis, gözaltına alınanların tamamının serbest bırakıldığını bildirdi.
Zohran Mamdani Netanyahu'ya nasıl yanıt verdi?
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Netanyahu'nun Filistinlilere yönelik eylemleri meşrulaştırmak için asılsız iddiaları yinelediğini söyledi. Mamdani, Netanyahu'nun Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arandığını da vurguladı.
Netanyahu'nun BM konuşmasında Türkiye hakkında ne söyledi?
Netanyahu, Türkiye'yi Hamas'a destek vermekle suçladı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan ifadeler kullandı. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, suçlamaları temelsiz ve Birleşmiş Milletler ilkeleriyle uyumsuz olarak değerlendirdi.
