ABD, 3 Kasım gecesi İran’ın Keşm Adası’nda ABD varlıklarına karşı kullanıldığı belirtilen karadan havaya füze sistemlerini hedef aldığını açıkladı. Washington saldırıların savunma amaçlı ve sınırlı olduğunu, büyük çaplı çatışmaların yeniden başladığı anlamına gelmediğini bildirdi. Aynı saatlerde Katar arabuluculuğunda İran ile ABD arasında dolaşıma sokulan taslak anlaşma üzerindeki temaslar sürdü; Tahran ise Hürmüz Boğazı’nın açılması için koşullarının kabul edilmesini istedi.
Keşm Adası saldırısı diplomasiye gölge düşürdü
ABD’nin Keşm Adası’ndaki saldırıları, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin geleceğine ilişkin belirsizliği artırdı. ABD’li yetkililer, hedeflerin Amerikan unsurlarına karşı kullanılan hava savunma sistemleri olduğunu ve operasyonun geniş çaplı askerî harekâtın yeniden başlamasına işaret etmediğini söyledi.
İranlı üst düzey bir yetkili, saldırılara bölge içinde ve dışında güçlü yanıt verileceğini bildirdi. İran Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı yakınında bir ABD MQ-9 insansız hava aracı ile iki Lucas tipi insansız hava aracını düşürdüğünü öne sürdü. İddialar hakkında bağımsız doğrulama kamuoyuna yansımadı.
İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi, ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatması durumunda olası savaşın önceki çatışmadan daha uzun sürebileceğini söyledi. Ekremi, savaşın ne zaman ve hangi koşullarda sona ereceğini ABD Başkanı Donald Trump’ın belirleyemeyeceğini savundu.
İran lideri Mojtaba Hamaney’in askerî yetkililere ilettiği mesajda da ülkeye yönelik her tehdide derhâl ve coğrafi sınır gözetmeden karşılık verilmesi istendi. Devrim Muhafızları adına yapılan açıklamalarda, ABD’nin bölgedeki tesisleri, personeli ve çıkarlarının yeni bir saldırı hâlinde hedef olabileceği öne sürüldü.
İran’ın Hindistan’daki dini temsilcisi Abdülmecid Hekim İlahi de Tahran’ın olası ABD saldırılarına karşı savunmaya tamamen hazır olduğunu söyledi. İranlı yetkililer, açıklamaların savunma amaçlı caydırıcılık mesajı taşıdığını belirtiyor. Ancak hedeflerin coğrafi kapsamına ilişkin ifadeler, olası bir çatışmanın Körfez ve çevre ülkelerdeki askerî ve ticari faaliyetleri de etkileyebileceği kaygısını artırıyor.
Doha temaslarında taslak metin değerlendiriliyor
İran heyeti, Katar arabulucularıyla yürüttüğü Doha görüşmelerinden 1 Kasım’da ayrıldı. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir yetkili, ayrılığın müzakerelerdeki güçlüklerden kaynaklanmadığını, taslak anlaşma metninin tarafların değerlendirmesi için dolaşıma sokulduğunu bildirdi. Katar yönetimi, arabulucuların Tahran ziyaretini tamamlayarak Doha’ya döndüğünü, ancak öneri alışverişinin sürdüğünü açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, temasların Tahran’ın eylülde hazırladığı yedi aşamalı plana dayandığını söyledi. Plan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ve İran limanlarına yönelik ABD deniz ablukasının sona ermesini hedefliyor. Bekayi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi’nin Doha’da Katar aracılığıyla Washington ile mesaj alışverişini kolaylaştırdığını açıkladı.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin anlattığı iki günlük taslakta, ABD’nin ilk gün İran’ın koşulları doğrultusunda adım atması; ikinci gün ise Hürmüz Boğazı’nın açılması ve geçişlerin önceki düzene dönmesi öngörülüyor. Arakçi, Katar arabulucularıyla taslak üzerindeki istişarelerin sürdüğünü, ancak henüz kesin bir sonuca varılmadığını bildirdi. Planın uygulanması, Washington’ın İran’ın taleplerini kabul etmesine bağlı. Taraflar arasında doğrudan müzakere yapılmadığı, mesajların arabulucular üzerinden iletildiği bildiriliyor.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, İran’ın ABD ile bir aydan uzun süredir diplomatik temas yürüttüğünü ve Washington’ın üç öneri sunduğunu söyledi. Rızai, ABD’nin son önerisinde belirsiz noktalar bulunduğunu, İran’ın yedi koşulu yerine getirilmeden Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını belirtti. Rızai, JD Vance’in gönderdiği mektubu okuduğunu ancak yanıt vermediğini açıkladı.
İran tarafı, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, petrol ihracatına ilişkin kolaylıkların yeniden sağlanması ve İran limanlarına yönelik deniz baskısının sona erdirilmesi gibi talepler dile getirdi. Tahran ayrıca bölgedeki ABD askerî varlığının azaltılması, İran ve Umman’ın belirlediği deniz geçiş güzergâhlarının tanınması ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları dâhil tüm cephelerde çatışmaların bitirilmesini istiyor.
İran’ın eylülde ilettiği ilk öneri, ABD’nin talepleri karşılamasının ardından Hürmüz Boğazı’nın altıncı gün açılacağı yedi günlük bir takvim öngörüyordu. Tahran’ın açılma süresini iki güne indirmesi, anlaşma olasılığını canlı tutmak istediğine işaret ediyor. Buna karşılık yaptırımların hafifletilmesi, limanlara yönelik kısıtlamaların kaldırılması ve uygulama sırası konusunda tarafların uzlaşması gerekiyor.
Anlaşma için tarafların tutumları hâlâ uzak
İranlı bir üst düzey yetkili, yoğun diplomatik girişimlere rağmen savaşı sona erdirecek anlaşmanın hâlâ uzak olduğunu söyledi. Yetkili, nükleer görüşmelerin ancak İran’ın koşulları karşılandıktan sonra başlayabileceğini, Tahran’ın Washington’ın aşırı bulduğu taleplerini kabul etmeyeceğini bildirdi.
Donald Trump, İran ile görüşmelerin iyi ilerlediğini söylerken Tahran yönetimine güven konusunda kuşku duyduğunu da belirtti. Trump, anlaşmanın kısa sürede mümkün olabileceğine inandığını söyledi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a saldırı düzenlemeyi düşünüp düşünmediği sorusuna “hayır” yanıtını verdi. ABD yönetimi yeni saldırılar için geniş çaplı bir askerî harekât kararı açıklamadı.
Trump, daha önce İran’da bir ya da iki hedefe daha yönelik işlem yapılması gerektiğini söylerken Pickaxe Mountain olarak anılan yer altı nükleer tesisini olası hedeflerden biri olarak anmıştı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise askerî harekâtın yeniden başlatılması yönünde karar alınmadığını bildirdi.
Donald Trump, Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde İran’daki savaşı ele aldığını doğruladı ancak görüşmenin ayrıntılarını paylaşmadı. Haberlerde Netanyahu’nun yeni saldırı seçeneğine daha yakın durduğu, Trump’ın ise diplomasiye ek süre verme ihtimalini değerlendirdiği öne sürüldü.
İran’da nükleer silah üretimine ilişkin kararın parlamento tartışmalarıyla değil, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi veya ülkenin en üst yönetim makamı tarafından alınabileceği yönünde açıklamalar da yapıldı. Eski milletvekili Mansur Haghigatpur, yönetimin karar vermesi hâlinde teknik kapasitenin kısa sürede kullanılabileceğini savundu. İran’ın nükleer stratejisinde resmî bir değişiklik açıklanmadı.
Tarafların açıklamaları, doğrudan müzakereden çok arabulucular üzerinden yürüyen sınırlı temaslara işaret ediyor. İran tarafı, JD Vance’in Katar arabulucuları aracılığıyla Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai’ye mektup gönderdiğini açıkladı. Arakçi, mektubu diyalog açısından olumlu bir adım olarak nitelendirdi ancak Tahran’ın mevcut aşamada ABD’li yetkililerle görüşmesine gerek görmediğini söyledi.
Hürmüz’de gemilere yönelik saldırı bildirimleri arttı
Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi çevresinde ticari gemilere yönelik saldırı bildirimleri, diplomasi trafiğine rağmen deniz güvenliği riskinin sürdüğünü gösterdi. Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığı şirketi Nakilat, Al Mayeda adlı gemisinin tanımlanamayan cisimlerin isabet etmesi sonucu hasar gördüğünü; mürettebatta yaralanma ve çevresel etki olmadığını açıkladı.
İran Devrim Muhafızları Donanması, üç petrol tankerinin mayınlara çarpmasının ardından alev aldığını bildirdi. Açıklamaya göre gemiler, seyir ve kimlik bildirim sistemlerini kapatarak izin verilmeyen bir güzergâhtan geçmeye çalıştı ve ABD askerî desteğiyle hareket etti. Tankerlerin kimliği, bayrağı, yükü, hasarın boyutu ve olası can kayıpları hakkında bağımsız doğrulama kamuoyuna yansımadı.
Bir başka denizcilik bildiriminde, Hürmüz Boğazı’nda seyreden bir gemiye mermi ya da roket türü iki cismin isabet ettiği aktarıldı. Mürettebatın güvende olduğu ve çevresel zarar bildirilmediği belirtildi. Olayların failleri ile gemilerin kimliği, bayrağı, yükü ve olası can kayıpları hakkında bağımsız doğrulama kamuoyuna yansımadı.
Bölge ülkeleri gerilimin düşürülmesini istiyor
İran yönetimi, İngiliz Kraliyet Donanması ile Kraliyet Hava Kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı; İngiliz dış istihbarat servisi MI6’yı da düşman oluşum ilan etti. Tahran, İngiltere’yi ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına askerî üs ve lojistik destek sağlamakla suçladı. Kararın, İran yasaları kapsamında MI6 ile işbirliği yaptığı ileri sürülen kişiler hakkında işlem yapılmasına zemin oluşturabileceği bildirildi.
Birleşik Arap Emirlikleri Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Enver Gargaş, Katar öncülüğündeki diplomasinin yeni bir çatışma turunu önleyebileceği umudunu dile getirdi. Gargaş, ABD ve İran’ın tutumları arasındaki mesafenin kapanmamasının daha ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Mısır yönetimi de ikinci bir savaş turunun daha tehlikeli ve yıkıcı olabileceğini belirtti.
Arakçi, Suudi Arabistan ile yabancı askerî unsurların yer almayacağı yeni bölgesel güvenlik düzenlemeleri için görüşmelerin sürdüğünü söyledi. İran, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistanlı üst düzey yetkililerin geçen hafta Tahran’da bir araya gelmesi, askerî gerilimin yeniden yükselmesini önlemeye dönük bölgesel temasları artırdı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Pekin’de İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri Kani ile görüştü. Wang, Çin’in İran’ın egemenliğini ve güvenliğini korumasına destek verdiğini, tarafların silahlı çatışma yerine siyasi çözüme odaklanması gerektiğini söyledi. Çin, kasım ayında İran, Umman ve Suudi Arabistan’a Orta Doğu özel temsilcisi göndermeyi planlıyor.
Petrol piyasası yeniden askerî riskleri fiyatladı
Keşm Adası’na yönelik saldırıların ardından petrol fiyatları, önceki gün diplomasi beklentisiyle yaşanan sert düşüşün bir bölümünü geri aldı. Petrol fiyatları 3 Kasım’da yaklaşık 1 dolar yükseldi; önceki gün fiyatlar müzakerelerde ilerleme beklentisiyle yüzde 7’den fazla gerilemişti.
Fiyatlardaki dalgalanmaya rağmen Hürmüz çevresindeki saldırı bildirimleri, enerji arzına yönelik risk primini yüksek tutuyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının önemli geçiş noktalarından biri olduğu için deniz trafiğindeki aksama küresel yakıt fiyatlarını etkileyebiliyor.
Taslak metne verilecek yanıt, Katar arabuluculuğundaki olası yeni temasların tarihi ve Keşm Adası saldırısından sonra tarafların askerî tutumu, önümüzdeki günlerde Hürmüz’deki deniz trafiği ile enerji piyasalarının yönü açısından belirleyici olacak.
Sıkça Sorulanlar
ABD’nin Keşm Adası’ndaki saldırısının hedefi neydi?
ABD, Keşm Adası’ndaki saldırılarda Amerikan varlıklarına karşı kullanıldığı belirtilen karadan havaya füze sistemlerini hedef aldığını açıkladı. Washington, operasyonun sınırlı ve savunma amaçlı olduğunu bildirdi.
İran Hürmüz Boğazı’nı ne zaman açmayı öneriyor?
İran, ABD’nin Tahran’ın koşullarını kabul etmesi hâlinde Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanabileceğini ve geçişlerin iki gün içinde eski düzene dönebileceğini belirtiyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı için öne sürdüğü başlıca koşullar neler?
İran; dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını, petrol sektöründeki yaptırımların hafifletilmesini, İran limanlarına yönelik deniz baskısının bitmesini ve çatışmaların sona ermesini istiyor.
İran ile ABD arasındaki görüşmeler nasıl yürütülüyor?
İran ile ABD arasında doğrudan görüşme yapıldığı açıklanmadı. Katar arabulucuları, Tahran ve Washington arasında taslak önerileri ve mesajları iletiyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim petrol fiyatlarını neden etkiliyor?
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının önemli bölümünün geçtiği bir deniz yoludur. Geçişlerin aksaması veya gemilere yönelik saldırı riski, enerji arzı endişelerini ve petrol fiyatlarını artırabiliyor.
