Amerika Birleşik Devletleri’nde sivil haklar örgütleri ve işçi sendikalarından oluşan geniş bir koalisyon, yaklaşan ara seçimlerde oy verme yerleri çevresinde silahlı federal kolluk kuvvetlerinin konuşlandırılması ihtimaline karşı yasal süreç başlattı. Erken oy verme sürecinin başladığı günlerde Washington D.C. Federal Bölge Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde; Siyahların İlerlemesi Ulusal Derneği (NAACP), Ulusal Kent Birliği, Amerikan Öğretmenler Federasyonu (AFT) ve Hizmet Çalışanları Uluslararası Sendikası (SEIU) dahil dokuz kuruluş başı çekiyor. Dava; İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, FBI Direktörü Kash Patel ve Adalet Bakanı Todd Blanche dâhil olmak üzere Donald Trump yönetiminin üst düzey yetkililerini hedef alıyor.
Federal Kolluk Güçlerinin Sandık Başında Durmasına Yargı Freni
Davacılar, federal mahkemeden hükümetin oy verme alanlarında veya yakınlarında kolluk kuvvetlerini seçmenleri caydıracak ya da yönlendirecek şekilde görevlendirmesini engelleyecek acil bir tedbir kararı talep ediyor. Hukuki başvuruda, yönetimin göçmenlik polisini ve federal ajanları sandık çevresine sevk edebileceğine dair açıklamaların seçmenler üzerinde ciddi bir tedirginlik yarattığı vurgulanıyor. Hak savunucuları, sandıkların askeri veya polisiye müdahale alanlarına çevrilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade ediyor. Bu adım, Denver şehri ve Latin Amerika kökenli hak örgütlerinin geçen günlerde açtığı benzer davanın ardından gelen ikinci büyük yargı hamlesi oldu.
Açılan davada, federal kolluk varlığına ilişkin söylemlerin ve toplumsal düzeyde yürütülen göçmenlik operasyonlarının özellikle Siyahi, Latin Amerika kökenli ve Asya kökenli seçmenler ile vatandaşlık hakkını sonradan kazananlar üzerinde büyük endişe oluşturduğu belirtildi. Hak savunucuları, sandık çevresindeki olası askeri ya da polisiye varlığın, en temel anayasal haklardan biri olan oy kullanma sürecini yüksek riskli bir baskı ortamına dönüştürdüğünü bildirdi.
Oy Hakkı Yasası ve Seçmen Baskısı İddiaları Hakim Karşısında
Dava dilekçesinde sunulan ana hukuki dayanaklardan birini 1965 tarihli Oy Hakkı Yasası’nın 11(b) maddesi oluşturuyor. Yüksek Mahkeme’nin oy haklarına ilişkin diğer kararlarına rağmen geçerliliğini koruyan söz konusu madde, resmi sıfatla veya bireysel olarak hareket eden herhangi bir kişinin, oy kullanan veya oy kullanmaya yardımcı olan kişilere yönelik gözdağı vermesini, tehdit etmesini veya baskı uygulamasını kesin olarak yasaklıyor.
Hukuk uzmanları, Oy Hakkı Yasası’nın bu maddesinin ırkçı niyet veya özel bir kasıt kanıtlama zorunluluğu getirmediğini, seçmen üzerindeki makul korku ve caydırıcı etkinin varlığının yeterli olduğunu belirtiyor. Koalisyon; yönetimin vatandaş olmayan kişilerin oy kullandığına dair temelsiz iddiaları gündemde tutmasının ve seçim gününde denetçi görevlendirme planlarının, seçmen katılımını düşürmeyi amaçlayan bir iklim yarattığını savunuyor.
Yönetim Yetkililerinin Açıklamaları ve Hukuki Tartışmalar
Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda ise sandık başında doğrudan göçmenlik devriyesi yapılacağına dair planlar reddediliyor. İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, göçmenlik polisinin oy verme merkezlerini hedef alan düzenli devriye görevi yürütmeyeceğini; yalnızca kamu güvenliğini tehdit eden somut bir durum, istihbarata dayalı bir tehdit veya mahkeme arama kararı bulunması halinde müdahale edilebileceğini açıkladı. Adalet Bakanlığı sözcüleri de iddiaları gerçeği yansıtmayan bir endişe kaynağı olarak nitelendirerek sandıklara kolluk kuvveti sevk etme yönünde bir kararın bulunmadığını bildirdi.
FBI Direktörü Kash Patel de Senato oturumunda, seçim güvenliğini sağlamak için yasal sınırlar dahilinde hareket edeceklerini ve bir ihlal tespit edilmedikçe sahadaki ajanların rutin müdahalede bulunmayacağını söyledi. Buna karşın geçmiş dönemdeki çelişkili beyanlar ve federal düzeyde seçmen kütüklerinin denetlenmesi yönündeki adımlar sivil toplum kanadındaki endişeleri canlı tutuyor.
Seçim Güvenliği ve Yasal Mevzuat Sınırları Neleri Kapsıyor?
ABD mevzuatına göre seçimlerin gerçekleştirildiği alanlarda silahlı federal birimlerin veya askeri unsurların bulundurulması özel istisnalar dışında kanunen yasaklanmış durumda. Yasa, yalnızca ülkeye yönelik doğrudan bir silahlı saldırı ya da işgal durumında askeri birliklerin seçim bölgelerinde bulunmasına izin veriyor.
Hak savunucuları ve sivil toplum temsilcileri, sandık güvenliği adı altında silahlı birimlerin devriye gezmesinin yerel seçim görevlilerinin işini zorlaştıracağını kaydediyor. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde açılan bu davalar ile federal mahkemenin, yönetimin seçim alanları üzerindeki yetki sınırlarını net bir şekilde çizmesi bekleniyor. ABD Bölge Yargıcı Loren L. Alikhan’ın önümüzdeki günlerde tarafların dinlenmesi ve ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi yönünde bir takvim açıklaması öngörülüyor.
Sıkça Sorulanlar
ABD'de oy verme yerlerinde silahlı federal görevli bulundurulması yasal mı?
ABD federal yasalarına göre, ülkeye yönelik doğrudan silahlı bir saldırı veya işgal durumu haricinde seçim alanlarında silahlı federal ajan veya askeri birlik bulundurulması yasaktır.
Sivil haklar örgütlerinin Trump yönetimine açtığı davanın gerekçesi nedir?
Dava dilekçesinde, sandık çevresine silahlı göçmenlik polislerinin ve federal ajanların sevk edilebileceğine dair açıklamaların seçmenler üzerinde gözdağı ve baskı oluşturduğu, bu durumun 1965 Oy Hakkı Yasası'nı ihlal ettiği savunuluyor.
ABD hükümeti yetkilileri sandık başında polis görevlendirileceği iddialarına ne yanıt verdi?
Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri sandıklarda rutin devriye planlanmadığını, müdahalelerin sadece somut bir güvenlik tehdidi veya mahkeme arama kararı durumunda yasal sınırlar dahilinde yapılacağını ifade etti.
Davayı açan koalisyonda hangi kurumlar yer alıyor?
Davacı koalisyon bünyesinde Siyahların İlerlemesi Ulusal Derneği (NAACP), Ulusal Kent Birliği, Amerikan Öğretmenler Federasyonu (AFT) ve Hizmet Çalışanları Uluslararası Sendikası (SEIU) dahil dokuz sivil toplum ve işçi örgütü yer alıyor.
