Siber güvenlik şirketinden ruh sağlığı için öneriler

Stresin üstesinden gelip üretken olmayı nasıl sürdüreceğiz?

Virüsler… Virüsler yalnızca bulaştıkları kişileri değil tüm dünyada milyonlarca kişinin ruh sağlığını da etkiledi. COVID-19 salgını boyunca çoğumuz günlük rutinimizden uzaklaşıp hareketsiz bir şekilde evde kapalı kaldık. Sıkı kısıtlamalar kafamızı karıştırdı ve bizi duygusallaştırdı. Çoğu insan kendilerinden, akrabalarından ve arkadaşlarından endişelendi. Bazen bu kötü durum hiçbir zaman bitmeyecek gibi geliyor. Aslında her şeyi daha iyi hale getirme gücü elimizde. 

Evde kalmak zorunda olduğumuzda bizi neler etkiliyor? 

Stres artışı ve güneş ışığından mahrum kalmak – Bu ikisi birlikte, uyku düzeninin bozulmasından klinik depresyona kadar çeşitli sonuçlar doğurabiliyor. Güneş ışığından mahrum kalmak, sonbahar ve kış aylarında (özellikle burada Moskova’da) insanların evde yeterli ışık almamasıyla yaşanan mevsimsel duygulanım bozukluğunun (SAD) da en büyük nedenlerinden biri. “Karantina döneminde” çeşitli duygusal etkileşim ve uyarıcıların yerini mutfağa gidip buzdolabını açmak aldı.

Uyku düzeninin bozulması – Düzensiz çalışma saatleri geceyle gündüzün karışmasına neden olabiliyor. Bazıları daha rahat uyuma uyanma saatlerinin iyi olduğunu söylese de burada gizli bir tuzak bulunuyor. Uyku döngülerindeki değişiklikler sağlığınızı etkileyerek diyabet ve kalp hastalığı riskini artırıyor. 

class=”cf”>
Kötü alışkanlıkların pençesinde – “Hafta sonu alkolizmi” terimini duymuş olabilirsiniz. Bazı kişiler bu hafta sonlarını uzatıp aylar haline getirebiliyor. Araba kullanmak veya iş arkadaşlarımızla toplantı yapmak gibi kısıtlamalar olmadığından bazılarımız kendilerini hiç sınırlamıyor. Ofislerde sigara içmek yasak olduğundan sigara bağımlıları iş saatlerinde kendilerini frenliyordu. Ancak evdeyken ne abur cubur ne alkol ne de sigara için hiçbir kısıtlama yok. 

İlişkilerde yeni (bazen hoş olmayan) boyutlar – “Eski yaşantımızda” sevdiklerimizle konuşmaya vakit bulmakta zorlanırdık ya da dışarıda ofiste geçen yorucu bir günün ardından evde konuşmaya gücümüz kalmazdı. Şimdi bunun tam tersi bir senaryoyla karşı karşıyayız. Aile üyelerimizle 7/24 beraber yaşayıp çalışmak beraberinde yeni baskılar da getiriyor. Hem aileniz hem de işiniz sizden ilgi bekliyor. Ayrıca, normalde birlikte yaşamayan çiftler de birbirinden ayrı kalmış durumda. Tüm bunlar COVID bağlantılı strese katkı yapıyor. İnsanlar hayvanlarla birçok benzerliğe sahip. Hayvanlar stres yaşadığında örneğin sahiplerinden uzak kaldıklarında kendi içlerine kapanıyor, sesler çıkarıyor, ısırıyor veya yemek yemeyi bırakıyor. Ancak insanlar daha hassas bir zihinsel yapıya sahip olduklarından duygularına çok daha bağlılar. 

Bu dönemde umutsuzluktan kurtulup moralimizi düzeltmek ve üretken olmaya devam etmek için neler yapabiliriz?

class=”cf”>
Öncelikle birbirinin aynısı gibi görünen bu günlere son vermek için hepimizin elinde harika fırsatlar olduğunu anlamamız gerekiyor. Bir yardım eline ihtiyaç duyuyorsanız iki eliniz olduğunu unutmayın ve harekete geçin.

Stres kaynağı olan rahatsız edici haberleri takip etmeyi azaltın ve olumsuz düşüncelerden uzak durmaya çalışın. Endişelenmenin hiçbir yararı yok. Akrabalarınız hasta olursa ne olacak diye kara kara düşünerek bir şey elde edemezsiniz. Eğlenmek ve gülmek için sebepler bulmaya çalışın. Neden en sevdiğiniz komedi filmlerini açıp izlemiyorsunuz?

Fiziksel aktiviteyi unutmayın – Evde spor aletleriniz olmasa bile mekik ve şınav çekebilirsiniz. Jimnastik eğitmenim bana iki saatte bir alarm kurup her alarmda 20 şınav ve 20 mekik çekmemi tavsiye etti. 

Günlük rejim uygulayın – Böyle yaptığınız takdirde vücudunuz ve zihniniz size kesinlikle teşekkür edecek. Örneğin, geç kalktığımda kendimi canlandırmak için kahve içmem gerekiyor. Ancak çok fazla kahve içtiğimde de gece uyumakta zorlanıyorum. Böylece bir kısır döngü oluşuyor fakat bundan çıkmak çok kolay. Sabah kalmak için belirli bir saate alarm kurun ve buna uyun.

class=”cf”>
Düzgün beslenin – Abur cuburdan kaçının, hızlı karbonhidratlar yerine nişastalı karbonhidratları tercih edin, doymuş yağı, şekeri ve tuzu azaltın, çeşitli gıdalar alarak vücudunuzun gereken tüm besinleri almasını sağlayan dengeli bir beslenme programı uygulayın. Aşırı yemekten kaçının, sürekli buzdolabına gitmektense daha faydalı aktivitelere yönelin. 

Özetle, durum ne olursa olsun kendinizi geliştirmeye devam etmek için elinizden geleni yapın.

Sizin ve sevdiklerinizin sağlıklı ve mutlu olması gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Çocuklarınıza, ebeveynlerinize, sevdiklerinize ve arkadaşlarınıza yardım edin. Hepsinden önce de kendinize yardım edin. Her şey size bağlı.

Kaynak: Hürriyet