“Peki ama biz bu işten ne kazandık, bilen var mı!”

Sevgili okurlarım, salgın nedeniyle “Suriye olayını” unuttuk. Oysa orada çok önemli işler oluyor.

Şimdi size bu konuda kısacık bir anımsatma yapmak istiyorum…

Ve 11 Ekim 2017 tarihli yazımı yeniden sunuyorum. O yazının başlığı aynen yukarıda…

Suriye maceramızı başladığı günden bu yana defalarca yazmış olan sıradan bir vatandaşım. Benim gördüklerimi bizi yönetenler acaba görmemiş mi, yoksa görmek işlerine mi gelmemiş!

Yazılarımın tamamı SÖZCÜ internet sitesinin arşivinde duruyor.

Şimdi lütfen bir kez daha okuyun, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar verin. İşte o yazı.

★★★

“AKP iktidarının özellikle dış politikada ülkemize vermiş olduğu zararları anlatmak öyle kolay değil.

İşe “Komşularımızla sıfır sorun” diye başlamışlardı!

Bu anlayış giderek sıfırlandı ve sadece komşularımızla değil, pek çok ülkeyle papaz olduk.

Başı Suriye olayı çekiyor.

İran, Irak, Mısır, Rusya, ABD, AB ülkeleri, say sayabildiğin kadar.

Kendi çıkarları gerektirdiğinde her ülke başkalarıyla papaz olabilir.

Ancak bizimki anormal oldu.

★★★

Şimdi askerimiz Suriye’de, İdlib bölgesine giriyor. Orada temizlik yapılacakmış. Suriye’de kim nerede egemen, kimin eli kimin kıçında belli değil.

Geçmişin Dışişleri Bakanı ve Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu döneminde çeşitli ülkelere karşı düşmanlığımız hız kazandı. İpler koptu.

Suriye’yi düşman ilan ettik. Türkiye’yi yönetenler “Suriye eskiden bizim vilayetimizdi… En kısa zamanda inşallah Esad’ı devirip Şam’da Cuma namazı kılacağız” demeye başladılar!

Yani durup dururken Suriye’yi işgal edeceklerdi!

★★★

Suriye ile 911 kilometre ortak sınırımız var. Bu sınırda saldırı yoktu, terör yoktu, ufak tefek kaçakçılık dışında hiçbir polisiye olay yoktu.

İki komşu ülke huzur içerisinde yaşıyordu.

Bu iktidara günün birinde ABD’den “Beşar Esad’ı sizinle birlikte devireceğiz” emri gelene kadar her şey düzgün gidiyordu.

★★★

Sonra bir baktık ki, PKK’dan İslamcı terör örgütlerine, IŞİD’e kadar hemen herkes Suriye’ye saldırmakta ve toprak peşinde koşmaktadır. Ülkede resmen iç savaş başlatıldı, Suriye harabeye döndü.

Ülkesinden kaçan tam 3.5 milyon zavallı, sınırdan Türkiye’ye sığındı. Onlar için kamp yerleri kuruldu. Ama adamlar bize çeşitli hastalıklar dahil çok büyük sorunlar getirdiler.

Bunların kampları, beslenmesi, bakımı, eğitimi ve sağlık hizmeti için bugüne kadar milyarlarca dolar harcadık.

Bu paralar bizim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının cebinden çıktı.

AKP iktidarının parası bitmişti. Bu harcamaları karşılayacak kaynak yoktu.

Bu kez dışarıya, yurt dışı kuruluşlara yalvarmaya başladılar:

“Acele para gönderin, bizde deniz bitti!..”

Para gelmeyince ilgili bütün ülkelere ve Birleşmiş Milletler dahil bütün uluslararası kuruluşlara veryansın etmeye giriştiler. Sinirleri bozulmuştu!

★★★

Suriye’nin dört bir yanı çeşitli terör örgütleri tarafından ele geçirildi. İç savaşta ülke ne yazık ki harabeye döndü ama Esad’ı devirmek mümkün olmadı.

Bu aşamada uçaklar düşürüldü, kentler bombalandı, insanlar kaçıştı, yaşam durdu, tam bir insanlık dramı yaşandı.

130 bin kişi, çoluk çocuk dahil o kirli savaşta can verdi.

Ancak iş bununla da kalmadı.

Sınırımızın belli yerlerini ele geçiren PKK, IŞİD gibi örgütler, Türkiye’nin dört bir yanında bombalar patlattı, yüzlerce insanımız parçalanarak can verdi.

Reyhanlı, İstanbul, Ankara…

Suriye’nin belli bölgelerine askerimiz girdi, nice şehitler verdik.

Sonuçta hiçbir şey değişmedi.

★★★

Bütün bunlar olurken her gün nutuklar dinledik! Acı gerçekleri en sonunda görebilen dünya liderimiz birkaç gün önce açıklama yaptı: “Türkiye olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız!”

Aman abicim, adamlar mahvoldu… Sınırımızda ve çeşitli yerlerde terör örgütlerinin paçavraları dalgalanırken hangi toprak bütünlüğü kalmıştı, biz şimdi neyi koruyacağız!

Bakınız, Mehmetçik şimdi İdlib’e giriyor.

Hükümet medyasının yayınları dışında, toplumda bu konuda en ufak bir coşku var mı?

Bir de 1974 yılındaki Kıbrıs Harekatı’nı düşünün… Bütün Türkiye coşmuştu, harekâtı ayakta alkışlıyordu zira ulusal bir dava idi.

★★★

Çok üzülerek söylüyorum, Suriye olayı Türkiye Cumhuriyeti açısından gerçek bir hezimettir. Çatışmalar yaşandı, terörün bombaları Türkiye’de patladı, yüzlerce insanımız terör kurşunlarıyla can verdi.

Ama en kötüsü, bütün dünyada saygınlığımızı yitirdik.

AB’den dışlandık, Almanya, Rusya, AB ülkeleri, bazı Arap ülkeleri ve ABD ile kapıştık, ipler koptu…

★★★

Şimdi bizi yönetenlere, yani bu iktidara, bu AKP hükümetlerine soruyorum.

Yanıt gelmeyeceğini bilerek soruyorum:

Peki kardeşim, biz bu Suriye olayından ne kazandık?

Maddi ve manevi açıdan herhangi bir kazancımız oldu mu? Olduysa nelerdir?

Yoksa, neleri kaybettik?

Ortadoğu gerçek bir bataklık ve pislik yuvasıdır. Bu bataklığa gömüldüğümüz kesin de acaba nasıl çıkacağımızı bu hükümet biliyor mu?

★★★

Güzel bir atasözümüz vardır:

“Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete.”

Aynen bu durumdayız.

Ekonomi çöktü, çarklar durdu Dünyada­ki bütün saygınlığımızı yitirdik.

Üstelik başımıza açılan Suriye belasında milyarlarca dolarımız uçtu gitti. 3.5 milyon sığınmacı da işin cabası.

Peki sonuç ne oldu?

Sıfıra sıfır, elde var sıfır!

Aksini iddia eden var mı?”

★★★

Emin Çölaşan’ın notu: Evet, yukarıdaki yazıyı 2017 yılında yazmıştım. Sorulacak daha çok sorular var da, değişen ne olmuş? Aldık başımıza bir sürü sorunları, bizi yönetenlerin ülkemizi batıran yanlışlarını sineye çekmeye zorlanıyoruz. İçine düştüğümüz zor durumlardan kurtulmamız ne yazık ki mümkün olmuyor.

İşte Suriye orada!..

Biz bu işten ne kazandık, açıklasınlar.

Şimdi sırada Libya var!

Kaynak: Sözcü