İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’ta düzenlenen “Ankara’dan Bakış: NATO Zirvesi’nin Güvenlik ve Savunma Etkileri” başlıklı etkinlikte NATO’nun geleceği, Avrupa’nın güvenliği, savunma sanayiindeki dönüşüm ve transatlantik iş birliği ele alındı. Etkinliğe katılan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, değişen güvenlik ortamında sürdürülebilir üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme kabiliyeti ve müttefikler arasındaki sanayi iş birliklerinin NATO’nun kolektif caydırıcılığının temel unsurları haline geldiğini vurguladı.
Etkinlikte NATO Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Benedetta Berti, Chatham House Uluslararası Güvenlik Programı Direktörü Marion Messmer, İngiltere Parlamentosu eski Savunma Komitesi Başkanı Tobias Ellwood ve TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Oturumun moderatörlüğünü Chatham House Araştırmacısı Galip Dalay üstlendi.
“NATO 3.0” güvenlik paradigması
Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin savunma sanayiine ilişkin ortaya koyduğu yeni yaklaşımı değerlendiren Demiroğlu, “NATO 3.0” olarak tanımlanan güvenlik paradigmasına dikkat çekti.
Bunlara da Göz Atabilirsiniz
Türkiye’nin Farnborough 2026 Karnesi

HÜRJET İçin Dört Yeni Prototip 2026’da Uçacak

KAAN piste çıktı: İki prototip yıl sonunda yan yana uçacak
Demiroğlu, yeni dönemde güvenliğin yalnızca askerî güçle değil; güçlü bir savunma sanayii, sürdürülebilir üretim kapasitesi, dayanıklı tedarik zincirleri, teknolojik üstünlük ve müttefikler arasındaki ortak sanayi iş birlikleriyle şekillendiğini belirtti.
Türkiye’nin geliştirdiği savunma sanayii ekosisteminin bu yeni güvenlik anlayışına önemli katkı sunduğunu ifade eden Demiroğlu, TUSAŞ’ın özgün platformları ve mühendislik kabiliyetiyle NATO’nun kolektif caydırıcılığını güçlendiren stratejik aktörlerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye’nin üretici konumu güçlendi
Türkiye’nin yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke olmaktan çıktığını belirten Demiroğlu, dost ve müttefik ülkelerin güvenliğine katkı sağlayan güçlü bir üretici konumuna ulaşıldığını ifade etti.
Transatlantik iş birliğinin güçlendirilmesinin Avrupa’nın güvenliği açısından kritik önem taşıdığını söyleyen Demiroğlu, “Atlantik’in her iki yakasının katkısıyla daha güçlü bir NATO görmek istiyoruz.” dedi.
Savunma harcamalarının yalnızca bütçelerin büyüklüğü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Demiroğlu, tehditlere karşı geliştirilen doğru kabiliyetlerin de dikkate alınması gerektiğini kaydetti.
HÜRJET’in İspanya ihracatına stratejik vurgu
TUSAŞ’ın uluslararası iş birliklerine de değinen Demiroğlu, HÜRJET’in İspanya’ya ihracatının yalnızca ticari bir başarı olmadığını söyledi.
Demiroğlu, bu adımın Türkiye tarafından geliştirilen ileri havacılık teknolojilerinin Avrupa ve NATO ekosistemindeki konumunu güçlendiren stratejik bir gelişme olduğunu ifade etti.
HÜRJET farklı ihtiyaçlara uyarlanabiliyor
HÜRJET’in NATO standartlarına uygun görev yapabilecek şekilde farklı kullanıcı ihtiyaçlarına göre uyarlanabildiğini belirten Demiroğlu, bu kabiliyetin müttefik ülkelerle savunma iş birliğini daha ileri bir seviyeye taşıyacağını söyledi.
Değişen güvenlik ortamında yüksek teknolojili platformların yanı sıra maliyet etkin ve hızlı üretilebilen sistemlerin de önem kazandığını vurgulayan Demiroğlu, TUSAŞ’ın NATO ve Avrupa’nın güvenlik mimarisine katkı sunmaya devam edeceğini ifade etti.