Herkes kaçarken o elini taşın altına koydu…O isim 17-25’te yaşananları anlattı – SON TV

FETÖ ile mücadelenin en önemli savcılarından olan ve şuan Yargıtay üyesi olarak görev yapan Fuzuli Aydoğdu, pek çok kişinin görevden kaçtığı örgütle savaşın en zor döneminde, 17-25 Aralık sürecinden sonra kritik soruşturmalarda görev aldı. Aydoğdu, o dönem yaşananları anlattı.

17-25 FETÖ’NÜN ZİRVE YAPTIĞI DÖNEM
17-25 Aralık FETÖ’nün zirve olarak harekete geçtiği dönemlerdi. ‘Türkiye’de mevcut iktidar artık yolsuzluğa bulaştı, yöneticiler, siyasiler devletin malını kendi uhdelerine geçirme çalışmaları yapıyor’ diye bir kamuoyu algısı oluşturarak arkasından gelen yerel seçimlerde hükümeti sarsıp, arkasında da genel seçimlerde benzer planların olduğunu gördük. Asıl amaç yargıyı kullanarak bir darbe girişimiydi. MİT Müsteşarı devlet adına, devletin menfaati için hayatını ortaya koymuş bir devlet adamı. Dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanımızın ferasetiyle bu önlendi. Ondan sonra soruşturma adı altında Cumhurbaşkanını, Başbakanı, devletin bütün kademesini dinleyerek güya delil elde etme bahanesiyle devletin mahrem bilgilerini asıl sahiplerine sızdırmak.
İKTİDARI YOK ETMEYE ÇALIŞTILAR
Bunlar devletin de kendilerini tanımaya başlamasıyla operasyonları öne çekmeye başladılar. 25 Aralık dosyasını terörist Muammer Akkaş’tan aldığımızda yeni dinleme kararları almışlardı. Yani daha soruşturmalar, dinlemeler devam ediyordu. 17 Aralık olayı olunca hemen bir hafta arayla 25 Aralık dosyasını da işleme koydular. Ev aramaları, gözaltı kararları yapmaya çalıştılar. Arkasından Selam Tevhid, daha sonra da uydurma dosyaları gündeme koyarak iktidarı yok etmeye çalıştılar.
7 BİN KİŞİYİ DİNLEDİLEN
Muammer Akkaş o dönem bu soruşturmaları yapıyordu. Aynı katta çalışıyorduk. Yanına çat kapı gittiğimizde emniyetten birileri olduğunu görüyorduk. O dönemlerde bunlar birlikte bu dosyalara çalışıyorlarmış. Selam Tevhit de 7 bin kişiyi dinlediler. 17-25 olunca Başsavcımız ile istişare edip ‘terör savcılarının elinde neler var hepsini bir gözden geçirin’ dedi. Biz herkesin elindeki dosyayı sayarken Selam Tevhid dosyasının tamamını göndermemişti dosyaya bakan savcı. Sadece 2 klasör göndermişti. Klasörlere bakarken aralara not koyduklarını, RTE yazdıklarını gördük. Onları görünce kuşkulandık. Katibini çağırdık bunun devamı var mı diye sorduk. Yok dedi, kızardı. Savcımıza bir sorayım dedi. Bunu da görünce devamı olduğunu anladık. Israr edince devamı geldi ki 200 klasör başka odaya saklamış. Baktık 7 bin kişiyi dinlemişler. 7 bin kişiyi dinleyince devlet kademesinde, devletin mahremiyeti, gizlisi kalmıyor. Bunları dinleyip asıl sahiplerine gönderiyorlar.
İFADELERİNİ ALIRKEN “BEN SİZE ACIYORUM” DİYORLARDI
Örgütün etkili isimlerinin ifadelerini bizzat alırken tavırları şuydu: “Ya ben size acıyorum.” Sanki karşımdaki savcıydı. Kendilerine güven vardı. Bunu biz o zaman da kendi aramızda istişare ediyorduk. Bunlar kendilerine çok güveniyorlar, askeri darbe de düşünüyorlar diyorduk. Niye? Askerin içindeki sayılarını, yapılarını gördük. Soruşturmaları yaptıkça, gözü kara bir şekilde hukuk, adalet tanımadan yaptıkları işlerden askeri darbe yapma ihtimallerini o zaman gördük. Hatta bazıları bu soruşturmalarda ifadelerini alırken kendilerine madalya takılıyormuş gibi bir hava içerisindeydiler. Yarın olduğunda diyeceklerdi ki; biz de örgüt adına ifade verdik, tutuklandık veya gözaltına alındık.
PKK FETÖ’NÜN SİLAHLI KANADI
FETÖ terör örgütü toplumun dini ve sosyolojik yapısını bozma, devletin içine sızma kanadı. PKK terör örgütü FETÖ’nün silahlı kanadını oluşturan bir örgüt. Bunların yan kolları da var. Bir ülke imamı verdiği ifadesinde şunu söylemişti: Biz yıllardır bizim yöneticilerimiz ile PKK’nin üst düzey yöneticileri Avrupa’nın değişik ülkelerinde düzenli toplantılar yapar, kararlar alınır ve herkes üzerine düşen kararı uygulardı. PKK ile FETÖ’nün çıkış tarihlerine baktığımızda aynı tarihlere denk geliyor. Buradan şu sonuca ulaşıyoruz, biri korku ve panik yaparak diğeri de toplumun dini, ahlaki, inanç değerlerini bozarak aynı kapıya çıkıyor.
28 ŞUBAT FETÖ’YE YÖNLENDİRDİ
17-25 Aralık’ta şunu gördüm, 28 Şubat eylemleri kime yönelikti? Dindar insanlara yönelik bir hareketti. Fetullah Gülen’de din adına çıkmıştı o zaman. Bu da mütedeyyin camiada sayılıyordu. Sonra bakıyoruz bu Zaman gazetesindeki evraklarda o dönemin üst düzey komutanları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Fetullah Gülen’e methiyeler yazan mektuplar, yılbaşı tebrikleri, Fetullah Gülen’in de onlara yazdığı yazılar vardı. Buradan şu sonuç çıkıyor, 28 Şubat süreciyle mütedeyyin insanları Kuran kursundan, imam hatiplerden uzaklaştırıp sığınacak bir liman olarak FETÖ’nün okullarına, yurtlarına yönlendirme oldu. İnsanlar, en azından sigara, alkol, uyuşturucu yok, en azından daha ılımlı bir Müslüman. Oysa ki FETÖ’nün gittiği yerde aynı eleman kazandıracak bir yuvaymış meğerki.
ZAMAN GAZETESİ FETÖ’NÜN PROPAGANDA ARACIYDI
Zaman gazetesi yayınları tüm terör örgütünün yaptığı eylemlerin bir yayın organıydı. Devletin yok olması, yıkılması için yaptığı bütün eylemlere destek olan bir gazete, FETÖ’nün propaganda aracıydı. Çok ilginç tarafı, 28 Şubat sürecinde olduğu gibi laik bir kesim mülteci, irticacı diyen kesim Zaman gazetesinin kapatılmasında baktık onları temsilcileri ön sırada polise saldıran kişilerdi. Bunlar aynı kaynaktan beslenen değişik isimlerdeki kişilerdi. Devletin her kademesine sızmışlardı. Bunlar yargı, emniyet eliyle yapmaya çalıştılar olmadı sonra da silahlı kuvvetler ile darbe yapmaya çalıştılar. Çok şükür devletin ve milletin feraseti ve başarısıyla onu da başaramadılar.
FETÖ UYUYAN HÜCRE KONUMUNDA
Kamuda hala kripto FETÖ’cüler var. FETÖ’cü olduğu bilinen ama delil bulunamayanlar da var. Yargı içinde de var ancak yargıyı ele geçirecek kadar değil. FETÖ’ye karşı hala dikkatli olmak gerekiyor. FETÖ ile mücadeleyi unutuyoruz gibi geliyor. İstanbul Köprüsündeki, Kızılay’daki şehitleri, bomba atılma olaylarını unutuyoruz gibi. Bu tür örgütler bugün var yarın bittik değil. Bunlar şimdi uyuyan hücre konumuna geldi. Şimdi bunlar uyku modundalar. İddia ediyorum, bunlar daha da hırslı, daha da çalışkan ve daha da yer altına indiler. Bunlarda pes etme olacağını sanmıyorum ancak devlet fırsat vermeyecektir. Uyuyan hücre ama boş durmayan hücreler. Belki 100 yıl sonrasının hesabını yapıyorlar, bu tür örgütler kısa vadeli düşünmezler. Zaman geçse de bunların yaptıkları unutulmamalı, hatırda tutulmalıdır.

Kaynak: SON TV