Gizli Kriptoların üzerine Gidilmeli… Bitmek Bilmeyen Logbook Krizi… — Son Dakika Havacılık Haberleri | Türk Hava Yolları, Pegasus, Sunexpress, Corendon, Havacılık, Havayolları, Havalimanları, Havaalanları, THY, Hostes, Pilot, Uçak, Kabin Memuru, SHGM, DHMİ

Değerli Okurlar,

15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik düzenine, anayasal kurumlarına ve millî egemenliğine yönelik yapılan en ağır saldırılardan biri olarak tarihteki yerini almıştır. O gece yalnızca devlet kurumları değil, milletin ortak iradesi de hedef alınmıştır. Ancak toplumun her kesiminden gösterilen güçlü kararlılık sayesinde darbe girişimi başarısız olmuş ve demokrasi korunmuştur.

15 Temmuz’u değerlendirirken olayları siyasi ya da ideolojik flitlerin ötesinde, demokrasi, hukuk devleti ve millî güvenlik perspektifiyle ele almak zorundayız. Çünkü demokratik rejimlere karşı silahlı gücün kullanılarak millî iradenin ortadan kaldırılmasına yönelik her türlü girişim, hangi gerekçeyle olursa olsun asla kabul edilemez.

Bu olayın bizim açımızdan en dikkat çekici yönlerinden biri de havacılık üzerindeki etkileridir. Darbe girişimi esnasında savaş uçakları ve helikopterlerin kullanılması doğrultusunda hava gücünün bir ülke için ne kadar kritik bir unsur olduğunu acı şekilde yaşadık. Aynı zamanda hava sahasının kontrolü, havalimanlarının güvenliği, hava trafik yönetimi ve kritik havacılık altyapılarının korunmasının millî güvenlik açısından ne kadar vazgeçilmez olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz

Boeing’in dönüşü Türk şirketlerini de ilgilendiriyor

thumbnail

Avrupa Havacılığında Alarm: Yükselen Yakıt Maliyetleri İflas ve Satın Almaları Tetikliyor

thumbnail

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü

Özellikle Atatürk Havalimanı’nda yaşanan hadiseler, milletin birlik ve beraberlik ruhunun sembollerinden biri hâline gelmişti. O gece ve sonrasında gerçekleştirilen demokrasi nöbetleri, yalnızca bir meydanın doldurulması değil; demokratik düzene sahip çıkma iradesinin güçlü bir sembolüne dönüştü. Havalimanları sadece ulaşım merkezleri değil, aynı zamanda devlet otoritesinin, kamu düzeninin ve stratejik güvenliğin en önemli unsurlarından biri olduğunu hep beraber görmüş olduk.

Bugün Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde elde ettiğimiz başarılar, millî teknoloji hamlesinin dünyadaki en önemli örnekleri haline gelmiştir. İnsansız hava araçları, silahlı insansız hava araçları ve diğer yerli teknolojiler, ülkenin savunma kapasitesini artırırken aynı zamanda mühendislik ve bilim alanındaki gelişimini de ortaya koydu. Bu başarıların sürdürülebilir olması, yalnızca teknolojik yatırımlarla değil, güçlü kurumlar, nitelikli insan kaynağı ve güvenilir organizasyon yapılarıyla mümkündür.

Havacılık sektörü, doğası gereği hata kabul etmeyen ve güvene dayalı bir alandır. Pilotundan hava trafik kontrolörüne, teknisyeninden güvenlik personeline kadar her görev kritik öneme sahiptir. Bu nedenle işe alım süreçlerinde liyakat, mesleki yeterlilik, etik değerlere bağlılık ve sürekli güvenlik değerlendirmelerinin büyük bir hassasiyetle yönetilmesi gerekir. Kurumların, görevlerini kötüye kullanabilecek kişi veya yapılara karşı gerekli denetim mekanizmalarını işletmesi, yalnızca ulusal güvenlik açısından değil, uçuş emniyeti açısından da en önemli unsurlardan biridir.

NATO’nun kuruluşuyla farklı ülkelerde devlet kurumları içerisine çeşitli ideolojik, siyasi veya dinî motivasyonlarla örgütlenmeye çalışan yapıların olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu tür yapılanmaların oluşturabileceği riskler, demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, delile dayalı soruşturmalar, etkili denetim mekanizmaları ve hukukun üstünlüğü esas alınarak değerlendirilmelidir. Güçlü devletlerin temel özelliği, kurumlarını kişilere değil kurallara dayandırmalarıdır.

15 Temmuz’un bizlere bıraktığı en önemli derslerden biri de budur: Güçlü demokrasi, güçlü kurumlarla mümkündür. Güçlü kurumlar ise ancak liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuk devleti ilkeleri üzerine inşa edilir.

Havacılık sektöründe çalışan veya bu alanda eğitim gören herkes için bu sorumluluk daha da büyüktür. Çünkü gökyüzünde güven, yerde başlayan disiplin, bilgi ve ahlakla sağlanır. Havacılıkta daha ileri hedeflere ulaşılabilinmesi; bilimden, teknolojiden, millî birlikten ve demokratik değerlerden taviz vermeden ilerlenmesine bağlıdır.

15 Temmuz’u anmak, yalnızca geçmişte yaşanan acı olayları hatırlamak değildir. Aynı zamanda gelecekte benzer tehditlerin yaşanmaması için güvenlik kültürünü geliştirmek, kurumsal dayanıklılığı artırmak ve millî iradeyi her koşulda koruma bilincini canlı tutmaktır. Türkiye’nin havacılık vizyonu da ancak bu bilinçle daha güvenli, daha güçlü ve daha bağımsız bir geleceğe taşınabilir.
Bitmek bilmeyen logbook krizi…
Hangarlardaki derin huzursuzluk ve kaygı endişeyle devam ediyor. Kayıtların işe giriş çıkış saatleri ile uyumları sorgulanıyor. Bunun temel başlangıcının maalesef aynı meslektaşların birbirini otorite kuruluşlara şikâyeti ile başladı.  Bunun neden olacağı olası felaket senaryolarını ve etki alanlarını ısrarla uyarmamıza rağmen yangın giderek büyüyerek enkaz çoğaldı. Hırsa ve kişisel husumetlere alet edilen şikâyet mekanizmaları detaylı incelemelere ve geçmişin sorgulanmasına neden oldu.

Takip ettiğimiz ve edindiğimiz duyumlara göre işveren tarafı da bu konuda yapıcı bir çalışma ile objektif bir değerlendirme yapmaya çalışıyor. Lakin işin doğası gereği aslında art niyet taşımayan ve tamamen işleyen süreçlerden dolayı da uyumsuzluklarla karşılaşılabiliniyor. Yapılan işin sisteme girilmesi ile icrası arasındaki zaman farklılıkları ve vardiya değişimleri gibi durumlarında bu durumu zorlaştırdığı biliniyor. Umarız daha çok kişinin canı yanmadan bu süreç tamamlanır. Hem çalışanların huzursuzluğu ve motivasyonu açısından hem de işletmelerin prestiji ve imajı açısından bu durum kritik önem taşıyor.   

Hepinize sağlık ve huzur dolu bir hafta diliyorum…

Kaynak: Airline Haber