Düşün yakasından Başbuğ Paşa’nın!

BU FOTOĞRAFI UNUTMAYIN
5 Ocak 2012’de FETÖ ifadesini aldı, 6 Ocak’ta tutukladı. Orgeneral İlker Başbuğ’u kim Silivri’ye gönderdi?

Somut durumun somut tahlili… Daha önce de yazdım… Lenin’in kitabının adı… Şimdi siz 2021’de, 2000’lere dönerek siyaset yaparsanız -ki yapıyorsunuz- kaybedersiniz! Neden mi?

Hatırlayın: AKP, 2002’de neden iktidar oldu?

Ekonomik kriz… Yolsuzluk… Had safhada olduğu için! Eskilerden bıkan halk yeniye sarıldı ve 18 yıldır da iktidar da tutuyor. Ya bugün? Sokağa çıktığımda bir gazeteciden ‘Bana iş bulur musun?’ diyenleri ilk kez duyuyorum… Ya da… Pazara çıktığımda, metrobüste, vapurda sohbet edenlerin, sohbet etmek isteyenlerin ilk cümlesinin “Ne olacak bu ekonominin hali?” olduğunu duyuyorum! Peki AKP’nin gündemi ne? Varsa yoksa darbe… Başörtüsü… Televizyonlarda ‘darbe ve başörtüsü’ tartışması yapılıyor ama halkın gündemi başka. Somut durum somut tahlil!

Ve ortada garip bir çelişki var:

Gladio’nun kumpasına uğradı…

2 yıl iki ay Silivri Cezaevi’nde zulüm gördü…

Terör örgütü yöneticisinin tanıklığıyla hapse atıldı…

Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde ‘hukuk’ dedi…

Kozmik Oda’nın açılmasına ‘Üzerimize faili meçhulleri yıkmasınlar’ cümlesiyle izin verdi…

Cezaevinden çıktıktan sonra bile Fetullah’la mücadeleye devam etti… Hatta… ABD’ye gidip darbeci örgütü anlattı!

Ama… AKP’nin İlker Başbuğ nefreti bitmedi! Bitmiyor…

Yalanlar üzerinden oluşturulan nefret!

Kitabı okudunuz mu?

AKP iktidarının herhangi bir yetkilisinin ya da yöneticisinin… İktidara yakın bir gazetecinin, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un son kitabı “Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi/1961-1980” adlı kitabını okumadığını düşünüyorum. Neden mi? Okusalardı, Cumhuriyet’teki “Eğer Adnan Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi” cümlesini anlayabilirlerdi. Anlamak istiyorlar mı ? Bu da tartışılır!

Gelin kitabın 27 Mayıs’la ilgili o bölümüne bakalım… Sayfa 18:

“… 27 Mayıs darbesi olmasaydı, Türkiye belki de bugün demokrasi sorunlarının çoğunu çözmüş olur, siyasi olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış ve bölünmüş bir toplumsal yapıya dönüşmezdi. Türk demokrasisinin üzerinde yıkıcı tesirlerin başlangıcı yaşanmayacaktı. Çünkü 27 Mayıs darbesi Türk siyasetini istikrarsız bir ortama sürüklemiş, siyasi tecrübeye ve olgunluğa sahip kadroların siyaset sahnesinden uzaklaşmasına neden olmuş… Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idamı ile ilerde tamir edilemeyecek ağır bir yara açmış… Türk ordusunu siyasetin içine bulaştırmıştır. 27 Mayıs darbesi olmasaydı, Türk demokrasisi 22 Şubat 1962, 21 Mayıs 1963, 12 Mart 1971 ve belki de 12 Eylül 1980’de karşı karşıya kaldığı askeri müdahaleleri yaşamayacak, bugün Türkiye demokrasi açısından çok farklı bir konumda bulunabilecekti.”

Somut durumun somut tahlili… Kitabı okuyun…

Dijital terör ve NATO’cular

Hatırlayın o günleri… Daha geçen sene…

İlker Başbuğ, 29 Ocak 2020’de bir televizyon kanalında, “2009’da askerlerin özel yetkili mahkemelerde yargılanma teklifini getirenler araştırılsın” demişti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da AKP’li vekillerden “Başbuğ’a dava açmaları” çağrısı yapmıştı.

Başbuğ da 6 Şubat 2020’de şu açıklamayı yapmıştı:

“… Göreve başladığı ilk günde FETÖ tarafından hedef alınan ve görev süresi olan iki yıl boyunca FETÖ komploları ile mücadele eden, o günlerde ‘FETÖ tehdidi bugün bize, yarın size’ diye siyasi iktidarı uyaran bir Genelkurmay Başkanı’nın, bugün karşı karşıya bırakıldığı bu durum herkesten önce FETÖ’yü sevindirecektir. 

SONUÇ: İktidar darbecileri nerede mi arasın? Kripto gazeteciler arasında… Her fırsatta Kemalistler’i hedefe koyan yayın organlarında… Dijital terörle operasyon yapan, cinayet işleyen Batı destekli tarikat ve cemaatlerde… ABD’de… Çünkü… 1952’de NATO’ya giren Türkiye’de darbeleri Kemalistler değil NATO’cular yaptı!

Kaynak: Sözcü