Dolar krizinde kime inanmalıyız

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Dolar krizinde kime inanmalıyız
You have reacted on "Dolar krizinde kime inanmalıyız" A few seconds ago

Aydınlık gazetesi yazarı Ufuk Söylemez, bugünkü köşesinde “ABD Büyükelçisi’ne değil, TCMB Başkanı’na İnanıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Ufuk Söylemez, yazısında, Türkiye ekonomisinin mevcut, 1 yıldan kısa vadeli dış borçlarını, ödemesi yenilemesi veya ötelemesi için gereken meblağın oldukça fazla olduğuna değindi.

Söylemez, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield’ın, “Swap hattı için Türkiye’nin, FED’le doğrudan bağlantı kurdu” sözleri üzerine, “Biz tabii ki, siyasi etki ve baskı altında tutulsa da, TC Merkez Bankası Başkanının söylediğine inanıp, esas alıyoruz, almalıyız” ifadelerini kullandı.

Söylemez, dolardaki tarihi artış üzerine ise “Dolar hegemonyasına son verilmesi talepleri ve arayışları haklıdır. Ama söylemle değil, icraatla olacak işlerdir bunlar” dedi.

“TC Merkez Bankası Başkanı Sn. Murat Uysal, geçen hafta enflasyon sunumu yaptı ve ertesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

M. Uysal, bu toplantıda ‘…IMF ile kaynak ve Swap hattı girişimimiz yok…’ dedi açıkça.

Ancak, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, yine geçen hafta Atlantik Konseyi tarafından organize edilen bir video konferansta yaptığı konuşmada; ‘…Swap hattı için Türkiye’nin, FED’le doğrudan bağlantı kurduğunu…’ söyledi. Biz tabii ki, siyasi etki ve baskı altında tutulsa da, TC Merkez Bankası Başkanının söylediğine inanıp, esas alıyoruz, almalıyız.

Sorun, ABD Büyükelçisinin bu sözlerinin şu ana kadar tekzip edilmemiş olmasıdır.

*

Öte yandan, Türkiye’nin Çin ve Katar’la yaptığı kısa vadeli swap anlaşmaları iyi bir gelişme olsa da, kuşkusuz ki yetersizdir. Türkiye ekonomisinin mevcut, 1 yıldan kısa vadeli dış borçlarını, ödemesi yenilemesi veya ötelemesi için gereken meblağın oldukça fazla olduğu bir gerçektir.

TC Merkez Bankasının swap anlaşmalarının, daha fazla ülke ile yapılabilmesi için girişimleri sürdürdüğü söyleniyor.

Yerel paralarla da swap yapılabilmesi mümkün tabii ki. Ama bunun için ön şart enflasyon oranları arasında 2 ülke arasında büyük farklılığın olmamasıdır temel olarak.

Bu nedenle, halen Türk Lirası karşılığında yerel paralarla dış ticaret/ihracat yapabildiğimiz miktar, toplam dış ticaretimizin %5’inin altında seyrediyor.

Dolar hegemonyasına karşı doğal ve haklı olarak gösterilen tepkiye ve alternatif arayışlarına karşın, geçen yıllarda Rusya ve İran’ın bile enerji alım-satımında yerel para ile ticareti kabul etmemeleri ve rezerv para talep etmeleri hepimizin malumudur.

Ekonomide salgın nedeniyle hem arz hem de talep yönlü şok yaşandığı dönemde dahi, enflasyon oranının hala çift haneli olması, Türkiye’de dolarizasyonu besleyen en önemli etken ne yazık ki.

Toplam mevduatın yarısından fazlasının dolar ve euro cinsinden olması da Türkiye’de dolarizasyonun geldiği noktayı açıkça gösteriyor.

*

Doların rezerv para olarak dünyadaki hakimiyetini besleyen diğer bir husus ise, bundan şikayet etseler, hatta ABD tarafından ticaret savaşlarıyla tehdit edilseler de, birçok ülkenin ABD Hazine Tahvillerine milyarlarca dolarlarını yatırmalarıdır hala.

ABD’nin emperyal askeri ve ekonomik güç olarak, dünyaya dayattığı dolar hegemonyasının, dünya ticaretinde rezerv para olarak kullanılmasının dışında, ulusların tasarruflarını ABD Hazine Tahvillerine hangi boyutlarda yatırdığı ise şaşırtıcı gerçekten de. ABD’nin tam 7 trilyon dolar tutarında Hazine tahvili dünya ülkeleri tarafından alınmış, Şubat 2020 sonu itibariyle.

Bu miktarın 1.2 trilyon doları Avrupa Birliği ülkeleri tarafından alınmış.

Japonya 1.2 trilyon dolar ve Çin ise, 1 trilyon dolarlık ABD Hazine Tahvili almış. Latin Amerika ülkelerinin elinde 450 milyar dolar, Afrika ülkelerin elinde ise 67.9 milyar dolarlık ABD tahvili var.

ABD tahvili tutmayan – ekonomik büyüklüğüne oranla – 2 ülke dışında (Türkiye 2,3 milyar dolar ve Rusya 12.5 milyar dolar) pek fazla ülke bulunmuyor.

ABD de bu nedenle doların ve ABD’nin çıkarını ve seviyesini korumak amacıyla, elinde tahvillerini tutan ülkelere swap imkanı sağlıyor.

*

ABD’nin 2008 krizinden bu yana swap hattını açık tuttuğu ülkelerin Merkez Bankaları İngiltere, Kanada, Avrupa Merkez Bankası, Japonya ve İsviçre Merkez Bankaları. Bu bankalara sınırsız dolar likiditesi ve swap imkanı tanınmış vaziyette.

FED’in, 30-60 milyar dolar limitli ve 7-84 gün vadeli swap yaptığı diğer ülke Merkez Bankaları ise şunlar; Avustralya, Brezilya, G. Kore, Meksika, Singapur, İsveç, Danimarka, Norveç ve Y. Zelanda.

ABD açıkça görüleceği üzere kendi Hazine tahvillerini en çok elinde bulunduran ülkelerle, swap işlemlerini yapmayı salgın sırasında sürdürüyor. Böylece doların değerini ve tahvil müşterilerini korumaya çalışıyor.

O nedenle, Türkiye, Rusya gibi ülkelerin Çin ile ve ayrıca G-20 ülkelerinden bazıları ile birebir swap anlaşmaları yapması bir alternatif olarak görünüyor.

Çünkü, ABD ile swap girişimi sadece ve sadece açık ya da örtülü çeşitli siyasi tavizlerin dayatılması karşılığında bir sonuç verir ki, bu asla ve kat’a kabul edilemez ve tartışılamaz.

Dolar hegemonyasına son verilmesi talepleri ve arayışları haklıdır. Ama söylemle değil, icraatla olacak işlerdir bunlar.

Önce evimizin içini derli-toplu hale getirmeliyiz. Aksi takdirde, yüksek enflasyonla, üretmeden-tüketen, imalatın yerine ithalatı koyan, tasarrufu unutup ağır borç yükünün altına giren ve toplumsal uzlaşmasını milli mutabakatla sağlayamayan bir ülke ekonomisinin, dolar hegomanyasına karşı yapacağı girişimlerin ve alternatif arayışlarının yeterince etkili olabileceğini düşünmek aşırı iyimserlik olur yoksa.

Odatv.com

<br/>

70 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Dolar krizinde kime inanmalıyız
You have reacted on "Dolar krizinde kime inanmalıyız" A few seconds ago