Demiryolu ihalesine gelin

Bugüne dek yapılmış en yüksek tutarlı  21/b ihalesi dün gerçekleşti.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün yaptığı ihalenin adı: “Bandırma-Bursa-Yenişehir Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Hattı İnşaatı ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini işi Projesi”.

“21/b nedir?” sorusuna cevap olsun: Kamu İhale Yasası’nın pazarlık usulü maddesindeki yollardan biri. Afet, salgın hastalık, öngörülemeyen durum ve (2 yıl önce eklenen eklenen) yapım tekniği açısından özellik arz eden hallerde başvuruluyor.

Bu yöntemde ihale yapan kurumun, kamuya ilan zorunluluğu yok. İstediği firmaları çağırabiliyor.

Doğruya doğru: Pandemi dönemi, 21/b için biçilmiş kaftan.

21/b’nin suistimal edildiği son yıllarla karşılaştırıldığında, “salgın hastalık” hali, ihalelerde bu maddeye imkan veriyor.

Ama eğer bir ihalenin maliyeti 11-12 milyar TL ise hangi seçilmiş müteahhitlerin çağrıldığı ve tekliflerini bilmek herkesin hakkı.

Çünkü bu öyle bir 21/b ihalesi ki, maliyeti, ihaleyi açan bakanlık bütçesinin üçte birinden fazla (Ulaştırma Bakanlığı bütçesi 29 milyar TL).

Bu öyle bir ihale ki, en düşük teklif ile en yüksek teklif tutarı arasındaki fark 2 milyar TL’ye yakın (616 bin 645 işçinin asgari ücreti kadar).
Diyanet bütçesi gibi teklif
Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinin kaç bakanlık ödeneğini geçtiği, her bütçede tekrarlanan bir haberdir.

Dünkü demiryolu ihalesiyle belki bu “klasik”, yerini  21/b ihalelerine gelen tekliflerle kıyaslamaya bırakmalı. Neden mi?

2020 bütçesinde Diyanet ödeneği 11.5 milyar TL.

Oysa bu ihalede sadece İC İçtaş İnşaat’in teklif tutarı, 127 bin personel istihdam eden Diyanet’in bütçesini 250 milyon TL geçmiş durumda.

2020 bütçesindeki diğer bazı ödenekler de bu kapalı ihalenin büyüklüğünü anlatıyor. Misal, Cumhurbaşkanlığı ödeneği 3.1 milyar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 8 milyar, Ticaret Bakanlığı 5.7 milyar TL.

Bu arada projenin daha önce TCDD’de olduğunu, iptaller olduğunu, sonrasında  bakanlığın üstlendiğini anımsatalım.

PROJE GEÇMİŞİ YENİ DEĞİL

Projenin TCDD’de olduğu dönemde yapılan ihaleyle ilgili bir evrakta sahtecilik davası, bu yılın başında karara bağlanmıştı.

13 Nisan’da bu köşeden duyurduğumuz karar, Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nden. Dava, “Bandırma-Bursa-Ayazma-Osmaneli hızlı tren projesi Bursa-Yenişehir kesimi altyapı inşaat işleri” ihalesinde sahte belge kullanıldığı iddiasıyla açıldı. Şikayetçiler; TCDD, Karayolları Genel Müdürlüğü, Kamu İhale Kurumu, Ulaştırma Bakanlığı’ydı. Mahkeme Bayburt Grubu şirketlerinden Özgün Yapı’nın Yönetim Kurulu üyesi G.Ş.’nin, sahte belge hazırlayarak resmi belgede sahtecilik suçu işlediği gerekçesiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

(İş bitirme belgesi olarak kullanılan belge ile notere sunulan belge arasında tarihlerde farklılık olduğu, grafolojik raporlarla saptandı.)

Bugüne dönerek bitirelim: Yazıyı yazarken, ihale henüz sonuçlanmamıştı.Uzun geçmişi ve rekor büyüklüğe sahip bu davetli ihaleyle ilgili son gelişmeyi, hangi şirketin üstleneceğini de paylaşacağız.
Demiryolu ihalesine gelinSaray davasında oybirliğiyle ret
Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) alanı üzerinde yaptırılan Saray (resmi adıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi), hukuka aykırı olarak inşa edildi.

Başta Mimarlar Odası Ankara Şubesi olmak üzere, Saray’ın hukuksuzluğunu yargıya taşıyan çok sayıda dava var.

O davalardan biriyle ilgili önemli bir gelişmeyi tam bir yıl önce bu köşede duyurmuştum. Bugün o gelişmenin (t24 sitesinde haber olarak yer alan) yeni bir aşamasını ayrıntılarıyla paylaşacağım.

Aslında hayatımızın her alanında adaletsizliğin derinleştiği bir dönemde, yargı ve hukuk adına sevindirici  bir gelişme bu.

Önce davayı biraz hatırlatmak gerekiyor. Sıkılmadan okumaya çalışın lütfen. Çünkü anlatılan sizin haklarınızdır.

SARAY SİT ALANINDA YÜKSELDİ

İlk söz şu olsun:

Normal koşullarda Atatürk’ün mirası AOÇ alanına Saray’ın yaptırılamaması gerekiyordu.

Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun  (KVKYK) “ilke kararı” buna engeldi. O ilke kararı, toplumun ortak mirası olan tarihsel sit alanlarını koruyordu.

Bu koruyucu karara 2014’te eklemeler yapıldı.  (16 Ocak 2014 tarihli Resmi Gazete/ 271 sayılı ilke kararı)

Biri sit alanlarında tarımsal faaliyetlere ilişkindi.

Diğer deyişle “kamu hizmeti binası” ibaresi eklendi.

Bu ekleme “Tarihi sit alanına kamu hizmet binası yapılabilir” anlamına geliyordu.

BAŞBAKANLIK MÜDAHİL OLDU

Öyle bir eklemeydi ki bu; sadece AOÇ değil, memleket toprakları üzerindeki pek çok tarihsel kültürel mirasın üzerine keyfi yapıların önü açıldı.

Avukat  Figen Albuga Çalıkuşu, yaşadığı şehir Antalya’nın Kaleiçi’ni gözeterek bu ilke kararındaki değişiklik için iptal davası açtı.

Ama o ne? Başbakanlık davaya müdahil oldu. Dosyaya 271 sayılı ilke kararını belge olarak koydu. Bu Saray’ın bu ilke kararına dayalı olarak yapılabildiği anlamına geliyordu.

Danıştay 14. Dairesi iptal istemini reddetti. Bu ret,  korunan sit alanlarına “kamu hizmeti binası” yaptıranları sevindirecek bir karardı. Çalıkuşu, kararın bozulması için davayı Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na götürdü.

Aradan yıllar geçti. Avukat Çalıkuşu Ağustos 2019’da bir tebligat aldı.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, tarihi sit alanlarıyla ilgili ilke kararına “kamu hizmet yapıları” ibaresi eklenmesini hukuka aykırı bulmuştu.

Bir yıl önceki yazımı şu paragrafla bitirmiştim:

“271 sayılı ilke kararına yaslanarak AOÇ alanı üzerinde, tutarı tam açıklanmayan bütçe kaynaklarıyla yaptırılan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin hukuk ve yargı nezdinde sorunlu bir yapı olduğu Danıştay’ın yeni kararıyla bir kez daha tescillenmiştir.”

CUMHURBAŞKANLIĞI TALEBİNE RET

Cumhurbaşkanlığı, Saray’ın sadece inşaatın değil, halihazırdaki mevcudiyetinin de hukuksuzluğu anlamına gelen bu kararın düzeltilmesini istedi.

İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na başvurdu.

İşte yargı adına sevindirici gelişme de bu aşamada gerçekleşti: 

İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı’nın karar düzeltme talebini OYBİRLİĞİYLE reddetti.

2020/493 numaralı kararda, “Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde öne sürülen hususlar, adı geçen kanun maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır” denildi.

Kayda bir kez daha girsin:

AOÇ arazisine Saray yaptırılması hukuksuzdur.

Kaynak: Sözcü