Cuma, 18 Eylül 2026Köşesiz. Yorumsuz. Sadece haber.

Çin, Suudi Arabistan’ın Talebiyle İran’a Husileri Durdurma Çağrısı Yaptı

Çin, Suudi Arabistan'ın Talebiyle İran'a Husileri Durdurma Çağrısı Yaptı

africa.businessinsider.com

WhatsAppXE-Posta

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Yemen’deki Husilere yönelik askeri hava saldırısı düzenlenmesi yönündeki talebini geri çevirmesinin ardından Riyad yönetimi diplomatik rotasını Pekin’e kırdı. Suudi Arabistan’ın yardım çağrısını değerlendiren Çin yönetimi, İranlı yetkililere gizli kanallardan ulaşarak Yemen’deki Husi güçlerini dizginlemeleri için nüfuzlarını kullanmaları ricasında bulundu.

Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında ve küresel ticaretin kilit geçiş noktalarından Babülmendep Boğazı çevresinde Husi güçlerinin hızlı bir askeri ilerleyiş kaydetmesi, enerji nakil hatlarını ve deniz ulaşımını doğrudan tehdit eder hale geldi. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumundaki Çin, bölgeden sağlanan ham petrol akışına ve açık deniz ticaret hatlarının güvenliğine yüksek düzeyde bağımlı bulunuyor.

ABD Müdahalesinin Reddi ve Çin’in Diplomatik Devreye Girmesi

Krizin derinleşme sürecinde Suudi Arabistan, Husilerin Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki ilerleyişini durdurmak amacıyla doğrudan Washington yönetiminden askeri müdahale talep etti. ABD Başkanı Donald Trump ise Husi hedeflerine yönelik yeni hava saldırıları düzenlemeyi kabul etmedi. Washington, Riyad yönetimine doğrudan askeri harekât yerine yalnızca istihbarat ve hedef belirleme desteği sunabileceğini bildirdi.

ABD’den istediği askeri desteği alamayan Riyad, çözümü Doğu Asya’da aradı. 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde arabuluculuk rolü üstlenen Çin, bölgede ağırlığını artırarak devreye girdi. Pekin yönetimi, kamuoyuna açık beyanlarında taraflara sükûnet, diyalog ve seyrüsefer güvenliğinin sağlanması yönünde çağrıda bulunurken, Tahran ile yürütülen özel diplomatik temaslarda daha somut adımlar atılmasını talep etti.

Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki Güvenlik Riski

Husilerin Yemen’in batı kıyılarında kontrol alanını genişletmesi, Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan Babülmendep Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğini doğrudan riske attı. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan deniz trafiği aksaklıklarının ardından Babülmendep Boğazı’nın da güvensiz hale gelmesi, Orta Doğu’nun iki ana petrol ihracat rotasının aynı anda sekteye uğramasına neden oluyor.

Bölgedeki deniz taşımacılığının aksaması, küresel navlun fiyatlarını ve enerji piyasalarını olumsuz etkiliyor. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, bölgesel istikrarsızlığın tırmanmasının hiçbir tarafın çıkarına hizmet etmediği vurgulandı. Bakanlık açıklamasında, tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesi, sivil halkın geçim kaynakları açısından kritik olan tesislerin hedef alınmaması gerektiği kaydedildi.

Çin ile İran Arasındaki Ticari ve Enerji Bağlarının Rolü

Pekin’in Tahran nezdinde yürüttüğü diplomatik girişimler, iki ülke arasındaki derin ekonomik bağımlılığa dayanıyor. Çin, son on yılı aşkın süredir İran’ın en büyük ticari ortağı konumunda bulunuyor ve İran’ın deniz yoluyla yaptığı ham petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını satın alıyor. Bu durum Pekin’i, Tahran üzerinde diplomatik nüfuz kullanabilecek az sayıdaki küresel aktörden biri haline getiriyor.

Bununla birlikte Çin’in Orta Doğu’daki ekonomik çıkarları yalnızca İran ile sınırlı değil. Pekin yönetimi, ham petrol ithalatının yaklaşık yarısını Orta Doğu ülkelerinden karşılıyor ve Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerle yıllık 300 milyar dolara ulaşan bir ticaret hacmini yönetiyor. Bu nedenle Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki herhangi bir tıkanıklık, Çin’in iç enerji güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.

Tahran’ın Karşılığı ve Bölgesel Dengelerin Geleceği

İran tarafı ise Çin’in sükûnet ve Husilerin denetlenmesi yönündeki taleplerine yanıt olarak, bölgedeki kalıcı barış ve istikrarın ABD ile İsrail’in İran’a yönelik eylemlerinin sona ermesine bağlı olduğunu iletti. Tahran yönetimi, çatışmaların durması için öncelikle küresel ve bölgesel baskıların kaldırılması gerektiğini savunuyor.

Çinli diplomatların temaslar sırasında İran’a yönelik herhangi bir açık ekonomik yaptırım veya tehdit diline başvurmadığı ifade ediliyor. Ancak yaptırımlar ve ekonomik zorluklarla mücadele eden Tahran için Çin ile yürütülen ticari ilişkiler hayati önem taşımaya devam ediyor. Analistler, Pekin’in taleplerinin ne derece karşılık bulacağının ve Çin’in bölgedeki arabulucu rolünü ne ölçüde koruyabileceğinin önümüzdeki dönemde netleşeceğini belirtiyor.

Sıkça Sorulanlar

Suudi Arabistan neden Çin'den yardım talep etti?

ABD Başkanı Donald Trump'ın Husilere karşı askeri hava saldırısı talebini reddetmesi ve Husilerin Kızıldeniz sahilindeki hızlı ilerleyişinin petrol ihracat rotalarını tehdit etmesi üzerine Suudi Arabistan Çin'e başvurdu.

Çin, Husiler konusunda İran'dan ne talep etti?

Pekin yönetimi, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğini korumak amacıyla İran'dan Husiler üzerindeki diplomatik ve askeri nüfuzunu kullanarak grubu dizginlemesini istedi.

İran Çin'in diplomatik çağrısına nasıl yanıt verdi?

Tahran yönetimi, bölgedeki kalıcı barış ve istikrarın ancak ABD ve İsrail'in İran'a yönelik düşmanca eylemlerinin sona ermesiyle mümkün olabileceğini bildirdi.

Babülmendep Boğazı'ndaki kriz Çin için neden kritik önem taşıyor?

Çin, ham petrol ihtiyacının büyük bölümünü Orta Doğu'dan karşılıyor ve deniz yoluyla yapılan küresel ticaret hatlarının güvenliğine yüksek derecede bağımlı bir ekonomi yürütüyor.

Çerez tercihleri