Bu Filmi Daha Öncede Seyretmiştik-Danışıklı Dövüş…

Bu Filmi Daha Öncede Seyretmiştik-Danışıklı Dövüş...

 

Sevgili Okurlarımız;

Ülkemizde işveren ve sendika arasındaki ilişkiler her zaman danışıklı dövüş tarzında sürdürülmüştür. İşverenlerle, çalışanların temsilciliğine soyunan sendikalar arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için müneccim olmaya gerek yok.

THY’yi incelediğimizde, daha önce kamu şirketi olan THY, siyasi iktidarın isteği doğrultusunda özel şirket statüsüne geçirildiydi. Önce THY’nin özel şirket statüsüne neden geçirildiğine bakmak lazım. Bu geçişin birçok nedeni var. Ben sadece bunlardan bir tanesini yani sizleri ilgilendireceğini sandığım nedene odaklanmak istiyorum

Konumuz ihaleler; Bildiğiniz üzere THY’de eskiden kamu şirketi iken tüm ihaleler gazetelere verilen boy, boy ilanlarla her şirkete açık yapılırdı. Bu sistem, siyasi iktidara yakın firmaların işine gelmiyordu. Çünkü verdikleri yüksek teklifin daha altında teklif veren firmaların ihaleyi kazanması mümkündü.

Siyasetle her zaman iç içe olan THY, yasa gereği en düşük teklifi veren firma ile anlaşmak zorunda kalıyordu. (Tabii ki THY tarafından istenilen vasıflara uygun ise). Bu durum, siyasi iktidarlara her zaman destek yapan dev firmaların açığa düşmesine neden olduğundan, (yani hükümete maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen firmaların) THY’nin özel şirket hüviyetine geçirilmesi gerekiyordu. (benim bilmediğim başka nedenler de mutlaka vardır)

Bu nedenle birde baktık ki THY’nin devlet hisseleri %49 a düşürülmüş. Tabii ki halka açık hisse %51. Kamu hisseleri %49’a düşünce THY özel şirket hüviyetine geçirilerek ihaleler yüksek teklif veren yandaş firmalara verilebilir oldu.

Aslına bakacak olursanız, kendilerine göre akıllıca bir hamle idi. Elleri rahatlamış ve kendilerine zamanında destek verenlere karşılık verebilecekleri pozisyon doğmuştu. Tabii ki mevcut durumda kimsenin %49 hisseyi geçecek durumu yok. Bu nedenle THY, özel şirket olmanın keyfini kamu şirketinin ayrıcalıkları eşliğinde sürdürüyor.

Bu kısa girişten sonra sendika işveren ilişkilerine dönelim.

THY’de her ne kadar sendika seçimleri düzgün yapılıyor dense de işin içinde yani Amiral gemisinde her zaman için THY üst yönetimi olmuştur.

Çok eskilere gitmeden sadece mevcut sendikanın nasıl geldiğini bilmeyeniniz olmadığından es geçeceğim. Kısaca; Direk İşverenin adamlarıydılar.  Bay Hamdi’nin başarılı (kendince) organizasyonu sayesinde iktidara geldiler. Diyetini ise her zaman ödediler ve şimdi de ödeyeceklerdir. Bundan şüpheniz bile olmasın. Çünkü birini bir yere sen getirirsen o kişiyi oradan alaşağı etmen de mümkündür.

Mevcut durumda Lech Wałęsa ‘yı mezarından çıkartıp THY’de sendika seçimine soksanız kaybeder. Türkiye’de İşverenin dolaylı veya dolaysız desteğini almadan sendika başkanı olmaya çalışmak çok büyük cesaret işidir.

Bu nedenle işveren-sendika ilişkileri yapmacıktır. Önce nazlanırlar sonra imzalarlar. Bu arada sendika başkanları işverenin kuklaları da çalışanlar çok mu iyi. Hayır. Siyaset o kadar toplumun içine girmiş ki inanılmaz derecede. İçinizde bir dolu parti kaynaklı torpille gelmiş kişiler de var. Hal böyle iken gel de gerçek sendikacılık yap da görelim… Ben henüz THY’de gerçek sendikacılığı görmüş değilim. İnşallah bir gün başarılır.

Geçen hafta THY’nin ve Teknik A.Ş nin toplu iş sözleşmelerinden haberler yayınlandı. Teyit ettirmeden haber yazmaya yanaşmadığımızdan, haberi çok önce duyduğum halde bekledim ve teyit ettirip sonra henüz kimse yayınlamadan biz yayınladık.

Daha sonra bildiğiniz üzere malum site de devreye girdi. Girdi girmesine de bir türlü okuyuculardan gelen yorumları yayınlayamadılar.  Kulağıma gelen bilgiler çalışanların sendikaya küfürlü yorumlar atılmasından kaynaklanmış. Bazıları da malum siteye attıkları ve yayınlanmayan yorumları bize atmak zorunda kaldılar. Sabah baktığınızda ise yüzlerce yorum görüyorsunuz. Nasıl olsa sabaha kadar çok vakit var kendileri yazıp kendileri yorumluyorlardır: )

Evet, sizler de başka haber sitelerine attığınız yorumlarınız yayınlanmazsa, bize altına şu sitede veya bu sitede yayınlanmadığını belirtin ki bizde yorumunuza hiç dokunmadan yayınlayabilelim. Tabii ki bizde küfür, hakaret içermeyen her yorum onaylanır.
ŞİMDİDE GELELİM PANDEMİ NEDENLİ ÜCRET DÜŞÜKLÜKLERİNE; SÖZ UÇAR YAZI KALIR…
Bildiğiniz üzere her ne kadar işverenle, sendikalar anlaştılar dense de imza atılmadan hiçbir şey netleşmez. Önemli olan karşılıklı atılan imzalardır.

THY ile Hava-İş arasında anlaşma sağlandı haberini ilk defa bizde okuduğunuzda şaşkına döndüğünüzden eminim. Yazılı bir metin yok. 2018 şartlarına dönülecek diyorlar. Sadece 2018 ‘in rakamsal verilerini mi alacaklar yoksa sosyal yardımlar ve şirket prosedürleri olan ikramiyeler, Pazar yevmiyeleri dâhil mi?

Suyu saman altından yürüttükleri için, bilinmiyor! Belki de nabız yoklanıyordur. Kim bilir ki?

Şimdide gelelim TEKNİK A.Ş’ye

Teknik A.Ş de %30 indirim olacakmış. Yahu ne verdiniz ki %30 unu keseceksiniz. Hadi diyelim, uçuş işletmede kaptanlar yurt dışına kaçıyor diyerek toplu sözleşme dışı %30 zam yaptınız. Şimdi “o zam, o günlere yönelikti, ekstra idi” deyip geri isteyeceksiniz diyelim. Peki, Siz uçuş ekibine %30 zam yaptığınızda Teknik AŞ’ye de zam yapmadınız ki.

Teknik A.Ş’nin son toplu iş sözleşmesi %3 gibi komik bir rakamda anlaşılmıştı. (enflasyonu yazmıyorum o zaten verilecek rakamdı)   Peki durum bu kadar gerçekken %30 kesilme de neyin nesi? Pandemi bahanesini arkanıza alıp elinizde balta istediğiniz yere vurup oradan kesiyorsunuz. El İnsaf.

Teknik A.Ş çalışanları kendilerini anlatmakta aciz mi kalıyorlar yoksa korkuyorlar mı bilemem ama bence açıkça haksızlık var. Tamam, bu arkadaşların ağzı var dili yok, dernekleri de senelik izinde 🙂   Ancak vicdan var ve oralarda dolaşıyor. Bence bu kesinti yapılırken vicdan dinlenmeli.

Eşitlik demek adalet demek olmuyor.  50.000 TL alan çalışanla 5000 TL alan çalışandan %30 kestiğinizde, Her ikisinden de eşit orantıda para kesmiş olsanız da, işin içine vicdan ve adalet gibi bazılarına çok uzak kavramlar girdiğinde farklı durumlar oluşuyor.

50.000 TL geliri olandan kesilen  %30 onun maaşını 35.000 TL ye indirip, birçok lüks harcamaların kesilebilmesine neden olmuşken, 5.000 TL geliri olanın kendi ve ailesi olarak geçinemeyeceği bir durum oluşuyor Buradan ne anlıyoruz? DEMEK Kİ EŞİTLİK ADALET DEĞİLMİŞ.

İş değerlendirilmesi yapılmamış bir şirkette eşitlik olabilir mi? Bir çok branşta çalışanların olduğu THY gibi bir şirkette neyi baz alıyorsunuz? Sizden önce yapılmış, ücretlendirme sistemi çok mu doğru muydu ki yeni ücretlendirmeyi eskiye göre yapmaya çalışıyorsunuz. Eski  elbiseye yeni yama yapmak ne kadar yakışık alır ki…Pandemi sürecinde bol bol vaktiniz vardı. Neden size miras kalan yanlış olup olmadığını bilmediğiniz,eski yönetimlerin ( vasıfsız Bay Hamdi döneminin) kafalarına göre yaptığı değerlendirmelere devam ediyorsunuz?

Eşitlik, eşit şartlar ve birbirlerine yakın gelirleri olan çalışan kişilere yönelik uygulamadır. Siz işveren olarak adaleti sağlamaya çalıştığınızı iddia ediyorsanız, eşitliğin olmadığı ve ağzı var ama her nedense dili olmayan Teknik A.Ş çalışanlarından kesinti yapmamalısınız.

Her ne kadar THY’nin teknik ekibi yönetim kadrosu ve dernek ve sendikalarınca doğru değerlendirilemiyor ve savunulamıyorsa da sizin bu çalışanlara daha da ADALETLİ davranmanız gerekir. Sonuçta çalışanlar sizin çalışanınız ve verdikleri hizmet THY’nin uçaklarına yönelik. Ne kadar moral o kadar daha iyi verim… Tahsil, Yetiştirilme maliyetleri, deneyim, mesleki bilgi, lisans, yetki ve temininde güçlük çekilen denk meslekleri iyi ayırt etmeniz lazım.

Şimdi yahu Sefa Bey onların da sendikası var, temsilcileri var onlar devrede deseniz de ben yine de onların THY’nin üst yönetimine teknisyenin önemini ve çalışma şartlarındaki zorlukları anlatabildikleri veya anlatabileceklerini hiç sanmıyorum.
Ben Teknik A.Ş yönetimine bir saat mesleki brifing vereyim inanın ki üst yönetimin, üstü başı yağlı, yağmurda ve kötü hava şartlarında elleri ayakları dona dona çalışmak zorunda olan teknisyenlere bakışları değişecektir.  Bu devirde üstünde tulum varsa ve ellerin yaptığın iş gereği yağlı paslı ise yandın…  Amele muamelesi görürsünüz. Kimse senin tahsil düzeyine, lisansına, C/S olup olmadığına, imza yetkine, görmüş olduğun tip kurslarına, yaptığın işin riskine falan bakmaz ve baksa da anlamaz. Müşteri bile bir mağazaya girerken önce vitrine bakıyor ve vitrindeki malı beğenirse içeri giriyor. Siz vitrinde olmadığınızdan görünmüyorsunuz. Sizlerin vitrinde yer almasını sağlayacak kimse yok.

Bu gerçeği THY’nin üst yönetimine anlatabilecek mesleki dernekleri de şimdiki gibi lay lay lom işlerle iştigal ediyorlarsa yandınız demektir. Teknik ekiplere en yakın meslek grubu olan Uçuş ekiplerinin bile tam olarak bilmediği tekniği ve çalışma şartlarını gözlemlemediği bu mesleği THY’nin üst makamlarının bilme olanağı sıfırdır. Sakın ola ki dünde böyleydi bugünde böyle demeyin. Yanılırsınız. Eskilerin bıraktığı yerde değilsiniz. 

Sorun bakalım eski ağabeylerinize, ustalarınıza eskiden de böyle miymiş?

Neyse hem nalına hem mıhına vurduğumu düşünüyorum. Gerisi size kalmış. Bir daha da bu gerçekleri yazmayacağım ve sizleri kendi halinize bırakacağım.
Çünkü İnsanların layık olduğu şekilde yönetildiklerine inananlardan biriyimdir. 

Tekrar asıl konuya döneyim.

Özçelik İş sendikası “biz bu anlaşmayı imzalamayız” demiş olsa da, ben yine de kaygılıyım. Ne Hava İş, nede Özçelik İş bunlar sendika falan değil sadece aracı kurumdur. Yukarılardan birileri imzalayın dediğinde akan sular durur. Bu sistem dün de öyleydi bugün de öyle…

Neyse yazıyı uzatmayayım. Hele sendikalar üst yönetimlerinden aldıkları emirle ne yapacaklarına karar versinler sonra birlikte daha iyi değerlendirebiliriz.

Kaynak: Airline Haber