BAM’dan ders gibi karar! | SON TV

Bilirkişi tarafından verilen ‘aldatma yeteneği bulunmadığı’ raporunu eleştiren Bölge Adliye Mahkemesi, “Hakim, bilirkişiye göndermeden kendisi bu belgenin aldatma yeteneği olup olmadığını çok kolay anlayabilirdi. Belgenin aldatma yeteneğinin olup olmadığı suçun unsurunu değiştirmez. Her şeyi bilirkişiye havale edip külfet oluşturulmamalı…” şeklinde ders niteliğinde bir karar verdi ve hükmü bozdu. Sanık yeniden yargılanacak.

Sahte ehliyet nedeniyle hakkında ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçundan dava açılan ve davadan ‘belgenin aldatma kabiliyeti olmadığı’ gerekçesiyle beraat eden sanık ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM)’nden ders gibi bir karar çıktı.

İstanbul BAM 18. Ceza Dairesi’nce verilen kararda, Umut S. hakkında ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçundan Bakırköy 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı, iğfal kabiliyeti (aldatma yeteneği) bulunmadığı gerekçesiyle sanığın beraat ettiği kaydedildi.

BİLİRKİŞİ RAPORUNA GÖRE BERAAT…

Kararda, sanığın olayda kullandığı ve tamamen sahte olarak düzenlettirdiği sürücü belgesini her yerde ve her türlü işte resmi kimlik olarak kullanılabildiği kaydedildi. Bu nedenle herkes açısında düşünmek gerekirken, sadece ‘ilgilileri’ esas alan ve bu sebeple iğfal kabiliyeti olmadığını belirten bilirkişi raporuna göre beraat kararı verilmesi usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğu, bu nedenle de istinat edilerek BAM’ca incelendiği belirtildi.

BAM'dan ders gibi karar! | SON TV

KOLAYCA FARK EDİLMİYOR

Hakim Ahmet Korkusuz başkanlığındaki heyet tarafından yapılan inceleme sonucu, sanıkta yakalanan sahte olduğu iddia edilen sürücü belgesinin aldırılan kriminal raporunda yapılan sahteciliğin ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu belirtildi.

ÖNEMLİ OLAN SUÇ UNSURLARININ OLUŞUP OLUŞMADIĞI…

Kararda; “Sürücü belgesinin aldatma kabiliyetine haiz olduğu yönünde uzmanlık raporu ve her ne kadar mahkeme tarafından söz konusu sürücü belgesinin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişiden rapor aldırılmış ise de, burada incelenmesi gereken hususun sahte olarak sanığın tanzim ettiği veya ettirdiği ehliyetin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilerek suçun unsurları yönünden oluşup olmadığının ortaya konmasıdır” denildi.

HAKİM KARŞILAŞTIRIP ANLAYABİLİR

Yine kararda, belgenin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun bizzat mahkeme hâkimi tarafından gözlemlenmesi, hakimin veya katibin ya da mübaşirin cüzdanında bulunan ehliyetin çıkartılarak sanıkta yakalanan sürücü belgesiyle bizzat hakim tarafından gözlemlenerek ve karşılaştırılarak iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığını tespit edilmesi gerektiği vurgulandı.

“HEM SANIĞA HEM HAZİNEYE KÜLFET”

Bu hususun geçmişte kalan alışkanlıklar nedeniyle her şey bilirkişiye havale etmenin hem usul ekonomisi yönünden faydalı olmadığı, hem de sanığa veya hazineye mali külfet yüklediği belirtildi. Her şeyi bilirkişiye havale etmenin sanki Anadolu’nun saf inançlı insanlarının Allah’a havale etmek gibi bir şey olduğunun düşünüldüğü kaydedildi.

Ders gibi kararda şu satırlar yer aldı: “Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin kararı ile sadece çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilebileceği, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişiye başvurulamayacağı öngörüldüğünden; hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda ayrı ayrı bilirkişiye başvurularak yapılan yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılması doğru olup tebliğnamedeki bu konuya ilişkin düşünceye iştirak edilmemiş…”

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI BOZDU

Daire, bu nedenle dosyada bulunan sürücü belgesinin bizzat mahkeme tarafından gözlemlenip zapta geçirilmediğinden usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğundan kararın yasaya aykırı görüldüğü belirtildi. Dairece hükmün bozulmasına karar verilerek dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.

Kaynak: SON TV