Ahmet Davutoğlu’ndan hükümete ‘corona’ eleştirisi!

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin 1. Olağan Manisa İl Kongresi’ne telekonferans yöntemi ile bağlanarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Davutoğlu şu ifadeleri kullandı:

  • Kongrelere katıldığımız illerimizde sadece havaalanında ve kongre salonunda değil sokaklarda da gördüğümüz yoğun ilginin hem teşkilat mensuplarımıza hem de vatandaşlarımıza risk oluşturmaması için bazı tedbirleri alma ihtiyacı hissettik.

  • Biz Sağlık Bakanının birinci dalganın ikinci pikini yaşıyoruz dediği günlerde Giresun’da çevre illerden gelen vatandaşlarımızla birlikte miting yapan iktidar yetkilileri gibi sorumsuz davranamazdık.

  • İktidarın halkın sağlığını yok sayan vurdumduymaz, sorumsuz ve çifte standartlı yaklaşımlarından birine bugünlerde tekrar şahit olduk. İstanbul’da salgın ile ilgili alınan bazı kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanması AK Parti’nin bir lansman programı dolayısıyla Cumartesi’den Pazartesi’ye ertelendi. Bu nasıl bir sorumsuzluk, bu nasıl bir aymazlıktır.

  • Cumhurbaşkanı her konuşmasında halkı tedbirlere uymaya çağıracak ama kendisi ve partisi bu çağrılardan ve tedbirlerden azade olacak. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar biz halkımızın sağlığını düşünen sorumlu bir tutum almaya devam edeceğiz.

“PARLAMENTER DÜZENİN HAYATA GEÇMESİ TEMEL AMACIMIZDIR”

12 Eylül darbesinin 40. yıldönümüyle ilgili de açıklamalarda bulunan Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin 12 Eylül darbesi felsefesini devam ettirdiğini öne sürerek şöyle konuştu:

  • Bugün de maalesef 12 Eylül felsefesinin devamı niteliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile yönetiliyoruz. 12 Eylül TBMM’yi kapatmış, yaptığı anayasayla da hep asker olacağını varsaydığı cumhurbaşkanına demokratik sistemin vesayeti görevini vermişti.
  • Bugün getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile TBMM nerdeyse tümüyle etkisizleştirilmiştir. Halk oyuyla seçilmesi dolayısıyla demokratik niteliği güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı makamı ise “Aslında ülkeyi biz yönetiyoruz” diyen 28 Şubat artığı aktörlerin vesayeti altına girmiş görünmektedir.

  • Türkiye 12 Eylül darbe anayasasını toplumsal mutabakata dayalı gerçek bir demokratik anayasayla değiştirmedikçe kalıcı bir demokratik düzene kavuşamayacaktır. Ve ülkemiz hak ettiği demokratik düzen seviyesine ancak ve ancak toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği TBMM’nin güçlendirilmesi ile ulaşabilir. Bu bağlamda tam ve gerçek bir parlamenter düzenin hayata geçmesi temel amacımızdır.

“CORONA VİRÜSÜ İLE CİDDİ BİR YÖNETİM ZAAFIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Türkiye’nin Covid-19 ile mücadele ettiği bugünlerde AKP iktidarının salgınla mücadele konusunda ciddi bir yönetim zaafı yaşadığını dile getiren Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

  • Bugünlerde karşı karşıya kaldığımız corona salgını konusunda da maalesef ciddi bir yönetim zaafı ile karşı karşıyayız. İktidarın corona virüsüyle mücadelede konusundaki lakayıtlığını, ciddiyetsizliğini görüyorsunuz.
  • Uzunca bir süredir, her akşam düzmece bazı rakamlar açıklamaktan başka corona virüsüyle ilgili hiçbir gündemleri yok. İllere yönelik, sektörlere yönelik, yaşa yönelik hiçbir ayrıt edici politikaları yok.

  • Hiçbir önlem almadıkları gibi milletimizin kendi önlemini almasını sağlayacak gerçek rakamları vermekten de kaçıyorlar. Hükümet bu konuda çok yanlış bir politika izliyor. Gerçek rakamların verilmemesi dolayısıyla ülkemizin durumunun ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz.

  • Açıklama yapan bakanlık da inandırıcı olmadığının farkında. Sağlık Bakanlığı’nı bir an önce gerçek rakamları paylaşmaya, vaka ve ölüm sayıları üzerinde sır perdesini aralamaya, hükümeti de il, bölge ve yaş eksenli ayrıntılı bir strateji geliştirmeye davet ediyorum.

“SALGIN BİR SİSTEM SORUNU HALİNE GELMİŞTİR”

Davutoğlu, Covid-19 ile ilgili mücadele konusunda ciddi uygulama sıkıntılarının da yaşandığına dikkat çekerek şöyle konuştu:

  • Rakamlar dışında uygulamada da ciddi sorunlar var. Salgın yönetiminde, hasta takibi ve temaslı kişilerin izolasyonu açısından, eleştirdiğimiz ciddi zaaflar söz konusu.
  • Hastanelerde yer kalmadığı için hastalar evlerine gönderiliyor. Artık izolasyon diye bir uygulama kalmadı. Hastalar hangi hastaneye gitmeleri gerektiğini bilmiyor. Pandemi hastanesi diye açılan hastaneler verimli çalışmıyor.

  • Birçok özel hastane Covid hastası kabul etmiyor. Çünkü ekonomik olarak kurumlarını olumsuz etkiliyor. Büyük özveri ile çalışan sağlık çalışanları pskolojik olarak tükenme noktasına geldi.

  • Sağlıkçıların istifa haberlerine artık intihar haberleri de eklenmeye başladı. Sağlık sistemi çöküş sinyalleri veriyor. Artık sorun bir salgın sorunu olmaktan çıkmış ve bir sistem sorunu haline gelmiştir.

  • Bu salık sisteminin çöküşünün ilanıdır. Tek dertleri ne yaparsak artık çuvala sığmayan mızrağı biraz daha saklamayı başarırız. Bu da siyasal sistemin çöküşünün işaretidir..

“KURUMLARIN ZORLUKLA BAŞA ÇIKMA KAPASİTESİ KALMADI”

Türkiye’nin kredi notunun düşürülmesi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, kredi notunun düşürülmesinin AKP iktidarının yanlış politikaları sebebiyle bütün kaynakların tüketildiği anlamına geldiğini ifade etti. Davutoğlu yaptığı konuşmayı şöyle sürdürdü

  • Ülkemizin uluslararası kredi notu yine düşürüldü. Bu ne demek biliyor musunuz, Türkiye’ye yapılacak yatırım kaliteli bir yatırım değildir demek. Türkiye’ye yatırım yapmakla Kamboçya’ya, Ruanda’ya, Uganda’ya Etiyopya’ya yatırım yapmak aynı şeydir demek.
  • Eğer Türkiye’ye yatırım yapacaksanız onlardan daha fazla faiz isteyin demek. Türkiye’de kurumların olası bir zorlukla başa çıkma kapasitesi kalmadı, Türkiye yanlış politikalar uyguladığından bütün kaynaklarını tüketti demek. Ülkenin kredi notunu 25 yıl önceki seviyenin altına düşürenler hala biz ‘yerli ve milli’ bir politika uyguluyoruz diyebilecekler mi hiç utanmadan?

  • ‘Türkiye’yi dönüşü olmayan bir yere sürüklüyorsunuz yapmayın’ diyen ekonomistleri ‘Battık, bittik lobisi’ olarak adlandırabilecekler mi hala? Rahat olun sözde ‘yerli ve milli olanlar’, önümüzdeki ilk seçimde millet anlatacak size yerli ve milli olmayı. İlk seçimde vereceksiniz millete ülke ekonomisini bu seviyelere düşürmenin hesabını.

“BURADAN İÇİM SIZLAYARAK SESLENİYORUM”

Davutoğlu konuşmasını devamında Türkiye’nin dış meseleleri konusunda hükümete seslenerek sözlerini şöyle sonlandırdı:

  • Ülkeyi ve ekonomiyi bu denli sorumsuzca yönetince ülke içinde milletin itibarı, ülke dışında ise devletimizin itibarı sürekli tehdit edilir hale geliyor.
  • Dün Trump’ın hakaretine ses çıkarmayan bu yerli ve milli iktidar, bugün Macron’un zırvaları karşısında bir şey yapamıyor. Nihayet sayın Cumhurbaşkanı dün cevap verdi; ama meseleyi yine şahsileştirdi.

  • Sayın Cumhurbaşkanı, Trump ‘aptal olma’ diye mektup yazdığında da, Macron Türk demokrasisine hakaret ettiğinde de konu sizin şahsınız ötesinde temsil ettiğiniz yüce makam ve milletimizin onuruyla ilgilidir. Bu ülkenin en üst makamının itibarı şahısların egosundan daha büyüktür. Şahsınızı değil, makamınızı ve temsil ettiğiniz milletimizin onurunu koruyunuz.

  • Sayın Cumhurbaşkanı’na hitap ediyorum, Siz Trump’ın “aptal olma!” hakaretine sessiz kaldığınız için bugün Macron da size hakaret etme gücünü kendinde bulabiliyor.

  • “One Minute” dediğiniz günlerde kimse size hakaret edemezdi; çünkü o günlerde yanınızda gerçek milli ve dirençli kadrolar vardı.

  • Şimdi ise yanınızda içerde millik taslayıp dışarda üç-beş kuruş gelecek diye şu veya bu ülkenin hakaretlerine sessiz kalmayı diplomasi zannedenler var.

  • Dün askerlerimizin Rusya’nın hava operasyonları ile desteklenen güçlerce şehit edilmesine cevap veremeyen sözde yerli ve milli iktidar, bugün Fransa’nın ülkemize düşmanca tavırlarına ses çıkaramıyor.

  • Buradan içim sızlayarak sesleniyorum, Ülkemizin itibarını bu kadar ezdirmeyin, milletin haysiyetiyle bu kadar oynatmayın. Karakterli bir duruşunuz olsun.

  • Batırdığınız ekonomi konuşulmasın diye ülkeyi dışarı da daha fazla sıkıştıracak, izzetini ezecek işlere girip durmayın. Gelecek Partisi olarak siz umursamasanız da bizim için bu meseleler izzeti nefis meseleleridir.

Kaynak: Sözcü