SON.TV//İSTANBUL
Adalet Bakanı AkKaymakam adaylarına meslek hayatlarına ilişkin tavsiyeler veren Gürlek, mevzuatı öğrenmenin belirli bir süre içinde mümkün olabileceğini ancak devleti ve kamu hizmetinin taşıdığı sorumluluğu anlamanın ömür boyu devam eden bir süreç olduğunu söyledi.
“ADALETİN VE İDARENİN BAŞINDA SAHADAN GELEN İKİ MESLEK İNSANI VAR”
Hâkimlik ve savcılık mesleğinden geldiğini hatırlatan Gürlek; iddianame yazdığını, gece nöbeti tuttuğunu, olay yerlerine gittiğini, ağır ceza mahkemesi başkanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevlerinde bulunduğunu anlattı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin de kaymakamlık kursundan geçerek ilçelerde ve valilik görevlerinde tecrübe kazandığına işaret eden Gürlek, adalet ile idarenin başında sahadan gelen iki meslek insanının bulunduğunu belirtti.
“BİRİ DÜZENİ KURAR, DİĞERİ HAKKI TESLİM EDER”
Mülkiye ile adliyeyi devletin iki eli olarak tanımlayan Gürlek, bu iki yapının görevlerinin farklı ancak birbirini tamamlayıcı olduğunu vurguladı.
Gürlek, mülki idarenin düzeni kurup toplumu yönettiğini, adliyenin ise hakkı teslim ederek toplumdaki adalet unsurlarını gözettiğini söyledi.
İki kurumun yüzyıllardır aynı devlet geleneği içinde yan yana yürüdüğünü ifade eden Gürlek, mülkiye ve adliye arasındaki ilişkinin devletin kurumsal olgunluğunun önemli göstergelerinden biri olduğunu kaydetti.
“ADLİYE İLE İDARE UYUM İÇİNDE OLDUĞUNDA BAŞARI GELİR”
Adalet ile idarenin birbirinin rakibi olmadığını vurgulayan Gürlek, iki kurumun aynı amaç doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Adalet ve İçişleri bakanlıklarının organize suçlar, uyuşturucuyla mücadele, çocuk adalet sistemi, kadına yönelik şiddet ve siber suçlar gibi alanlarda ortak çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Gürlek, merkezde kurulan iş birliğinin taşradaki uygulayıcılarının kaymakamlar olduğunu dile getirdi.
Gürlek, Ankara’da hazırlanan bir protokolün ilçelerde karşılık bulmaması durumunda yalnızca kâğıt üzerinde kalacağına dikkat çekerek, adliye ve idarenin uyumlu çalışmasının başarıyı getireceğini ifade etti.
“ADALET, DEVLETİN VATANDAŞINA VERDİĞİ BİR SÖZDÜR”
Konuşmasında vatandaş ile devlet arasındaki güven ilişkisine geniş yer ayıran Gürlek, adaletin yalnızca mahkeme binaları, dosyalar ve duruşma salonlarından ibaret olmadığını söyledi.
Adalet hizmetlerinin arkasında geniş bir teşkilat, yoğun bir çalışma gündemi ve yargı kurumlarının bulunduğunu belirten Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
“Adalet, vatandaşa sunulan sıradan bir hizmet değil, devletin vatandaşına verdiği bir sözdür.”
Adaleti vatandaşa verilen sözler zinciri olarak nitelendiren Gürlek, bu zincirin herhangi bir halkasında kopma yaşanmaması gerektiğini vurguladı.
“KAYBEDİLEN GÜVENİ GERİ KAZANMAK YILLAR SÜREBİLİR”
Kamu hizmetlerinde yaşanabilecek gecikmelerin veya aksaklıkların telafi edilebileceğini belirten Gürlek, devletin verdiği sözü tutmamasının ise daha ağır sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Bir insanın devletine duyduğu güveni kaybetmesi halinde bu güvenin yeniden oluşturulmasının yıllar sürebileceğini söyleyen Gürlek, kaymakam adaylarından görevleri boyunca güven unsurunu korumalarını istedi.
ADALET ANLAYIŞININ ÜÇ TEMEL AYAĞINI AÇIKLADI
Bakan Gürlek, adalet anlayışlarının üç temel unsur üzerine kurulduğunu belirtti:
- Erişilebilirlik
- Makullük
- İnsan onuru
Bu ilkelerin yalnızca yargı mensuplarını değil, kamu gücü kullanacak mülki idare amirlerini de doğrudan ilgilendirdiğini kaydetti.
Adli yardım, mağdur hizmetleri, e-Duruşma, UYAP ve dijital adalet altyapısı gibi uygulamaların vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırmayı amaçladığını belirten Gürlek, adaletin yalnızca hakkını arayacak zamanı, parası ve cesareti olan kişilere açık olması halinde gerçek anlamda adaletten söz edilemeyeceğini ifade etti.
“DENGE, BU MESLEĞİN EN ZOR SANATIDIR”
Yargı süreçlerinde hızlı hareket etmek kadar sağlıklı, araştırılmış ve hakkaniyetli karar vermenin de önemli olduğunu belirten Gürlek, geciken adalet kadar aceleye getirilmiş kararların da adalet duygusuna zarar verebileceğini söyledi.
Gürlek, yeterli araştırma yapılmadan verilen ve toplumdaki hakkaniyet duygusunu zedeleyen kararların adaletin gerçekleşmesine hizmet etmeyeceğini belirterek, kamu görevinde denge kurmanın önemine dikkat çekti.
“DEVLET, EN ÇOK YETKİ KULLANDIĞI ANDA EN DİKKATLİ OLMALI”
İnsan onurunun adalet politikalarının merkezinde bulunduğunu vurgulayan Gürlek, kamu gücü kullanan makamların yetkileri kadar ağır sorumlulukları da bulunduğunu söyledi.
Özgürlüğü kısıtlama yetkisinin devletin elindeki en ağır yetkilerden biri olduğuna dikkat çeken Gürlek, kaymakam adaylarının genç olmalarının taşıyacakları yetkinin ağırlığını azaltmadığını ifade etti.
MESLEKİ ETİK VE KURUMSAL SINIR UYARISI
Kaymakamlar ile yargı mensuplarının görev yaptıkları ilçelerde yakın çalışma ve sosyal ilişki içinde bulunabileceğine değinen Gürlek, bu ilişkilerde karşılıklı saygı, mesleki etik ve kurumsal sınırların korunması gerektiğini söyledi.
Yargı mensupları ile mülki idare amirlerini “et ile tırnak” olarak nitelendiren Gürlek, devlet kurumlarının millete hizmet eden bir aile olma bilincini taşıması gerektiğini belirtti.
Kaymakam adaylarından görev yapacakları yerlerde sosyalleşirken mesleki ciddiyetten uzaklaşmamalarını ve gerekli hassasiyetleri ihmal etmemelerini istedi.
KOLLUK İLE VATANDAŞ ARASINDAKİ GÜVENİ VURGULADI
Vatandaşın devletle en sık karşılaştığı alanlardan birinin kolluk hizmetleri olduğunu belirten Gürlek, kaymakamların sorumluluğundaki kolluk birimlerinin vatandaşa yönelik tutumunu yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.
Kolluğun vatandaşa davranış biçiminin, yakalanan şüpheli sayısından daha önemli bir performans ölçütü olabileceğini belirten Gürlek, hukuki ilkelerden ayrılmayan kolluk gücünün suçu bastıracağını, güvenilen yargının ise suçun önlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Suç örgütleri, kadına yönelik şiddet ve çocukların yasa dışı yapılara sürüklenmesi gibi olayların yetkili makamlara bildirilebilmesinin güvene bağlı olduğunu kaydeden Gürlek, kurumlara duyulan güvenin aynı zamanda güvenlik kapasitesi anlamına geldiğini söyledi.
“O MÜHÜRLE ATTIĞINIZ İMZA SİZİN DEĞİL, DEVLETİNDİR”
Konuşmasının sonunda geleceğin kaymakamlarına kamu görevinde yetki ve vicdan sorumluluğunu hatırlatan Gürlek, dikkat çeken bir mühür mesajı verdi:
“Yarın size bir mühür verilecek. O mühür, üzerinde adınız yazmayan tek imzadır. Çünkü o mühürle attığınız imza sizin değil, devletindir. Ama o mührü tutan el sizin elinizdir ve o elin arkasında sizin vicdanınız vardır.”
Gürlek; vatandaşın hakkını arayabildiği, kamu görevlilerinin gerekçesiz karar veremediği, hâkimlerin dışarıdan yönlendirilmediği ve çocukların yasa dışı yapıların eline düşmeden önce fark edildiği yerlerde hukuk devletinin gerçek anlamda hayat bulacağını söyledi.
Kaymakamlık görevinin ağır olduğu kadar şerefli bir sorumluluk taşıdığını belirten Gürlek, kursiyer kaymakam adaylarına meslek hayatlarında başarılar diledi.
Konuşmasının sonunda buluşmaya katkısı dolayısıyla İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye teşekkür etti.
Telif Hakkı 2013 – 2026 SON TV. Tüm hakları saklıdır. Bu içerik izinsiz yayınlanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yazılamaz veya dağıtılamaz.