ABD’nin yeni stratejisini belirleyen rapor ortaya çıktı… En büyük korkuları ne

11 Eylül olayından sonra, kendi tanımı ile hegemonik güç ABD, Afganistan’da Irak’ta meşgul iken, Rusya’yı çevrelemek amacı ile yeni üyelerle NATO’yu doğuya doğru genişletirken, renkli devrimlerle rejimleri değiştirirken, önce Genişletilmiş Ortadoğu, daha sonra Arap Baharı projeleri ile Ortadoğu’yu ve Afrika’nın kuzeyini kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalışırken, Çin sakin bir şekilde büyümesini sürdürüyordu.

Zaman içinde küresel üretim merkezi haline gelen Çin, üretimi ile satın alma gücü paritesine göre ABD’yi çoktan geçmiş durumda, yakın bir gelecekte dünya ekonomisinin zirvesine yerleşecek.

Çin, başlattığı Kuşak Yol İnisiyatifi içindeki müşterek projelerle, karadan ve denizden jeopolitik etki alanını genişletmekte.

Koronavirüs süreci sonrası önemli. Bu süreçten hangi ülke daha az hasarla çıkarsa, o ülke önemli bir avantaj elde edecek.

Koronavirüs sürecinden sonra da Çin’in üretim ve ticaret kapasitesini sürdürmesi, Kuşak Yol projelerine devam etmesi, doların tek küresel rezerv para olma yeteneğini kırması gerekmekte.

Çin’in dolara alternatif oluşturmak amacı ile başlattığı “Dijital Yuan” projesi ABD’yi ciddi şekilde tedirgin etmekte.

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ Mİ YOKSA KAOS MU

Koronavirüs sürecinde zafiyetleri ortaya çıkan ABD’de, daha önce başlatılmış olan İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan, liberal ekonomiyi esas alan, dünya düzeninin geleceğine ilişkin tartışmalar, virüs ile birlikte hız kazandı. Mevcut liberal dünya düzeni, artık ABD’den çok Çin’in çıkarlarına hizmet etmekte.

Koronavirüs süreci yeni bir milat mı olacak? Koronavirüs sürecinden sonra, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu liberal dünya düzeni korunacak mı? Yoksa, Çin odaklı yeni bir dünya düzeni mi kurulacak? Veya yeni jeopolitik dengeler oluşuncaya kadar kaotik bir süreç mi yaşanacak? Bütün bu sorulara cevaplar bulunduğunda, 20-30 yıl sonra, belki de Çin, küresel liderlik koltuğuna oturacak. İşte, ABD’nin günümüzde yaşadığı en büyük korku da bu.

ÇİN’E KARŞI YENİ BİR STRATEJİ

İşte bu şartlarda, Beyaz Saray, yirmi yıldır uyguladığı stratejiyi değiştirerek, Çin’e karşı yeni bir strateji belgesi hazırladı ve bu stratejiyi 21 Mayıs tarihinde Kongre’ye rapor olarak sundu. Raporun adı, Birleşik Devletlerin Çin Halk Cumhuriyeti’ne Stratejik Yaklaşımı. (United States Strategic Approach to The People’s Republic of China).

Yeni strateji, Çin’e karşı rekabetçi bir yaklaşımı esas almakta ve iki ana hedefe yönelmektedir;

-Çin Halk Cumhuriyeti’nin mevcut meydan okumalarına karşı kurumların, ittifakların ve ortaklıkların devamlılığını sağlamak.

-Pekin’i, Birleşik Devletlerin, müttefiklerinin ve ortaklarının yaşamsal çıkarlarına verdiği zararı sonlandırmaya veya azaltmaya zorlamak.

Belgede yukardaki hususlar stratejinin hedefleri olarak belirtilmiş olsa bile, stratejinin asıl amacı, ABD odaklı dünya düzenini korumak ve Çin odaklı dünya düzeninin kurulmasını engellemek.

Belgede, Çin’in ABD’nin önerdiği ekonomik ve politik reformları yapmamasından, mevcut uluslararası düzeni istismar ederek, kendi çıkarlarına göre düzeni değiştirme gayretlerinden, batı değerlerine ters düşen otoriter rejiminden, ekonomi politikalarından ve uygulamalarından, meşru olamayan yollardan teknoloji transferlerinden, Kuşak Yol İnisiyatifinden, ekonomiyi diğer ülkelerden politik tavizler koparmak için kullanmasından, çevreyi kirletmesinden, Amerikan değerlerine meydan okumasından, küresel liderliği amaçlamasından, uyguladığı ideolojiden,  Uygur Türklerine uygulamalarından, Sarı denizde, Doğu ve Güney Çin denizindeki, Tayvan boğazındaki, Hint sınırındaki davranışlarından, askeri gücünü geliştirmesinden, küresel bilgi ve iletişim teknoloji sahasını kontrol etme çabalarından şikayet edilmektedir.

Görüleceği gibi ABD, Çin’in rejiminden ve her eyleminden şikayetçidir.

Strateji belgesinin uygulamalar bölümünde sıralanan tedbirler, Amerikan Halkını, Anavatanı ve Amerikan Yaşam Tarzını Korumak; Amerikan Refahını Geliştirmek; Güç İle Barışı Devam Ettirmek; Amerikan Nüfuzunu Genişletmek başlıkları altında derlenmiştir ve çoğunlukla halen uygulanmakta olan pasif tedbirleri kapsamaktadır.

ABD, Çin’in inisiyatiflerini savunmacı bir rekabetle karşılamaya öngören bu stratejik yaklaşımı ile, Çin’i gerçek bir rakip olarak kabullenmekte, onun yükselişini, Çin odaklı dünya düzeni kurma gayretlerini kesin hamlelerle önlemek yerine, belki de artık böyle bir yeteneği olmadığı için rekabet etmeyi kabullenmektedir. Bu da küresel jeopolitikte yeni bir dönemi ve yeni bir Soğuk Savaşı haber vermektedir.

İNİSİYATİF ÇİN’DE, ABD SAVUNMADA

Bu yeni Çin stratejisi, söz konusu jeopolitik rekabette Çin’in inisiyatifi ele geçirdiğini, ABD’nin ise savunmada kaldığını göstermektedir.

ABD, bu yeni Çin stratejisi ile Çin odaklı bir dünya düzeni kurulmasını ve Çin’in küresel liderliği ele geçirmesini önleyebilir; kurduğu dünya düzenini ve küresel liderliğini sürdürebilir mi? Mümkün değil.

Önümüzdeki süreçte, ABD-Çin rekabetinin ağırlık merkezini, Dolar ile Dijital Yuan arasındaki mücadelenin oluşturması beklenmelidir.

Aslında ABD’nin Çin ile gerçek bir rekabete girebilmesi için, artık çok zor olsa bile tüketim ekonomisi yerine yeniden üretim ekonomisine dönmesi, doların tek küresel rezerv para niteliğini mutlaka koruması gerekmektedir.

SON SÖZ:

Tarihi Çin stratejik kültürü, rakibini sabırlı ve temkinli adımlarla, ağır bir çarpışmaya girmeden alt etmeyi öngörmektedir. Çin, liderliğini yapacağı yeni dünya düzeni için bu stratejik yaklaşımı dikkatle uygulamaktadır.

Nejat Eslen

Odatv.com

ABD’nin yeni stratejisini belirleyen rapor ortaya çıktı... En büyük korkuları ne

<br/>

214 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV