ABD Dışişleri Bakanlığı, 22 Eylül 2026’da başlayacak olan 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu görüşmeleri öncesinde Filistinli üst düzey yetkililere yönelik vize yaptırımlarını uzatma kararı aldı. Bu karar doğrultusunda Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ve beraberindeki heyete New York’a giriş vizesi verilmedi. ABD yönetimi, benzer bir kısıtlamayı bir önceki yıl da uygulayarak Filistin heyetinin zirveye yüz yüze katılımını engellemişti.
Filistin Kurtuluş Örgütü ve Filistin Yönetimi üyelerini kapsayan seyahat engeli, Washington yönetiminin Kongre’ye sunduğu bildirimle yürürlüğe girdi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Filistin tarafının daha önceki barış süreci taahhütlerine ve reform sözlerine uymadığı bildirildi.
Vize Engeline Gerekçe Gösterilen Suçlamalar ve Yasal Zemin
ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptırım kararının yasal zeminini 1989 tarihli Filistin Kurtuluş Örgütü Taahhütlerine Uyum Yasası ve 2002 tarihli Orta Doğu Barış Taahhütleri Yasası’na dayandırdı. Kararın temel gerekçesi olarak Filistin yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı nezdinde İsrail aleyhine yasal girişimlerde bulunması gösterildi. Açıklamada, bu adımların İsrail-Filistin anlaşmazlığını uluslararasılaştırma çabası olduğu ve doğrudan müzakere süreçlerini baypas ederek tek taraflı devlet tanınması arayışı anlamına geldiği savunuldu.
Ayrıca Washington yönetimi, Filistin kurumlarını terör eylemlerini övmekle, okullardaki müfredat materyallerinde kışkırtıcı ifadeler kullanmakla ve cezaevindeki hükümlülerin ailelerine finansal destek sağlamakla suçladı. Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, tüm vize kararlarının ulusal güvenlik meselesi olarak ele alındığını bildirdi. Karara rağmen Filistin’in Birleşmiş Milletler nezdinde halihazırda görev yapan ve akredite olan daimi temsilcilerinin New York’taki BM Daimi Gözlemci Misyonu bünyesinde çalışmalarını sürdürebileceği açıklandı.
Filistin Yönetiminin Tepkisi ve BM Genel Kurulundaki Oylama
Filistin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin kararına tepki göstererek vize yaptırımlarının haksız bir önlem olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, alınan kararın güveni yeniden inşa etme, iki devletli çözüm zeminini hazırlama ve bölgede barış ile istikrarı sağlama çabalarına zarar verdiği vurgulandı. Filistinli yetkililer, uluslararası hukuk çerçevesinde işgalci güce karşı hukuki yollara başvurmanın meşru bir hak olduğunu bildirdi. Filistin tarafı ayrıca sosyal koruma, finans, idari ve eğitim alanlarında yürütülen reformların göz ardı edilmesinden üzüntü duyduğunu belirterek doğrudan diyalog çağrısı yaptı.
Vize reddi nedeniyle Mahmut Abbas’ın Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna uzaktan hitap etmesi planlanıyor. Geçen yılki 80. oturumda benzer bir tasarı 5 aleyhte oya karşı 145 oyla kabul edilmişti. Ancak söz konusu karar yalnızca ilgili oturumu kapsadığı için 81. Genel Kurul öncesinde yeni bir oylama gerekiyor. Filistin’in BM Misyonu, Genel Kurula sunacağı karar tasarısı ile Abbas’ın ve diğer üst düzey yetkililerin toplantılara video konferans veya önceden kaydedilmiş konuşmalarla katılmasına izin verilmesini talep etti.
İsrail Tarafının Değerlendirmesi ve Tepkiler
İsrail yetkilileri ABD’nin kararına destek vererek uluslararası toplumda yer almak isteyen tarafların sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini savundu. İsrail tarafı, terör eylemlerine mali destek sağlanması ve terörün teşvik edilmesi durumunda uluslararası meşruiyet talep edilemeyeceğini öne sürdü.
Öte yandan uluslararası kamuoyu, vize kısıtlamalarının diplomatik kanalları zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler çerçevesinde yürütülen tartışmalarda, istisnai prosedürlerin uygulanması konusundaki oylamanın genel kurul oturumlarında nasıl şekilleneceği yakından takip ediliyor.
Uluslararası Hukuk ve Ev Sahibi Ülke Anlaşması Tartışması
ABD’nin aldığı karar, Birleşmiş Milletler Ev Sahibi Ülke Anlaşması çerçevesinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. İlgili anlaşmaya göre ABD, BM Genel Merkezine gelecek yabancı diplomat ve devlet temsilcilerinin ülkeye girişine kolaylık sağlamakla yükümlü bulunuyor. Ancak Washington, ulusal güvenlik, terörle mücadele ve dış politika gerekçelerini öne sürerek istisnai durumlarda vize reddi yetkisini kullanabileceğini savunuyor.
Birleşmiş Milletler üyesi 193 ülkenin yaklaşık yüzde 75’i Filistin Devleti’ni resmen tanıyor. Ancak Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi arasında yer alan ABD, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımayan tek daimi üye konumunu koruyor. Filistin, BM nezdinde oy hakkı bulunmayan gözlemci devlet statüsünde yer alıyor.
Bölgedeki Son Durum ve İnsani Krizin Yansımaları
Vize yaptırımı kararı, Filistin topraklarında tırmanan gerilim ve insani krizin gölgesinde geldi. Birleşmiş Milletler raporları, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da sivil kayıpların ve yerinden edilmelerin devam ettiğini gösteriyor. Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin yüksek seviyelere ulaştığı ve çok sayıda yerleşim alanının tahrip edildiği bildiriliyor.
İnsani yardım kuruluşları, bölgeye giren yardım tırlarının yetersizliği ve devam eden hava saldırıları nedeniyle sivil halkın yaşam koşullarının ağırlaştığını vurguluyor. Kararın ardından Filistin tarafı diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini belirtirken, Washington yönetimi yaptırım kararının arkasında durmayı sürdürüyor.
Sıkça Sorulanlar
ABD, Mahmut Abbas ve Filistinli yetkililere neden vize vermedi?
ABD Dışişleri Bakanlığı, Filistin yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı nezdindeki girişimlerini, barış taahhütlerine uyulmamasını ve terör eylemlerine verilen mali desteği gerekçe göstererek vize kısıtlamalarını uzattı.
Mahmut Abbas Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna nasıl katılacak?
Vize engeli nedeniyle Mahmut Abbas'ın Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna video konferans veya önceden kaydedilmiş video mesaj yoluyla uzaktan katılarak hitap etmesi planlanıyor.
BM Genel Kurulunda oylama yapılması neden gerekiyor?
Geçen yıl kabul edilen uzaktan katılım kararı yalnızca 80. oturum için geçerliydi. İstisnai prosedürün 81. oturumda da geçerli olması için Genel Kurul üyesi 193 ülkenin yeniden oylama yapması gerekiyor.
BM Ev Sahibi Ülke Anlaşması bu durum hakkında ne öngörüyor?
Anlaşmaya göre ev sahibi ABD, BM toplantılarına katılacak temsilcilerin ülkeye girişini kolaylaştırmakla yükümlü. Ancak Washington yönetimi, ulusal güvenlik ve dış politika gerekçeleriyle istisnai durumlarda vize reddi yetkisi bulunduğunu savunuyor.
