Yüz binlerce insanı ölüme gönderen Hitler’in adamının en önemli özelliği neydi… Kötülük neden sıradandır

31 Mayıs 1962, 20’inci yüzyılın en büyük filozoflarından Hannah Arendt’in geliştirdiği “kötülüğün sıradanlığı” kavramına ilham kaynağı olmuş Adolf Eichmann’ın idam edildiği gündür. İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in üst düzey bürokratlarından biri olan Eichmann, yüz binlerce Yahudinin gaz odalarında soykırıma uğratılmasının en büyük sorumlularından biriydi.

O dönemde İsrail’deki savcının ve tüm medyanın “ruh hastası”, “canavar bir katil” olarak gösterdiği Eichmann, Arendt’e göre cahil, eğitimsiz, kendine verilen görevi yapmaktan başka bir şey düşünmeyen ve sıradan kötülüğün timsali olan bir emir kuluydu. Peki Eichmann kimdi, “kötülüğün sıradanlığı” neydi?

Arendt, insanların doğru, ahlaki ve vicdani kararlar alabilmeleri için bilme ve anlama yeteneğinden de öte düşünme ve akıl yürütme kapasitesine sahip olmaları gerektiğini söyler. Belirli kalıplar içinde kalarak da bilebilir ve anlayabilirsiniz, ancak bu kalıpların dışına çıkabilmek için bu sıradanlık yetmez. İnsanla ilgili konularda karar alanların aldıkları kararlar istisnasız tüm insanlar için geçerli sayılabilecek evrensel bir yasanın uygulaması gibi olmalıdır. Ancak, “kendin için istemediğini başkası için de isteme” şeklinde özetlenebilecek bu kuralın uygulanabilmesi için kişinin önce düşünmesi, akıl yürütmesi ve kendisini “ötekinin” yerine koyması şarttır. 

İşte Arendt’e göre Eichmann’da eksik olan bu “compassion” yani başkasının derdiyle dertlenebilmek yeteneği onun sıradanlığının, sıradan kötülüğünün kaynağıydı. “Compassion” kavramı acımaktan, affetmekten, rahmetten, merhametten, itidalden, hoşgörüden farklıydı ve bazı geleneklerde adı bile yoktu. Kendisini başkasının yerine koyabilmek ve buradan kalkarak devlete, lidere, yasa koyucuya, hatta “yaratıcıya” bu özellikleri atfedebilmek uygarlığın gereğiydi ama maalesef insanların bir kısmında bu “empati” ruhu ve kültürü hiç yoktu ve sıradan kötülük de işte buydu.

Eichmann kendini toplama kamplarında can veren Yahudilerin yerine koymazdı çünkü “o Yahudi değildi”. Roman da değildi, komünist de değildi, eşcinsel de değildi, muhalif de değildi yani “hain” değildi, ama aynı zamanda Führer’e karşı olanlardan ya da onun sevmediklerinden de değildi, olamazdı. Zaten kendisi sadece kendisiydi, ancak bir örgüt, bir hareket, bir cemaat, bir mahalle içinde sosyalleşebiliyordu. Bunların dışında bir varlığı bile olmayacak kadar sıradandı ve Eichmann gibi milyonlar yaşamaktaydı. 

SIRADANLIK NEDEN KÖTÜLÜKTÜR

Eichmann, bir bürokrat olarak Nazilerin sık sık tekrarladıkları, “her durumda ve her anda benim yerimde Führer olsa ne yapardı” şeklinde düşünüyordu, o kadar. Zaten Hitler ve rejimi de elemanlarında asla liyakat ve düşünme yeteneği değil sadece sadakat arıyordu. Yüz binlerce insanı gözünü kırpmadan öldüren, bunun için çeşitli idari ve teknik kararlar alan Eichmann aslında ortaöğretimi bile başaramamış, oradan yollandığı meslek edinme kurslarını bile bitirememiş, ağzı laf yapan, çok konuşan ve haddini bilmez biriydi. Gençliğinde çevre edinmek ve yükselebilmek için aynı anda hem masonların bir yan kuruluşuna, hem de Nazi partisine üye olmuş, Eichmann’a büyükleri bunun çelişkili olduğunu anlatmışlar ama onun kafası bunu bile almamıştı. Neyse ki “haddini bilmeyip” büyüklere saygısız davranmasından dolayı oradan atılmıştı.

Eichmann, mahkemede verdiği ifadede Nazi partisinde kendisini bulduğunu, ona ne yapması, nasıl davranması gerektiğini söyleyen bir liderlik olmadan bu dünyada yaşamasının çok zor olduğunu söylemişti. Eichmann “devlet büyüklerimin yanında ben bir hiçtim, onların verdiği emirleri yerine getirmekten başka kaygım olmadı” diyordu. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramını başka bir açıdan ifade edersek bu kötülük aynı zamanda “sıradanlığın kötülüğü”dür. Cahil, diplomasız, eğitimsiz insanları karar alma makamlarına getirmek insanlığın ölümü, hem de büyük felaketler yaşayarak, acılar çekerek ölümü demektir. Cehalet ve eğitimsizlik saflığın, temizliğin, “beyaz sayfanın”, millet irfanının ifadesi olamaz, olsa olsa tarihe gömülmüş canavarları yeniden diriltir ve denendiği her dönemde aynı sonucu vermiştir.

Yüz binlerce insanı ölüme gönderen Hitler'in adamının en önemli özelliği neydi... Kötülük neden sıradandır

EİCHMANN’IN YAHUDİ GÖÇMEN PAZARLIĞI

Eichmann, zeki değil ancak çok kurnaz biriydi. Sanıldığının aksine kurnazlık zekanın tam zıddıdır. Zeki birinin kurnazlık yapması zordur. Eichmann, değişik komşu ülkelerden Macaristan’a toplanan Yahudilerden para sızdırmayı da ihmal etmemiş hatta Macar Yahudi Toplumundan Joel Brand’ı İstanbul’daki Yahudi Komitesi Başkanı Şaim Barlas’a yollayarak “1 milyon Yahudi’nin kanına karşı” Amerikalılardan 10 bin kamyon ve çeşitli malzemeler almak için pazarlıklara girişmiş, bu arada kendisine de bir “dünyalık” yapmıştır.

Yüz binlerce insanı ölüme gönderen Hitler'in adamının en önemli özelliği neydi... Kötülük neden sıradandır

  • Şaim Barlas

Bu girişimin Eichman’ın patronu ünlü Nazi lideri Himmler’den mi kaynaklandığı, yoksa bunun Ruslarla Batılıların arasını açmak düzenlenmiş bir kumpas mı olduğu bugün dahi kesin olarak bilinemiyor. Ancak Brand İstanbul, Halep, Kahire dolaşırken Eichmann’ın soykırıma bir tek gün dahi ara vermemesi insan hayatı üzerinde pazarlık yapan Nazi kurnazlığının bir ifadesidir. Eichmann, hem o insanları Macaristan’a  toplama ve daha sonra “size onları yolladım almadınız, para da vermediniz” deme arsızlığını “düşünebilen” bir Nazidir.

EICHMANN CIA KORUMASINDA

Eichmann toplayıp sakladığı paraları sayesinde savaştan sonra Nürnberg soruşturmalarından kaçıp 1950’de sahte isimle Arjantin’e yerleşmiştir. CIA, Eichmann’ın adresini bildiği halde ona birşey yapmamıştır. Hatta iddialara göre Eichmann’ın yakalanması için baskı yapan Yahudi Lobisi’ne CIA Başkanı Allen Dulles “aradığınız şahıs Arap ülkelerinde saklanıyor” demiştir. Bunun nedeninin bazı eski Nazi bürokratlarının savaştan sonra ABD hesabına çalışmaya başlamaları ve Eichmann’ın bu isimleri ele vermesinden korkulduğu için ona 10 yıllık bir süre tanınması olduğu söyleniyor.

Ancak Eichmann, Türkiye’deki 27 Mayıs harekatından bir süre önce ve İsrail hükümetinin ne hikmetse “Atilla operasyonu” adını verdiği bir operasyonla Mossad tarafından yakalanarak İsrail’de yargılanmış ve idama mahkum edilmiştir. Yahudi ultra tutucuları tarihteki tüm olaylara İsrailoğullarının cezalandırılması ya da mükafatlandırılması olarak baktıkları için, soykırımı adeta bir gazap ve Eichmann’ı da kutsal kitaplarda adı geçen şeytani ve olağanüstü karakterlerden biri olarak görürler, bu nedenle de “sıradanlıktan” söz eden laik filozof Arendt’e kızarlar. Oysa, Eichmann birçok ülkelerde ve dönemlerde örnekleri görülen liyakatsiz bir kapıkuludur, ama böylelerinin insanlığa zararı tabii ki yadsınamaz, bir yararı olmuşsa o da Arendt’e ilham kaynağı olmasıdır, tabii ders alınırsa!

Kayahan Uygur

Odatv.com

<br/>

1,259 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV