Cumhuriyet Başsavcılığı Skandal Kararlara Dur Dedi: MİT ve TMSF’den Fırtına Gibi Tepki!
SONTV ÖZEL HABER
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin FETÖ lehine verdiği peş peşe kararlar, yüksek yargı camiasında ve güvenlik kurumlarında büyük bir krize yol açtı. Milli İstihbarat Teşkilatı’na sızan bir örgüt mensubunun tahliyesi ve FETÖ’nün finans ağında kritik rol oynayan Dumankaya şirketlerine verilen beraat kararı, sadece kamu vicdanını değil, devleti temsilen mücadele veren kurumları da adeta ayağa kaldırdı.
Bu kararların ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, her iki dosya için geniş kapsamlı itiraz hazırlayarak dosyaları hem 3. Ceza Dairesine hem de Ceza Genel Kurulu’na taşıdı.
TMSF’den tarihi çıkış
Özellikle Dumankaya ailesiyle ilgili verilen beraat kararına, TMSF’nin sert tepki gösterdiği öğrenildi. SONTV’nin ulaştığı bilgilere göre TMSF Kaynakları; “Yıllardır yürüttüğümüz örgütün finans kaynaklarını kesme mücadelesi bu kararlarla adeta yok sayılıyor” diyerek kararın devlet mücadelesine açık zarar verdiğini en üst düzey ki makamlara iletti.
3. Ceza Dairesi alt derece mahkemeleri hiçe saydı
Dumankaya dosyasında, hem ilk derece mahkemesi hem de İstinaf Mahkemesi, örgüt bağlantılarını net biçimde ortaya koyarak mahkûmiyet kararı vermişti. Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu kararı bozarken şu ifadeleri kullandı:
“Sanıkların Bank Asya’daki hesap hareketleri örgüt talimatıyla bağlantılı olduğuna dair somut, kesin ve inandırıcı delil yoktur.”
“Şirketlerin FETÖ ile organik bağı bulunduğuna dair sabit ve doğrudan delillere ulaşılamamıştır.”
Bu gerekçeler yargı ve güvenlik çevrelerinde, “örgütün finans ayağına yargı eliyle dokunulmazlık sağlandı” şeklinde değerlendirildi.
MİT kararına içerden şerh:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin MİT’e sızan FETÖ üyesi Sefa Yunus Cihangir’i tahliye eden kararına, daire üyesi Hakan Yüksel karşı oy yazdı. Yüksel, kararın devletin güvenlik sistemine zarar verdiğini belirterek, “örgüt hiyerarşisi içinde bilgi aktarımı yapıldığı sabittir, bu açıkça casusluktur” ifadelerini kullanmıştı.
Yüksel’in karşı oyunun, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 3. Ceza Dairesine ve Ceza Genel Kurulu’na yaptığı itirazda hukuki dayanak olarak kullanıldığı öğrenildi.
Muhsin Şentürk faktörü: Çizgi onun ayrılığıyla mı değişti?
Yargı kulislerine göre, 3. Ceza Dairesi’nde yaşanan bu yön değişikliğinin ardında, eski daire başkanı ve şimdiki Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk’ün ayrılığı bulunuyor.
Şentürk’ün görevde olduğu dönemde daire, FETÖ dosyalarında sert kararlar alırken, Şentürk’ün ayrılığı sonrası beraat ve tahliye eğilimi giderek güç kazandı.
SONTV’nin edindiği bilgilere göre, Şentürk yakın çevresine Fetullahçı yapı ile mücadele kapsamında; “Bu mücadele sadece hukuk değil, beka meselesidir. Geri adım yok, sonuna kadar FETÖ’yle mücadeleye devam edeceğiz” mesajını verdi.
SONTV ANALİZ:
MİT Kararı İstihbarat Dünyasında Kırılma Yarattı
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin MİT’e sızan FETÖ mensubu sanık hakkında verdiği tahliye kararına karşı çıkan tek isim, Yargıtay Üyesi Hakan Yüksel oldu. Yüksel’in yazdığı karşı oy gerekçesi, sadece karara muhalefet değil, aynı zamanda hukukun ve devlet aklının içeriden bir haykırışı olarak yargı çevrelerinde yorumlandı. 3. Ceza’nın MİT Casusu kararı, İstihbarat dünyasında milli yargıya olan güvene yönelik kırılmalar hissettirdi…
Gözler Yargıtay Başkanı Kerkez’de
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararları sonrası, yargı kulislerinde “iki çizgi” tartışması derinleşti: Biri FETÖ’yle mücadeleyi sürdüren Başsavcı Şentürk, diğeri ise FETÖ davalarında ölçüyü düşüren 3. Cezanın yumuşama çizgisi. Şimdi kamuoyu, 3. Ceza Dairesindeki FETÖ’ye yönelik büyük değişimin nedenini merak ediyor…
Yargı dünyası şimdi Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in bu krize karşı nasıl bir tavır alacağını merak ediyor.
SONTV ANALİZ:
Muhsin Şentürk Etkisi: FETÖ İle Mücadelede Çizgi Nerede Koptu?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde alınan son kararlar, yüksek yargı içinde “FETÖ ile mücadelede bir kırılma mı yaşanıyor?” sorusunu gündeme taşıdı. Bu kırılmanın merkezinde ise dikkat çeken bir değişim var: Muhsin Şentürk’ün 3. Ceza Dairesi Başkanlığı’ndan ayrılması.
Şentürk’ün görevde olduğu dönemde, 3. Ceza Dairesi özellikle FETÖ dosyalarında sert, net ve kararlı bir hukuk çizgisiyle hareket ediyordu. Hem örgüt üyeliği, hem casusluk, hem de finansal suçlar konusunda emsal niteliğinde kararlar alınmış, birçok dosyada örgüt bağlantısı olan isimler hakkında ağır mahkumiyet hükümleri verilmişti.
Ancak Şentürk’ün Cumhuriyet Başsavcılığı görevine geçmesinin ardından, aynı daireden tartışmalı beraat ve tahliye kararlarının peşpeşe gelmesi, sadece bir “hukuki farklılık” değil, kurumsal tutum değişikliği olarak okunmaya başladı.
Yargı kulislerinde, “Şentürk’ün ayrılmasıyla birlikte 3. Ceza Dairesi’nde FETÖ refleksi niçin ve neden değişti” yorumları yapıldı…