Üniversite Adayı Avlanma Ve Aldanma! Yazıcıoğlu Kazası 19 Yıl Sonra Sil Baştan SHGM Yönetiminin Hiç Mi Kusuru Yok? — Son Dakika Havacılık Haberleri | Türk Hava Yolları, Pegasus, Sunexpress, Corendon, Havacılık, Havayolları, Havalimanları, Havaalanları, THY, Hostes, Pilot, Uçak, Kabin Memuru, SHGM, DHMİ

Üniversiteye girmek için gayret eden yüzbinlerce gencin hayat yolculuğunu ve bir o kadar ailenin kaderini çizecek çok önemli bir dönemece girdik.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2026 yılı YKS (Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı) tercih tarihlerinin 29 Temmuz ile 10 Ağustos tarihleri arası yapılacak deyince nefesler tutuldu.

Şimdi üniversiteye girmek için hayal kuran gençlerin bu hayallerini gerçeğe dönüştürme zamanı. Yapacakları doğru tercihle ya istedikleri bölüme girip geleceği kurtaracaklar, ya da yanlış tercihle ömür boyu üzülecekler.

Bütün üniversiteler “Gel, gel” yaparak kendi kurumlarını övme yarışındalar. Bir kısmı da bazı sektörlerin fazla prim yaptığını, iş bulma imkanının çok fazla olduğunu ileri sürerek reklam yapıyor.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz

Köylü çocuklarının pilotluğu hayal mi? 11 yabancı havayolunu temsil ediyor Aviareps Global Türkiye, sektör lideri

thumbnail

THY Dispeçer Yetiştirme Programı Başvuruları Başladı! İşte Şartlar ve Başvuru Detayları

thumbnail

Türkiye ile Yeni Zelanda arasında havacılıkta kritik anlaşma! THY’nin uzun menzilli uçuşlarına yeni fırsatlar geliyor

Havacılık sektörü üniversitelerin daha çok öğrenci alabilmek için kullandığı iş kollarının en başında geliyor. Nasıl mı, iş bulmayı kolay zanneden gençler, bu alanda eğitim veren okullara adeta hücum ederken, havacılığın çok fazla ilgi gördüğünü fark eden üniversiteler ve yüksek okullar yeni bölümler açıp, kontenjanları tamamen doldurmanın gayretine ve yarışına girdiler.

Sokak dilinde “Ne kadar köfte, o kadar ekmek” diye amiyane bir tabir vardır. Bu söz bize havacılıkta içinde olunan durumu çok iyi anlatmaktadır. Her gün havalimanları rekor kırdı, havayolları şu kadar yolcu ve kargo taşıdı, milyon dolarlar kazanıldı haberleri okuyoruz. Bu haberlere bakarak, okulu bitirip ertesi gün bu şirketlerde ben de işe başlarım diye düşünüyorsanız ham hayal içindesiniz demek zorundayım.

Bu şirketlerden elbette emeklilik ve iş değiştirme gibi nedenlerle ayrılanlar vardır. İşverenler her ayrılanın yerine hemen eleman alacak diye bir kural yok. Hele bu günlerde. Havayolları ve havalimanlarında eskilerin tabiriyle bir tensikat (kadro düzenlemesi) furyası sürüyor. Türk havacılık sektörünün istihdam kapasitesi belli. İşe alımlar da buna göre gerçekleştirilir. Filoda beş uçak varsa, uçak başına alınacak kaptan, first officer, kabin memuru, dispeç, load master ve benzeri işleri yapanların sayısı bellidir. Ortalama uçak başına 40 kişi çalıştıran şirketin bu sayısı arttırması mümkün değil.

Yine aynı şekilde yolcu trafiği belli olan bir havalimanının kara tarafında ve hava tarafında istihdam edilecek personel sayısı bellidir. Bu durum kriz zamanlarında daha da kısıtlanır.

Amerika ve İsrail’in İran’a saldırması birçok uçak seferinin iptal edilmesine ve yakıt fiyatlarının da artasına neden oldu. İşte bu kriz gençlerin iş hayalini de etkiledi, etkilemeye devam edecek.

İşte bu nedenle ne kadar kapasite varsa, ancak kadar istihdam olur. Yani köfte ekmek meselesidir durum. Bu güzel ülkede 900 bin genç güvenlik görevlisi, bir milyon yüz bin genç niye kuryelik yapıyor acaba bunu düşünün.

Siz bakmayın üniversitelerin söylediği o cafcaflı sözlerle ve hoş fotoğraflarla donatılmış reklamlara. Amaçları para kazanmak olanların doğrusu sizlerin iş bulup bulamayacağınız gibi bir derdi olmamıştır, olmayacaktır da. Onlar alacakları paraya bakarlar. Bir öğrenci kişisel yetenek ve gayretiyle işe girdiğinde bunu da reklam malzemesi yaparak övünmeleri de hiç hoş değil.

O nedenle havacılık sektörünü hayal edip tercih yapacaksanız çok, ama hem de çok dikkatli olmalısınız. Milyonlarca lira verip pilot olmanız size anında bütün kapıları açmaz.

Sizin gibi daha çok adayın olduğu gerçeğini unutmayın. Yüz binlerce lira vererek kabin memuru olduğunuzda hemen uçuşa başlarım sanmayınız. Bu işin o kadar heveslisi var ki. Onlar sizin, siz de onları rakibi sayılırsınız. Diğer işlerde de biliniz ki durum aynı. O nedenle neye ihtiyaç varsa, o alanı seçin, geçerli bir mesleği seçin derim.

30 yıldır bu sektörü içerden dışardan izleyegeldim. O kadar yıkılan hayaller ümitsiz durumlar gördüm ki anlatsam hepiniz bana hak vereceksiniz. İşte bu nedenle diyorum ki, girebileceğiniz, girip de mezun olabileceğiniz, mezun olup da iş bulabileceğiniz alan veya iş kolları üzerinde kafa yorunuz lütfen. İş imkanlarımız ile ülke nüfusunu veya genç işsiz sayısını karşılaştırdığımızda bu ülkenin bir Hollanda olmadığını hiç aklınızdan çıkarmayınız. Borçlanarak girdiğiniz okulları bitirdiğinizde şayet iş bulamazsanız o borç katlanacak ve ailenizi de zora sokacak hale gelecek.

Genç kardeşim aman dikkat diyorum yapacağın tercih kurtuluş olabileceği gibi hayal kırıklığı da olabilir unutma. Sizler ülkenin geleceği ve umudusunuz gözümüz ve gönlümüz sizlerde. Sizi çaresiz ve ümitsiz görmek istemem. Siz Türkiyesiniz, Türkiye de sizsiniz. Yolunuz, bahtınız, şansınız açık olsun. Mutlu yarınlar Türkiye’m.

———————————————————
Yazıcıoğlu Kazası 19 yıl sonra sil baştan
SHGM yönetiminin hiç mi kusuru yok?
Bundan tam 19 yıl önce 2008’ın Mayıs ayında benim de Genel Sekreterliğini yaptığım Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği (TÖSHİD) yönetimi zamanın Maliye Bakanı merhum Kemal Unakıtan’a bir ziyaret yapmıştı. Yavuz Çizmeci’nin başkanlığındaki heyet, ziyarette Bakan Unakıtan’dan finansal kiralama yoluyla getirilen uçaklardan alınan KDV’nin yüzde 1’den yüzde 18’e çıkarılması kararının iptal edilmesi ve eski orana dönülmesi talebinde bulunmuştu. Bakan, bu haklı talebe çok sıcak yaklaşmış ve heyet makamdan mutlu olarak ayrılmıştı.

Dışarı çıktığımızda başka bir nedenle Bakanlık’ta bulunan Ali Sabancı, ‘Ben bizim helikopterle döneceğim, isteyen gelebilir” deyince, Yavuz Bey ‘Olur’ diyerek kabul etmiş, biz de teşekkür edip, havalimanına gitmiştik. Ali Bey’in bizleri davet ettiği Esas Holding’e bağlı Medair şirketinin TC-HEK tescil işaretli Bell 206 L4 tipi helikopter aradan bir yıl bile geçmeden 25 Mart 2009’da feci bir kazayla gündeme geldiğinde ister istemez o günü hatırlamıştım. 2006’da kurulan Med Air, Bell tipi helikopterlerle hava taksi ve hava ambülans hizmetlerinde faaliyet gösteriyordu. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu taşıyan Med Air’e ait bu helikopter Kahramanmaraş civarında düşmüş ve kazada beş kişi ölmüştü.

Bu konu, kazanın her yıl dönümünde gündeme getirilir ve olayın bir suikast olduğu bazı çevrelerce iddia edilir. Tarihin sayfalarını geri çevirdiğimizde Ulaştırma Bakanlığı koltuğunda 18 Kasım 2002 ile 8 Mayıs 2007 arasında 4 yıl 271 gün, daha sonra 29 Ağustos 2007 ile 8 Mart

2011’e kadar 3 yıl 191 gün süreyle Binali Yıldırım oturmuş. Daha sonra iki kez daha bakanlık yapan Yıldırım bu konuda rekor sahibi. Başta uçak kazaları olmak üzere, tren kazalarında da ilk hedef bakanlar olur. Bu kazadan sonra Binali Yıldırım için ileri sürülen iddia ve itham olduğunu hatırlamıyorum. O da kazadan sonra klasik olarak “Araştırılacak” mealinde sözler söyledi ve görevini devretti.

Doğrudan doğruya böyle bir kaza için bakanı suçlamak için elde kesin ve geçerli delilerin olması gerekmektedir. Bu ve buna benzer konularda şimdiye kadar sorumluluk benimdir diyerek de istifa eden bir bakan hatırlamıyoruz. Konu havacılık olunca kuralları koyan ve denetleyen kurum olarak aklımıza Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) gelir. Bünyesinde uçuş emniyeti konusunda departman ve bağlantılı birimler olan SHGM ulusal mevzuatı belirlerken doğaldır ki bu konuda uluslararası kural koyucu kuruluşlardan da bilgi almak zorunda.

Kazanın olduğu tarihe geri dönersek SHGM’nin başında Sakarya İl Sanayii Müdürü iken, kuruma danışman olan ardından genel müdürlük makamına oturan Ali Arıduru vardır. Yazıcıoğlu kazasından sonra Büyük Birlik Partisi SHGM’ye ve genel müdüre bazı sert eleştiriler yaptıysa da devamı gelmedi. Amerikan Elçiliği ile konuşma yaptığı iddiası o günlerde çokça konuşuldu. Fakat resmen soruşturma yapılmadı. Kaza kırıma uğrayan helikopteri, bağlı olduğu şirketi ve mürettebatını eğitim, bakım ve diğer konularda denetlemesi gereken bir kurum olarak görevini tam yapıp yapmadığı da çok bilinmiyor. SHGM neyi ne kadar yaptı bilinmeli. Başka ülkelerde görüldüğü gibi yetkili bu kurumda istifa etmek gibi bir konu hiç gündeme gelmedi. Adı geçen ilgili ve yetkililer daha önce de Atlas Jet uçak kazasında da hiç ceza almadı. İşin ceremesini başkaları hala çekiyor.

Mesele 19 yıl sonra tekrar gündemde.

Adalet Bakanlığı üzerinden bunca yıl geçen kazada adı geçen birçok kişiyi tutukladı. Madem tutuklanacak kadar suçları var idiyse, o zaman neden bu kişilerin üzerine gidilmedi. Aynı kişiler şimdi kesin suçlu olursa, o gün onlar hakkında suç duyurusu yapmayanlar da hesap vermek zorunda değil mi?

SHGM’nin 2009 yılı faaliyet raporuna baktığımızda sanki böyle bir kaza hiç olmamış gibi bir durum görüyoruz. Ölenlerin öldükleriyle kalmaması için herkes, her olay teker teker ele alınıp mozaiğin parçaları tamamlanmalı.

Adalet Bakanlığı’nın dosyayı zaman aşımı demeden açması çok yerinde ve kamu vicdanını rahatlatan bir karardır. Bu tür tüm kazalar da sorgulanmalı ve geç de olsa adalet tecelli etmelidir.

Sonucu merak ve sabırla bekliyoruz.

Kaynak: Airline Haber