Değerli Okurlar,
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı savaşların ve krizlerin gölgesinde kutladık. Coğrafyamızda akan kan ve göz yaşı, ölen mahsun çocukların açlık ve sefalet içindeki feryadı hepimizin yüreğini burkmaya devam ediyor. Çok şükür ülkemizde çocuklarımızı her türlü zorluğa rağmen şanlı bayrağımızın altında halen özgürce yaşatabiliyoruz. Her ne kadar mefhum olaylarla hepimizin derin üzüntü ve kaygı yaşanılan zamanlar olduysa da kötülüğü ve kötüleri dilimizde ve zihnimizde travma haline getirmememiz gerekiyor.
Maalesef hastalıklı ve canice hisleri olan bireylerin dünyada birçok örneklerini üzülerek görüyoruz. Okullarda gerekli önlemlerin alınması ve çok daha dikkatli olunması gereken bir dönemdeyiz. Onlar bizim geleceğimiz ve istikbalimiz. Onları milli ve manevi değerlerimize uygun yetiştirmek ve vatana sahip çıkacak evlatlar olarak büyütmek hepimizin asli görevleri. Dijital çağın risklerini öngörmemiz, onları sanal dünyanın tehlikelerinden de sevgi ve ilgi ile korumamız gerekiyor. Yanlışa sürükleyen ve onları mutsuz, değersiz hissettiren en büyük etki aile bağlarıdır. O nedenle ancak çok güçlü ve sevgi dolu aile yapıları kurarak suç oranlarının ve içimizdeki kötülüklerin üstesinden gelebiliriz.
Havacılık sektörünün 23 Nisan haftasında çocuklarımızı ağırlanması, anne ve babalarının çalıştıkları ortamlara şahitlik ettirilmeleri çok değerli bir yaklaşım. Onların vizyonuna ve geleceğe bakış açılarına değer katan bir etkinlik. Ayrıca büyük kuruluşlardaki büyük aile teması açısından bence çok önemli bir vurgu haline geldi. Tabii büyük aile olma ruhunun başkaca sorumluluklarını da göz ardı etmemeliyiz. Bugün TSS iştirakindeki çalışanların ekonomik ve sosyal koşulları ortada. Onların evlerine, evlatlarına mevcut koşullarla yetebilmeleri asla mümkün değil.
Bunlara da Göz Atabilirsiniz
TGS’nin Dalaman Havalimanı’ndaki Yeni İdari ve Atölye Binası Hizmete Açıldı

TGS ve TSS’den 2026 Ücret Kararı Açıklandı

TGS, 5 Havalimanında Yolcu Hizmetleri ve Harekat Memuru Alımı Başlattı
Bugünlerde sendikalı olabilmek için gösterdikleri gayret ve cesareti takdirle takip ediyorum. Her şeye rağmen onurlu bir yaşam ve hak ettikleri koşullarda çalışmak için attıkları adımı çok önemsiyorum. Toplumsal reflekslerin zayıfladığı, güce ve otoritelere karşı direncin kırıldığı bir dönemde, anayasal haklarını kullanma iradesini ortaya koyma cesareti asla küçümsenmemeli. Onlar önce taşeron şirketlerin kucaklarında gezdirilip, sömürüldüler. Sonra sağ olsun Ahmet BOLAT tarihi bir cesaret ve ferasetle onları THY’nin çatısı altında bir iştirak firma kurarak istihdam etti. Onları çantacı firmaların sömürgesinden kurtardı.
Asıl işi yapan kadrolu arkadaşlarının gölgesinde nerdeyse 3 de 1 oranda bir gelire mahkûm edilen, yılbaşlarında dağıtılan eşantiyonlarda bile rencide edilen bir güruhu yıllarca görmezden geldiler. Ahmet Bey’in bu sömürgeye karşı duyarsız kalmayıp onları en azından THY’nin bir parçası haline getirmesinden dolayı herkes ona fazlasıyla minnettar. Lakin bugün içinde bulunduğumuz koşullara baktığımızda temizlikten, lojistiğe ve tedarik zincirinden, ofislere kadar neredeyse her alanda hizmet veren bu arkadaşlarımızın hem niteliksel olarak hem de niceliksel açıdan işe ve üretilen hizmete katma değerleri oldukça fazla. Hemen hemen her alanda asıl işi fazlasıyla ve layığı ile yapmalarının yanı sıra eşit muameleye uğramamaları ve hep ikinci sınıf çalışan gözüyle bakılmasının utancını da asla inkâr edemeyiz.
Onların da sosyal ve ekonomik sıkıntılarını artık masada konuşmak ve müzakere etme talepleri en doğal hakları. Bunu baskılarla veya işten çıkarmalarla bastırmaya çalışmak çok büyük bir yanlış olur. Her ne kadar yapısal ve yönetsel bakımdan kızsak eleştirsek bile en kötü sendika bile sendikasızlıktan iyidir. Nazımızı da eleştirimizi de yapmak, onlardan daha etkin ve verimli bir sendikal anlayışı beklemek her üyenin en doğal ve tabii hakkı. Ama onların örgütlenmelerine kendi içlerinden seçecekleri kişilerce temsil edilmelerine engel olmak, anti demokratik ve dayatmacı bir anlayışı ortaya çıkarır.
Böylesi uluslararası prestiji yüksek ve ülkemizin iftiharı olan kurumlara bu tür baskılar asla yakışmaz. Cesur olmak, onların taleplerine kulak vermek ve mümkün olan imkanlardan onları da faydalandırmak bu yönetimin en büyük sorumluluklarındandır. Yeni yönetimin Murat ŞEKER’in liderliğinde bu soruna el atması, cesur ve yapıcı bir çözüm sunması, Ahmet Bey’in attığı adım gibi hafızalara kazınır ve asla unutulmaz. Bu kadar yıldır gerek TSS ve TGS gibi iştiraklerde tüm girişimlere rağmen konulan engellerin mutlaka ortadan kaldırılması, daha demokratik ve adil bir çerçeve oluşturulması gerekiyor. Aksi durumda çalışanların öfkesi ve kızgınlığı işine ve verimine de olumsuz biçimde yansır.
Adil ve hakkaniyetle yönetildiğini düşünmeyen ve kendisine ön yargı ile baskı uygulandığını hisseden çalışanlardan ne kadar bağlılık ve özveri beklenebilir. Kendisini ikinci sınıf çalışan muamelesine mahkûm edenleri onlarda vicdanlarında muhakkak cezalandırır. Hesap vakti geldiğinde özgür iradesi ile tepkisini mutlaka yansıtır. O yüzden nerdeyse 40-50 bin sayılarına ulaşan ve toplumsal etkisi aileleri ile 100-200 binleri aşan bu soruna artık bir el atın. Onların yaşam standartlarını bu denli olumsuz etkileyen ve adalet duygusunu zedeleyen bu baskıları ortadan kaldırın. Onlarda artık sendikalı bir hüviyete kavuşsun. Sorunlarını ve sıkıntılarını sizlerle özgürce demokrasi ve hukuk normları içinde paylaşabilsinler.
Sendikalar günümüzde artık bir tehdit değil neredeyse ortak bir paydaş olma gayretindeler. Sizi ve finansal varlığınızı tehdit eden sloganist dönemler geride kaldı. Hatta her ne kadar siyasi ilişkileri açısından ideolojik yaklaşımları savunsalar da bence artık üyelerde sendikalarda oldukça seküler bir yapıya dönüştü. İnsanlar konulara ekonomik ayrıcalıklar temelinde gelir kaygısı, ekonomik koşullar ve refah düzeyi açısından yaklaşıyor. O nedenle sendikaları siyasi bir aktör veya tehdit olarak görmekte anlamsız. Umarız önlerindeki engellerin kalktığı toplu sözleşmelerle haklarına kavuştuğu günleri de bir an evvel görürüz.
Hepinize sağlık ve huzur dolu bir hafta diliyorum…