Arap dünyasının önemli yayın organlarından Şarku’l Avsat, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki savunma sanayisi ilişkilerinin yeni bir aşamaya taşınabileceğini değerlendirdi. Haberde, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım gücü ile Türkiye’nin mühendislik, teknoloji geliştirme ve üretim kabiliyetlerinin bir araya gelmesi halinde teknoloji transferi, yerlileştirme, ortak Ar-Ge ve ortak üretime dayalı daha kapsamlı bir iş birliği modelinin ortaya çıkabileceği belirtildi.
Bu çerçevede Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN, insansız hava araçları, havacılık sistemleri ve ileri savunma teknolojileri olası iş birliği alanları arasında öne çıktı.
Suudi finansmanı Türkiye’nin teknoloji gücüyle birleşebilir
Şarku’l Avsat’ın değerlendirmesinde, Türkiye-Suudi Arabistan savunma ilişkilerinin yalnızca savunma ürünü tedarikine dayalı klasik bir ihracat modelinin ötesine geçebileceği ifade edildi.
Olası yeni modelde ortak yatırım, teknoloji transferi, Ar-Ge, yerlileştirme ve ortak üretimin öne çıkabileceği belirtildi.
Bunlara da Göz Atabilirsiniz
KAAN Baş Mühendisi Emre Yaban: F-22, Su-57 ve J-20 ile Aynı Sınıftayız

TUSAŞ SKY Experience Programı İçin Başvurular Açıldı

Kacır’dan Milli Uçak Gemisi ve TF-2000 İçin Yeni Açıklama
Suudi Arabistan’ın sermaye ve yatırım imkânlarının, Türkiye’nin savunma sanayisindeki mühendislik ve üretim tecrübesiyle birleşmesinin iki ülke arasında daha uzun vadeli bir teknoloji ortaklığının önünü açabileceği değerlendirildi.
KAAN olası iş birliğinin öne çıkan başlıklarından
Türkiye-Suudi Arabistan savunma iş birliğinde dikkat çeken başlıklardan birini KAAN Milli Muharip Uçak Projesi oluşturuyor.
KAAN; savaş uçağının yanı sıra motor, aviyonik, radar, elektronik harp, mühimmat ve kompozit teknolojileri kapsayan geniş bir savunma sanayisi ekosistemiyle birlikte geliştiriliyor.
Bu nedenle yüksek maliyetli ve uzun vadeli havacılık programlarında uluslararası yatırım ve ortaklık modellerinin üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem taşıyabileceği değerlendiriliyor.
Suudi Arabistan’ın finansman gücü ile Türkiye’nin havacılık ve savunma teknolojilerindeki kabiliyetlerinin birleşmesi halinde KAAN çevresinde gelecekte yatırım veya ortak üretim modellerinin gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Ancak mevcut aşamada Suudi Arabistan ile KAAN konusunda kesinleşmiş bir ortak üretim veya yatırım anlaşması bulunduğuna ilişkin resmi bir açıklama bulunmuyor. KAAN, bu nedenle mevcut bir anlaşmadan ziyade potansiyel stratejik iş birliği alanlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Mekke Anlaşması yeni çerçeveyi oluşturdu
Kaynak metinde, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkilerinin geleceği açısından 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın önemli bir çerçeve oluşturduğu belirtildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalandığı belirtilen anlaşmanın, üç ülke arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğini daha kurumsal bir zemine taşımayı hedeflediği ifade edildi.
Savunma sanayisi iş birliği, ortak projeler ve askeri kabiliyetlerin geliştirilmesi, anlaşma kapsamında öne çıkan başlıklar arasında gösterildi.
Ortak teknoloji ve üretim modeli gündemde
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin de iş birliğinin somutlaştırılmasında rol üstlenmesi bekleniyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki mekanizma kapsamında savunma sanayisi iş birliği, ortak teknoloji geliştirilmesi ve ortak üretim yoluyla savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor.
Bu çerçeve, savunma ilişkilerinin yalnızca ürün tedariki üzerinden değil, teknoloji geliştirme ve üretim ortaklığı üzerinden ilerleyebileceği değerlendirmelerini güçlendiriyor.
Havacılık ve insansız sistemler öne çıkıyor
Olası iş birliğinin önemli alanlarından birini havacılık oluşturuyor.
Türkiye’nin KAAN’ın yanı sıra ANKA III ve farklı insansız hava aracı projelerinde geliştirdiği kabiliyetlerin, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme ve üretim kapasitesini artırma hedefleriyle kesişebileceği değerlendiriliyor.
Elektronik sistemler, radar, elektro-optik teknolojiler, haberleşme sistemleri ve elektronik harp de ortak projelerin geliştirilebileceği alanlar arasında gösteriliyor.
“Finansman + teknoloji + üretim” modeli
Şarku’l Avsat’ın değerlendirmesinde ortaya çıkan model, Suudi Arabistan’ın finansman gücü ile Türkiye’nin mühendislik, tasarım, Ar-Ge ve seri üretim kapasitesinin aynı yapı içerisinde buluşmasına dayanıyor.
Böyle bir ortaklık halinde Türkiye açısından yeni yatırım kaynakları, üretim ölçeğinin genişlemesi ve ihracat pazarlarının büyümesi; Suudi Arabistan açısından ise teknolojiye erişim, yerlileştirme, üretim kabiliyetinin geliştirilmesi ve insan kaynağının güçlendirilmesi gibi alanların öne çıkabileceği değerlendiriliyor.
İki ülkenin ilerleyen dönemde üçüncü ülkelere yönelik ortak projeler geliştirmesi de gündeme gelebilecek seçenekler arasında gösteriliyor.
Savunma ilişkilerinde yeni dönem beklentisi
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkilerinin önümüzdeki dönemde silah ve platform satışlarının ötesine geçerek ortak teknoloji geliştirme, yatırım, üretim ve ihracat ekseninde ilerleyebileceği değerlendiriliyor.
KAAN, insansız sistemler ve ileri havacılık teknolojileri bu potansiyel iş birliğinin öne çıkan alanları arasında yer alırken, özellikle KAAN konusunda henüz kesinleşmiş bir Suudi Arabistan ortaklığı bulunmadığı vurgulanıyor.
Şarku’l Avsat’ın değerlendirmesi, Suudi Arabistan’ın finansman kapasitesi ile Türkiye’nin savunma teknolojisi ve üretim tecrübesinin gelecekte daha kapsamlı projelerde bir araya gelebileceği ihtimaline dikkat çekiyor.