Marmara Denizi için müsilaj uyarısı: Kanal İstanbul çılgınlığından vazgeçilmelidir

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası tarafından, Marmara Denizi’nin ‘ölümü’ olarak adlandırılan deniz salyası (müsilaj) sorunu hakkında basın açıklaması yapıldı.

“İLK HAMLE ATIKSU DEŞARJININ DURDURULMASI OLMALI”

Müsilaj sorununun hem bugünün hem de sadece İstanbul’un sorunu olmadığını vurgulayan TMMOB, “İstanbul yüksek nüfusu ile birlikte elbette sorunda ağırlığını hissettirmekle beraber, Marmara’ya evsel atıksu dışında yine İstanbul başta, Kocaeli, Yalova, Bursa, Tekirdağ illerinden gelen endüstriyel atıksularla, yine Bursa, Yalova, Balıkesir, Trakya kaynaklı tarımsal faaliyetler sonucu kirletici karışımı önemlidir. Dolayısı ile ilk hamle Marmara’ya uygun arıtılmamış atıksu deşarjının durdurulması olmalıdır” önerisinde bulundu.

“İLERİ BİYOLOJİK ARITMA ŞARTI OLMALI”

Marmara’nın bir iç deniz olduğu ve aşırı “yüklenildiği” belirtilen açıklamanın devamında, “Bu anlamda deşarj için ileri biyolojik arıtma (sadece C değil, N ve P giderimi) şartı olmalıdır. Marmara kıyıları bölge bölge kuşaklanmalı, toplanan atıksuların deşarjında N ve P giderimi şartı da aranmalı. Bu yöntemle kontrol altına alınacak deşarj noktaları azalacağından denetim kolaylığı da sağlanacaktır” denildi.

“İSTANBUL’DA ÖN ARITMA TESİSİ YOK”

Tesislerin devreye alınmasının yeterli olmadığı; kontrol ve denetim anlamında da ciddi eylem planları olması gerektiğini vurgulayan TMMOB, eksiklikleri ve bunlara alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

  • Bilinen ve söylenenlerin tersine İstanbul’da atıksu ön arıtma tesisi yoktur. Çevre teknolojisinde ön arıtma tesisinin belli kriterleri vardır. İstanbul için ‘ön arıtma tesisi’ olarak anılan tesisler bu şartları sağlamamaktadır. Anılan bu tesisler ızgara, kumtutucu ve pompa donanımlarına sahiptir. Yine çevre teknolojisi bu tesisleri ‘terfi istasyonu’ olarak adlandırır. Sahip oldukları üniteler arıtma amaçlı değil; çalışan pompa, ekipman ve atıksu hatlarını koruma amaçlıdır.

“ÇÖKELTİM HAVUZLARININ OLMASI GEREKEN ALAN İSPARK ALANI”

  • Izgaralarda ve kumtutucularda organik kirleticilerin tutulması yok sayılacak düzeydedir. Hatta kum tutucularda organik madde tutulması istenmez ve bu kritere göre dizayn edilirler. Çevre teknolojileri ön arıtma tesislerinde kendiliğinden çökebilen organik madde uzaklaştırılması adına bir çökeltim havuzu öngörür.

  • Nitekim söz gelimi Kadıköy Atıksu Ön Arıtma tesisinin projesinde bu çökeltim havuzları vardır ama mevcutta ön çökeltim havuzlarının olması gereken alan İSPARK alanı olarak kullanılmaktadır.

  • Tüm bunların yanı sıra kapasite yetersizliği ayrı bir sorun olarak çok uzun bir zamandır var olmuştur. Gerek proje gerekse reel kapasiteleri kaldıramayan tesislerden yapılan by-passlar ciddi sorundur.

“TARTIŞILMASI ŞART”

  • Marmara Denizi’nde mevcut deniz deşarjlarının çevre teknolojisi anlamında tartışılması şarttır ve uygulanan hal ve yerlerde çözüm üniteleri değildirler. Çevre teknolojisi kapsamında deniz deşarjı tanımı yoktur; var olan derin deniz deşarjı tanımıdır. Derin deniz deşarjları ancak belli şartlarda uygulanması doğru kabul edilen ve bir dizi uzun süreli etüt ve saha çalışmasına dayanan tasarım ve projelendirme kriterleri olan yapılardır.

“UYGUN DEĞİLLER”

  • Marmara’da deniz deşarjı olarak anılan yapılar bu kriterlere sahip değildir. Uzunlukları, difüzör noktaları ve benzeri genelde görsel rahatsızlığın önüne geçilmesi kriterine tabi seçilmiştir. Kriterlere uygun olan varsa da derin deniz deşarjları bile iç denizlerde uygulanmaya alıcı ortam adına uygun değillerdir.

“NE BAKIMI, NE KONTROLÜ, NE DE DENETİMİ MÜMKÜN”

  • Kaldı ki, kıyı şeridi boyunca yüzlerce adı deniz deşarjı olan yapı vardır. Yüzlercesinin ne bakımı, ne kontrolü, ne de denetimi mümkün değildir. Ve elbette yukarıda söylediğimiz gibi tek kriter görsel rahatsızlığın önüne geçmek olan bu yapıların çevre teknolojisi içinde bir adı yoktur. Kuşaklamanın anlamı burada da ortaya çıkmaktadır.

“SADECE İSTANBUL VE MARMARA SORUNU DEĞİL”

  • Tüm atıksu arıtma tesislerinin ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi olarak revize edilmesi, tüm atıksuların bu düzeyde arıtılması gerektir ve şarttır. Sorun bu günün sorunu değildir. Sorun sadece İstanbul ve Marmara sorunu da değildir.

“KARADENİZ BU SORUNDAN BAĞIMSIZ DEĞİL”

  • Sanıldığı ya da söylendiği gibi Karadeniz bu sorundan bağımsız değildir. Sadece su sıcaklığı belli düzeye çıkmadığından doğa Marmara’daki gibi parmağını kör gözlerimize henüz sokmamıştır. Bu coğrafyada yeterince katliam yapılmıştır. Bu coğrafyaya yeni bir yük getirecek, ekolojik dengeleri alt üst edip yeni katliamlara yol açacak Kanal İstanbul ve çevresinde planlanan yeşil sermayenin gettosu çılgınlığından vazgeçilmelidir.

 

Kaynak: Sözcü