Kürt kökeninden neden bahsetmezdi

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Kürt kökeninden neden bahsetmezdi
You have reacted on "Kürt kökeninden neden bahsetmezdi" A few seconds ago

Cemal Süreya çok yönlü devrimci aydınlarımızdan biriydi. Sosyalistti. Yaptığı her işe dört elle sarılan, çok zeki, dürüst, çalışkan, başarılı ve gönlü zengin bir insan… Arkadaşlığa, dostluğa, edebiyata, politikaya, ince şakalara tutkun… Aslında bir değil, birçok Cemal Süreya vardı. Şair, denemeci, dergici, maliyeci olarak bilinen yönleriyle olduğu kadar, hayatının ve kişiliğinin bilinenden çok bilinmeyen yönleriyle farklı Cemal Süreya’lar…

Cemal Süreya, hem şiiriyle hem de şiiriyle yarışan düzyazılarıyla, bir kuyumcu gibi işlediği Türkçeyi zenginleştirmiş, güzelleştirmiştir. Ortadoğu kültürü diyebileceğimiz kendi birikiminin yanı sıra çok iyi bildiği Batı kültüründen, şiirinden de beslenmişti. O bir Türk şairidir ama aynı zamanda bir dünya şairidir. Ülkü Tamer, onun bu özelliğini şiirinde kelimelere döker:

Cemal Süreya fakülte eğitimi sürecinde, küçük bir entelektüel grup içinde yer alır. Kürt kökenli ve sürgün olduğundan Muzaffer Erdost, Hasan Basri Gültekin, Sezai Karakoç gibi en yakın arkadaşlarına bile söz etmez. Papirüs’ü çıkarırken Muzaffer Erdost’un bu sorunu ele alan bir yazısından rahatsız olur ve yayımlanmasını istemez. “Bu konuyu şimdi deşmeyelim, çok insan ölür sonra,” der. Ülkesi için duyduğu kaygıyı, kişisel acılarının üstünde tutar.

Tüm para sıkıntısına karşın, Yeminli Mali Müşavirlik olanağı çıktığında, bu hakkı elde etmiş sayılı kişilerden biri olduğu ve parlak teklifler aldığı halde bu seçeneği hiç düşünmez. Fakat -küçük ya da büyük olsun- yayın dünyasından gelen önerilere açıktır. Yalnızca bu işlerin tüm zamanını almamasına özen gösterir. Şiir yazmak onun kutsal görevidir.

Çok onurlu aynı oranda da kırılgandır. Bir yayınevi genel müdürünün yaptığı çeviriye ilişkin olarak “Cemal Bey, daha düzgün bir Türkçeyle yazamaz mısınız” sözü üzerine kısa süre önce üstlendiği yönetmenlik işini, maddi sıkıntıları da varken, anında bırakır. Türkçenin en büyük şairlerinden birine böyle bir söz söyleme cüretini o kişi nasıl oldu da kendinde buldu! Doğrusu ben bunu açıklayacak söz bulamıyorum. Tabii o genel müdürün Türkçe bilgisi konumuz dışında!

2000’e Doğru dergisinde çok mütevazı ücretlerle çalışırken başka yayın organları Cemal Süreya’ya 2000’e Doğru’dan ayrılması koşuluyla sekiz kat yüksek ücret önerirler, düşünmez bile, anında “2000’e Doğru’dan ayrılamam” der.

“KUYRUKLU BİR YILDIZ GİBİ GEÇTİ DARPHANE’DEN”

Darphane’de müdürlük yaptığı süreçte, üzerinde altının tozunun bile kalmamasına gösterdiği özen bir söylenceye dönüşmüştür. Onun değerleri arasında mevki, mal, mülk, altın, para gibi kavramlar yoktur. Darphane’nin gelirlerini artırmak için olağanüstü çaba harcar. Bakanlığa yeni öneriler götürür. Bu öneriler bir grup sarrafın zararınadır. Onu satın alamayacaklarını anlayan sarraflar, Bakanlığa ulaşır ve işlerini hallederler. Bakan, amacı Süreya’yı görevden almak olan, bir teftiş ziyareti yapar. Onun bu teftiş sonunda, Maliye Bakanı’na verdiği şairce ve dikenli yanıt: ince, zekice ve hoştur…

Bu teftiş ziyaretini Cemal Süreya’dan dinliyoruz: “Bakan Darphane’ye gazap içinde girdi. Boyuna bağırıyordu: ‘Kapalı yerleri gösterin bana’ Maliye Bakanı için kapalı yer mi olur! Her yer gösterildi. (…) Bakan tam arabaya binerken parmağımı kaldırarak herkesin duyabileceği bir sesle şöyle dedim: ‘Beyefendi, bir kapalı yer daha vardı, ama onu size gösteremeyiz…’ Bakan şaşırdı, bir an ne yapması gerektiğine karar veremedi. Hemen ekledim: ‘O da bizim gönlümüz…’ Bir an baktı ve arabasına süzüldü.” İki gün sonra Bakanlıktan Darphane’nin pis olduğunu bildiren bir yazı gelir. Yanıt, cesur ve yine şahane: “Evet o gün Darphane gerçekten pisti. Ama tarihinde ilk kez olarak ve bir-iki saat…”

Beklenen sonuç gerçekleşir, Darphane müdürlüğünden alınır ve Maliye Tetkik Kurulu’na geri döner. On üç yıl sonra bir kez daha yolu düşer Darphane’ye. Gidiş nedeni grevde olan işçileri desteklemektir. Grevci işçileri ziyaret eder, sorunlarını dinler. 2000’e Doğru’da grevi yazar. Grevci işçiler, onu uğurlarken aralarında konuşurlar: “Kuyruklu bir yıldız gibi geçti Darphane’den.”

“KEŞKE YALNIZ BUNUN İÇİN SEVSEYDİK SENİ”

Kendi ifadesiyle son derece utangaçtır. 55 yaşında bile, bir dükkâna girip herhangi bir şeyin fiyatını soramaz. “başkalarına sordururum çoğu zaman. Çünkü sorarsam almak zorunda kalacağımdır sanki. Bir şeyin yarım kilosunu alamam, adam kızar diye.” Bakana ince ama dikenli cevapları vermekten korkmayan adam, sade vatandaşı incitmekten, kızdırmaktan çekiniyor. Sevgili şairimiz çocuksu saflığını yitirmemiş. O da kendini böyle açıklıyor: “Bende utançla cüret arasında çok küçük bir mesafe vardır. Çocukluğumla bugünkü ben arasında da çok kısa bir mesafe olduğu için belki de bu. Her şey o günlerden kalma ve çok taze. (…) Yazarken öyle değil. Çünkü yazmak hem bir sıkıntı, hem de bir kurtuluştur benim için. Yakın çevremde, belli bir yakınlık kurduğum insanlar arasında yazarken ki gibi bir tavrım vardır.”

Ama bir toplantı ya da söyleşi için randevu vermişse, gün yaklaştıkça sıkıntı basar. Ağzından tek sözcüğün çıkmadığı rüyalar görür. Deprem olsa da “tehir edilse” diye düşündüğü olur. “Oraya gidersin, korkunç. Korkunçluk nedir biliyor musun? Söze başlamadan önceki 15 dakikadır.”

ARKADAŞLIK, DOSTLUK

Arkadaşlık, dostluk da onun için kutsaldır. Tüm içtenliğiyle bağlanır. Belki de bu nedenle ilişkilerinde çok kırılgandır. “Düelloda” şiirinde bu duygusunu açıklar:

“Bir düelloda

Daha büyük bir şey vardır

Ve daha acıdır bu

Ölümden de ölüm korkusundan da

Bakarsın dün en güvendiğin kişi

Karşı tarafın şahidi olmuş

İşte acıdır bu da

Ölümden de korkusundan da

Daha da acısı

Kılıcın elinde

Alnında bir tutam güneş

Kalakalıyorsun ortada”

Atilla Özkırımlı’ya göre hoşgörünün en somut simgesidir Cemal Süreya. Bağışlayıcıdır. Küçük bir davranış, tatlı bir söz yeter bütün kalleşlikleri unutmasına. İyi olan yanlarıyla sever çünkü insanları. “Hayır” demesini bilmediği için başına gelmeyen kalmamıştır.

Yitirilen değerlerden kimilerinin izi ne yazık silikleşirken Cemal Süreya’nın izi yıllar geçtikçe belirginleşiyor. Yapıtları dilden dile dolaşıyor. Şiirinden dizeler, TV dizilerine bile giriyor. Sevgili şairimiz Cemal Süreya yaşıyor.

Yunus Emre’nin de dediği gibi:

“Ölürse tenler ölür

Canlar ölesi değil”

KAYNAK

Feyziye Özberk, “Cemal Süreya, Papirüs Düşçüsüyle Buluşma”, Kaynak Yayınları, Boyalıkuş – Edebiyat, 2016, İstanbul.

Feyziye Özberk

Odatv.com

Kürt kökeninden neden bahsetmezdi

Kürt kökeninden neden bahsetmezdi

1,037 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Kürt kökeninden neden bahsetmezdi
You have reacted on "Kürt kökeninden neden bahsetmezdi" A few seconds ago