Kaz Dağları’ndan sonra Muğla da tehlike altında

18 YILLIK AKP İKTİDARI VE KAPİTALİZM
Kaz Dağları Yöresi…

Güneyde Bergama, Kınık, Dikili ve Soma’da başlayan, Ayvalık, Gömeç, Burhaniye, Havran, Edremit, Ayvacık, Ezine, Çanakkale Merkez, Lapseki, Biga ve Gönen’i içine alan yöre.

Doğal zenginliği ile sadece Türkiye için değil, dünya için de önemli bir yere sahip.

Geçen nisan ayı…

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA), Kaz Dağları’yla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Raporun sonuç bölümünde şu cümlelerin altı çizildi: “Milyonlarca yılda oluşmuş doğal varlıkların ve binlerce yıllık kadim kültürün söz hakkı raporda gösterilen madencilik ruhsatlarının faaliyete geçmesiyle yok olacaktır. Raporun ortaya koyduğu sonuçlar hem Kaz Dağları Yöresi’nde hem de Türkiye genelinde ekolojik temelli, bütüncül, tarımsal üretimi önceliklendiren ‘arazi kullanım planlamasına ve koruma yaklaşımına’ ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Sahip olduğu özellikler ile Kaz Dağları Yöresi madencilik faaliyetlerinden korunması gereken bir dünya mirasıdır. Geleceğimizin mirası doğal varlıklar madencilik faaliyetlerine tamamen kapalı doğa koruma statüleri ile korunmalıdır…”

Bitmedi…

TEMA bu kez de Ege’ye yöneldi… Muğla’yla ilgili özel bir çalışma yapıldı. Okuyalım: “… Zengin canlı tür çeşitliliği, iklimi, doğal güzellikleri, binlerce yıllık tarihi geçmişi ve eşsiz koyları ile Türkiye’nin en önemli doğa, kültür ve turizm alanlarından biri olan Muğla’nın yüzde 59’u madenlere ruhsatlı.  Çalışmanın ilk bulgularına göre Muğla bin 449 maden ruhsatına bölündü. Bölgede mevcut ruhsat sahalarının hayata geçmesi halinde, Muğla’nın toprağı, suyu, doğal varlıkları, yöre insanının sağlığı, tarıma ve turizme dayalı ekonomisi telafisi imkansız zararlar görecek.”

Soru şu: Doğal varlıkları ve tarımı koruyan bir madencilik neden yapılmıyor?

Bitmedi…
Tarım alanlarında maden!
TEMA’nın raporuna göre, Muğla ve yakın çevresinde madencilik çalışmasının bulguları şu şekilde:

– Muğla ve çevresinin yüzde 59’u madenler için ruhsatlandırılmıştır.

– Muğla ve çevresi orman alanlarının yüzde 65’i madenler için ruhsatlandırılmıştır.

– Muğla ve çevresinde bulunan uluslarası koruma kriterlerine göre belirlenen ve nadir flora (bitki) ve fauna (hayvan) barındıran, dünya ölçeğinde önemli ekosistemler olan önemli doğa alanlarının yüzde 65’i madenler için ruhsatlandırılmıştır.

– Muğla ve çevre tarım alanlarının yüzde 48’i madenler için ruhsatlandırılmıştır.

– Muğla ve çevresinde nadir canlı tür çeşitliliği, doğal ve kültürel özellikleri ile tabiatı koruma alanı, milli park gibi statülerle koruma altına alınmış alanların yüzde 55’i madenlere ruhsatlandırılmıştır.

– Türkiye’nin en yaşlı karaçam ormanı (250-700 yaş) ve eşsiz yaban hayatı ile mutlak koruma statüsüne sahip Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanının tamamı madenler için ruhsatlandırılmıştır.
Neoliberalizm kaynak arıyor
Kapitalizm çöküyor ve ayakta kalmaya çalışırken doğaya saldırıyor!

Pandemi sürecinde gördük ve yaşıyoruz: Neoliberal politikaların toplumlara, ülkelere vereceği bir değer kalmadı!

Ekoloji Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Coşkun Özbucak, “Ekoloji ve Kapitalizm” başlıklı yazısında neden mücadele ettiklerini şöyle anlatıyor:

“Artvin’den Ordu’ya, Çanakkale Kaz Dağları’ndan Kütahya-Uşak illerini kapsayan Murat Dağı’na, Munzur Dağı’ndan Manisa’nın Turgutlu ve Gödes’ine kadar maden sahaları; Ege Bölgesi’nin neredeyse tümü JES projeleri ve ihalelerinden Hasankeyf’te su tutulmasına; ODTÜ’de ağaç kesiminden Salda Gölü’nün yapılaşmaya açılmasına kadar planlı bir saldırı gelişiyor. Elde edilecek gelir şirketlerin kasasına gidiyor. Beş on yıl içinde yapılan yıkım bölgeyi tamamen kullanılmaz hale getiriyor. Neden bu acımasızca saldırı? Buna verilecek en kısa yanıt: Kapitalizmin kurallarıdır.”

Peki…

Soru şu: Nedir doğaya ve yaşam alanlarına yönelik gelişen bu kapitalist saldırı?

Coşkun Özbucak’ın yanıtı önemli:

“Sermaye için yeni kaynaklar gerekli. Yeni dönemde bu kaynağın en önemlisi doğa oldu. Elektrik de maden de gerekli ama gereksinim varsa ve kamu yararı gözetilerek yapılırsa. Ormanı, tarım arazilerini, dereleri, yaylaları yok ederek değil. Hele sağlığı tehdit ederek hiç değil. Kapitalizmin kuralı gereği siyasi iktidarlar da olanaklar sunuyorlar. Özellikle 18 yıldır devam eden iktidar döneminde yaratılan olanaklar yanında yandaş medyanın ve şirketlerin katkısı da büyük oldu.”

Kaynak: Sözcü