‘Kaosa izin vermemek lazım’

CHP Genel Merkezi’nde çiftçilerle buluşan Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

‘BURADAN AYRILAYIM’ DEMESİ LAZIM

“Üniversiteler bilim yuvalarıdır, kavga yuvaları değildir. Boğaziçi Üniversitesi’ne girmek kolay değil, çok başarılı olmanız lazım. Dünyada her üniversitenin gelenekleri olduğu gibi o üniversitenin de gelenekleri vardır. Üniversiteye bir kişiyi atıyorsunuz, üniversite kabul etmiyor. Sadece öğrenciler mi? Hayır hocalar da kabul etmiyor. Olması gereken ‘Kimse beni kabul etmiyor, ben buradan ayrılayım’ demesi. Büyüklük yapması lazım. Aksi halde bir karmaşa, kaos çıkıyor. Kaosa izin vermemek lazım. Bakın bizler geçmişte; 80 öncesini hepiniz hatırlarsınız, pek çok insan hayatını kaybetti. Kimi sağ, kimi sol dedi ve başkaları ellerine silahları verdiler ve gençlerimiz birbirini öldürdü. Yazık günah değil mi? Türkiye böyle bir sürecin içine sokulmamalı.

HOCALAR DA İSTEMİYOR

class=”cf”>

Öğrenciler de öğretim üyeleri de istemiyor. Bir aydan fazla başkan yardımcısı da bulamadı. O zaman çekilmesi lazım. Köyünüzü düşünün, bir muhtar tayin edildi ve hiçbiriniz o muhtarı tanımıyorsunuz, ‘istemiyoruz’ diyorsunuz. Köylüden kimse ihtiyar meclisini de kabul etmiyor. O zaman bu muhtar ‘Kimse beni istemiyor ben buradan ayrılayım, geleneklerine göre bir muhtar seçsinler’ der. Olması gereken budur.

ÇİFTÇİ TARIMI TERK EDİYOR

Dünyanın bütün ülkelerinde tarım stratejik sektördür. Tarımın desteklenmesi lazım. Çiftçi tarımı terk etmeye başladı. Üç Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor şimdi. Ektiği zaman zarar ediyor, batıyor çiftçi. Bunu düşünmesi gereken siyasi otorite. Türkiye’de bütün araziler ekilmiş gibi, Sudan ve Nijerya’dan arazi kiraladılar. Bir hükümet kendi çiftçisiyle rekabet eder mi? Nijerya’da daha ucuza üretip Türkiye’ye getirip satacağım. E bizim pamuk üreticisi, mısır, buğday üreticisi ne olacak? Batacak. Buna izin vermeyin. Tarım için Anayasa’da 45. Madde var. Ziraat Odaları, bu maddeyi çerçeve içinde yazarak, bütün çiftçi arkadaşlarıma gönderin. Çiftçi için anayasal güvence var. Siz Anayasa’nın kurallarına uymuyor, çiftçiyi batırıyorsunuz..

BU POLİTİKA SİYASİ TERCİHTİR

class=”cf”>

Destek veriyorsun bir de vergiye tabi tutuyorsun. Yüzde 4 kesinti. Bunun adı destek ödemesi, hangi gerekçeyle vergiye tabi tutuyorsun? Diğerlerine milyarlarca teşvik veriyorlar, beş kuruş kesilmiyor ama çiftçi olunca, vur ensesine, al ağzındaki lokmayı. ‘Sesi çıkmaz’ deniliyor. Buna isyan etmeniz lazım. ‘Bizi batırana oy vermeyeceğiz’ demeniz lazım. Ben sizin hakkınızı savunurum, ‘oy verin’ diye değil, adalet için savunuyorum. Size verilmiyor, tefecilere veriliyor. Burada sağ-sol yok, bu memleket meselesidir, ekmek meselesidir. Bugünkü politika bir siyasi tercihtir. Siyasi tercihten yana olanlar elbette mağduriyeti çekerler ama bu tercihe karşıysanız, ‘Üretenin, alınteri dökenin hakkı teslim edilmeli’ diyorsanız, bu siyasi tercihe ‘Kusura bakma arkadaş’ diyeceksiniz. ‘Beni aç bırakman için sana oy vermedim, ‘icra dairelerinde süründürmen için oy vermedim’ diyeceksiniz.

GAYRİMİLLİ ANLAYIŞ

Hükümet size çalışmadığına göre kime çalışıyor? Dışardaki çiftçiye çalışıyor, size değil. Dışarıya bağımlı hale getirdiler. Arpadan mercimeğe kadar. Dışardan mercimek, canlı hayvan getiriyorlar, et getiriyorlar. Niçin? Sizinle rekabet etmek için. Fiyat artar, fiyatı düşüreceğiz. Sen faizi, doları düşür. İlacı gübreyi üret, ucuza ver, ben de ucuza veririm. Gayrimilli bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız. Kendi çiftçisine değil, yabancı çiftçiye destek veren anlayışa gayrimilli denir, kimse kusura bakmasın.

SİZ ÜRETMEZSENİZ BİZ AÇ KALIRIZ

class=”cf”>

Önce Allah’a sonra kendinize en sonda da bize güveneceksiniz. Ben halkın çıkarlarını savunurum. Kendinize güvenmeyi ihmal etmeyin. Siz çok büyük bir güçsünüz. Yeter ki bir araya gelin, yeter ki sesinizi çıkarın. Deyin ki ‘Bizi perişan edeni biz de sandıkta perişan ederiz’.”

Kaynak: Hürriyet