Aymazlıklarımız maratonda koşarken, izole edilmiş bir hayat, farkındalıklarımızı gözümüzde mercek gibi büyüttü.
Halbuki bizim için çok sıradan olduğunu sandığımız, dostumuzla iki lafın belini kırmak için dışarıyı bahane etmek, doğayla el ense yaparak üçyüz küsur pozun sadece üç tanesini beğenip galeriye atmak, rüzgarın istediği yöne doğru rotayı kırmak, meğer ne büyük meziyetmiş anladık.
Uzakları yakın eden uçaklar, arabalar, gemiler kullanılamadığında, o uzakların somut olarak yakın olamadığını, telekominikasyonun kanatlarına sığınarak anladık.
Uzmanların tanımlamalarında bu durum nasıl vücut bulacak bilmiyorum ama ben de ağır depresyon durumunu aratmayan, biyolojinin içinden fırlamış, psikolojik savaşın içine salınmış, kumanda kayıt tuşuna kontrolsüzce basılmış bir takım tehlikeli oyunlar olarak yorumluyorum.
Herkes herşeyin farkında ama hiç kimse hiç birşey bilmiyor saflığında izole bir hayat.
4 milyar insan günlerdir evde. Kalanı kefenini cebine katıp, dünyanın çarkının dönmesi için bir parça ekmeği azık edip çabanın peşinde…
Son 170 yılın en büyük sıcaklarını tarihe kaydeden dünya bugün hararet yapmış motorlarını soğutma sürecinde.
Üç vardiya bile yetmez deyip 5 vardiya pazarlığına oturmak için zamanın genlerine müdahale etmek isteyenlerin fabrikaları da pert durumda.
“Bana hiç birşey olmaz” diyenlerin ayağının altındaki sabunlu suyun kendisini ne zaman devireceği merakında.
Global mücadele bu olsa gerek. Bir karış toprak için birbirlerinin canlarını hedef alanlar, “entübe” kelimesini günceline koyup can derdine düşmüş durumda.
İnsanlar aynı dili konuşuyor “evde hayat var” ama hayat parmaklarımızın arasından, dört duvar şahitliğinde kayıp gidiyor.
Hep mi kötü bu durum? Hayır hayır, HAYAT GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL.
Bu izolasyonun derinliklerinde, cımbıza gerek kalmadan, müthiş alınması gereken çıkarımlar var…
Verdiğin nefesi geri almak meğer ne büyük bir ödülmüş.
Özlem duygusunu, vıcık vıcık ilişkilerden idrak edememişiz pek.
Şimdi kılcaldamarlarımızdan oluk oluk geçen kanın, burnunuzun direğine kadar sızlattığı sıcacık özlem duygusu değil mi?
Göremediğimiz yakınlarımızın kıymetini öğrendik. Sadece, iki bayramlara sakladığımız ziyaret sözünü geri alıp, hayatımızın merkezine koyma sözü verdik.
Çocuğumuzla yeni hayaller inşa ettik.
Topraktan gelen bir maydonozun salgıladığı serotoninin, glikoza bandırılmış sahte çikolatalara değiştirmemeyi öğrendik.
İnsanın kelime anlamı “unutmakmış”
Çabuk unuturuz. Suya yazı yazmayı sever, balığın hafızasına çamur atmayı ölçüt biliriz.
Anlamak gerek, yaşadığın hiç birşey tesadüf değil be insanoğlu.
The post İZOLE HAYAT… appeared first on AirlineHaber | Sivil Havacılık Haberleri.
İZOLE HAYAT… was first posted on Mayıs 15, 2020 at 9:00 am.
©2019 “AirlineHaber | Sivil Havacılık Haberleri”. Use of this feed is for personal non-commercial use only. If you are not reading this article in your feed reader, then the site is guilty of copyright infringement. Please contact me at [email protected]