GSK, COVID-19 hastalığına karşı verilen mücadeleye, 300 yıllık bilimsel birikimi ve uzmanlığı ile katkı sağlıyor

300 yılı aşkın süredir her yaştan milyonlarca kişiye aşı, ilaç ve tüketici sağlığı alanında yenilikçi sağlık çözümleri sunan, bilimsel araştırmaları ve ürünleri ile 5 Nobel Tıp Ödülü’ne sahip olan GSK, COVID-19 ile mücadelede attığı adımlar ve hayata geçirdiği iş birlikleri ile önemli bir rol alıyor.

GSK, tüm dünyanın COVID-19 salgınına karşı verdiği mücadeleye, 300 yıllık bilimsel birikimi ve uzmanlığı ile katkı sağlamaya devam ediyor. GSK, özellikle ihtiyacın en fazla olduğu yerlerde salgının önlenmesi, tespit edilmesi ve yönetilmesine destek olmak amacıyla, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından oluşturulan COVID-19 Dayanışma Fonu’na 10 milyon ABD doları bağışta bulundu. Türkiye’de ise, salgının yayılımını sınırlandırmak ve sağlık sistemine yardımcı olmak amacıyla, sağlık çalışanlarına koruyucu ekipman sağlanması ve hasta faydasına yönelik ekipman tedarikine katkıda bulunmak için 2,5 milyon TL destek sağladı.

Bununla birlikte GSK, Covid-19 tedavisine yönelik aşı ve ilaç geliştirme çalışmaları kapsamında bilimsel birikimi, uzmanlığı ve teknolojisiyle katkı sağladığı pek çok önemli iş birliğine imza attı.

GSK, 2021’de Covid-19 için 1 milyar doz pandemik aşı adjuvanı üretecek

GSK ayrıca, COVID-19 aşısı için geliştirilen birçok iş birliğini desteklemek adına, 2021’de 1 milyar doz pandemik aşı adjuvanı üreteceğini duyurdu. GSK, global üretim kapasitesini genişletme yoluyla hayata geçireceği bu yatırım kararı ile ilgili olarak, pandemik adjuvan teknolojisinin COVID-19’a karşı önemli bir katkı sağlayabileceğini belirtti.

GSK ve Sanofi bir ilki gerçekleştirerek, COVID-19 mücadelesi için aşı alanında güçlerini birleştirdi

Sanofi ve GSK, etkisini sürdüren küresel salgınla mücadeleye destek hedefiyle COVID-19’a karşı teknolojilerini kullanarak adjuvanlı bir aşı geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Bu iş birliği ile geliştirilmekte olan COVID-19 aşı adayının, Eylül ayı itibariyle Faz 1/2 klinik çalışmalarına başlayan GSK ve Sanofi, sonuçların olumlu olması durumunda, Aralık ayı itibarıyla Faz 3 çalışmasına geçmeyi hedefliyor. İki şirket, klinik araştırma süreçlerinin başarılı olması halinde, 2021 yılının ikinci yarısı aşının kullanıma sunulmasını hedefleniyor. 

Sanofi’nin bu iş birliğine katkısı, rekombinant DNA teknolojisine dayanan Protein-S COVID-19 antijeni olurken GSK ise, adjuvan pandemi teknolojisi ile katkı sağlıyor.

Adjuvan teknolojisiyle aşı araştırma programlarına destek oluyor

Çin merkezli global biyoteknoloji şirketi Clover’ın COVID-19 aşı araştırma programlarına adjuvan teknolojisi ile halihazırda destek veren GSK çalışmalarını genişletti.

Aşı adjuvan teknolojisini, aşı geliştirme sürecinde çalışmakta olan bilim insanlarının erişimine sunmak için CEPI (Salgınlara Hazırlık İnovasyonları Koalisyonu) ile de iş birliği yapan GSK, CEPI ile oluşturulan bu sistem kapsamında ilk olarak Avustralya Queensland Üniversitesi ile başladığı çalışmalarını, ABD ve Çin dahil olmak üzere farklı ülkelerden beş şirket ortaklığı ve araştırma grubu ile sürdürüyor. 

Hedef, COVID-19 Araçlarına Erişim (ACT) Hızlandırıcısı girişimi ile tedaviye erken ulaşmak

GSK, COVID-19 Araçlarına Erişim (ACT) Hızlandırıcısı isimli araştırma çalışmasına dahil oldu. Bu araştırmada, ilaç şirketleri ve akademik kurumlar bir araya getirilerek, COVID-19 vakalarını tedavi etmek için kullanılabilecek en umut verici moleküllere ulaşılması amaçlanıyor. GSK ise araştırmaya kendi veri tabanına erişim imkânı sağlayarak katkıda bulunuyor. 

GSK, COVID-19 salgınına karşı çözüm geliştirmek için Vir Biotechnology ile iş birliği gerçekleştirdi

GSK, COVID-19 salgını ve gelecekteki koronavirüs salgınlarıyla mücadele için, enfeksiyon hastalıklarını önleme ve tedavi etme misyonuyla faaliyet gösteren Vir Biotechnology ile iş birliği gerçekleştirdi.

Bu iş birliği kapsamında Vir Biotechnology’nin Antikor Platformu kullanılıyor. GSK ise araştırmaya, organizmanın DNA’sında yer alan tüm genlerin diziliminin ortaya konmasına odaklanan genom bilimindeki deneyimi ve genin çeşitli kısımlarına ekleme, çıkarma ya da DNA diziliminde değişim yapmalarına olanak tanıyan CRISPR ve yapay zekâ teknolojileriyle katkı sağlıyor.

COVID-19 nedeniyle hastaneye yatmayı önlemek amacıyla çalışmaları başlatılan antikor tedavisiyle ilgili olarak, iki şirket tarafından yapılan açıklama ile, tedavinin güvenlilik ve etkinlik değerlendirmesinin yapıldığı Faz 2/3 klinik çalışmalarının Eylül ayı itibariyla başladığı duyuruldu. 2020 yılı bitmeden sunulacak ilk sonuçların olumlu olması durumunda, 2021’in ilk yarısında antikor tedavisine erken erişimin mümkün olabileceğini açıklandı. Çalışmaya dünya çapında erken semptomatik enfeksiyonu olan yaklaşık 1.300 hasta dahil ediliyor.

Kaynak: Sözcü