Başsavcı kritik saatleri ilk kez anlattı… Çağlayan’da neler oldu? – SON TV

O dönem Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nda  savcı olan, Adliyede sabaha kadar nöbet tutuğu bilinen ve halen İstanbul Başsavcı Vekili olarak görev yapan Evliya Çalışkan, o gece İstanbul Adliyesi’nde yaşananları anlattı. FETÖ karşıtlığı ile bilinen Başsavcı Çalışkan’ın yakın çevresine aynen şunları söylediği öğrenildi:

Yanılmıyorsam 21.45 gibi darbe olduğu anlaşılmaya başlayınca Terör Bürodan sorumlu Başsavcı vekilimiz İrfan Fidan ı aradım. ‘Başsavcım  ne yapıyoruz’ dedim. O da aynen onun cümlesiyle söylüyorum ‘adliyeye geçiyoruz kardeş’ dedi. ‘Tamam Başsavcım’ dedim. Yanmıyorsam o dönem Terör büroda görevli 16-17 kişiydik. Bazı arkadaşlar izindeydi. WhatsApp grubumuz vardı gruba mesaj attım ‘gelen varsa adliyeye geçiyorum’ diye.

Sonra nöbetçi Savcımız Hikmet Pak ı aradım ne yapıyorsunuz dedim. ‘Biz yakındayız, Can’la(Can Tuncay) beraberiz, yürüyerek adliyeye geçiyoruz  ya da geçtik’ dedi. Ben de ‘geliyorum’ deyince ‘şimdilik gerek yok’ falan dedi. Ben ısrar ettim ve ‘geliyorum’ diyerek telefonu kapattım. Korumamı  aradım. O da ‘Bana Koruma Şube talimatı verdi sokağa çıkmayın koruduklarınızı da çıkarmayın dediler” dedi. Ben de ‘Kürşat talimatı ben veriyorum, arabayı al gel’ dedim. ‘Tamam’ dedi. Ben hazırlanmaya başladım. Bir müddet sonra korumam beni aradı, ‘yollar kapalı gelemiyorum savcı bey’ dedi.

Onun üzerine ben tekrar İrfan Bey’i arayıp hem nerde olduğunu sordum. Hem de ‘kendi aracımla adliyeye geçiyorum’ dedim. İrfan Bey de ‘biz yoldayız, tekrar adliyeye geçelim nöbetçiye destek olalım’ dedi. Ben tekrar ‘tamam’ dedim. Tekrar Hikmet Pak ı aradım.  O ‘Adliyeye geldik, Mehmet Şenay  da geldi. Katip yok katip gelemiyormuş yollar kapalı, gerek yok siz de gelemezsiniz zaten’ dedi. ‘Ben geliyorum’ dedim. Bu sefer WhatsApp grubuna, ‘kendi aracımla adliyeye gidiyorum, gelen varsa alayım’ diye tekrar yazdım. Hemen   akabinde korumam Kürşat ‘ben ara yollardan 15/20 dakika da geliyorum’ dedi.

WhatsApp mesajına cevap alamadığım için bu sefer yakın lojmanda oturan Savcı Ercan Devrim’i aradım. ‘Geliyorsan adliyeye gidiyorum’ dedim. Oda ‘tamam geleyim’ dedi ve onu alarak benim korumamla beraber adliyeye üçümüz geçtik. Hatta yolda ters yoldan falan girdik, yol kapalıymış, kaza atlattık, ara yollardan  geçerek ulaştık.

Adliye gittiğimizde Hikmet Pak, Can Tuncay ve rahmetli Mehmet Şenay Baygın vardı. Konuştuktan sonra Hikmet Pak kolluğa  şifayi talimat verdiğini ancak yazılı talimat vermesi gerektiğini söyledi. Bizim yanımızda talimatı bilgisayarda bizimde yardımımızla kendisi hazırladı. Hatta biz talimata hep beraber yani orada bulunan 5 Savcı olarak  (Hikmet Pak, Can Tuncay, Mehmet Şenay Baygın, Evliya Çalışkan ve Ercan Devrim) imza atalım dedik. Önce ‘tamam’ dendi ama daha sonra nöbetçi olmadığımız için kolluk  problem çıkarabilir, bahane yapar  diye düşünüldü. Bunun üzerine, nöbetçi savcı Hikmet Pak’ın imzasıyla bahsedilen  talimat yazıldı, hazırladı okundu hep beraber onayladık ve WhatsApp’tan emniyet  birimlerine gönderdi.

Yani talimatın yazılıp gönderildiğinde Terör  büroda görevli 5 savcı ve yanılmıyorsam bir de evi yakın olduğunu söyleyen Ağır ceza mahkemesi üyesi hakim bey vardı. O da adliyeye gelmişti. Beklemeye başladık, hatta hatıra fotoğrafı çektirdik.

Emniyetten dönüşleri olayları takip ettik.  İlerleyen saatlerde savcı Orhan Aydın  ve başka  Başsavcı vekilleri falan geldiler. Sayın Cumhurbaşkanımızın havalimanına inmesinin beklendiği sırada adliye nöbetçi polis memuru geldi ve vatan Emniyeti bombaladılar, şimdi adliye bombalayacaklarmış gibi bir şey söyledi. O gelen grup adliyeden ayrıldı. Terör büro savcıları olarak biz kaldık ve sabah saat  7’ye kadar adliyede bekledik.

Yani Çil yavrusu gibide dağılmadık. Hikmet Pak la bütün gece  birlikte bekledik. Ve o gece olmamız gereken yerde olduğumuz için görevimizi yapmanın gururu ve vakarıyla  yine onunla birlikte ayrıldık.

FETÖ’cü hainlerin toprağa düşürdüğü şehitlerimizin, kanını akıttığı gazilerimizin ödediği bedel karşısında bunları konuşmaktan hicap ediyorum ancak, hayatını kaybeden Savcı Mehmet Şenay Baygın’ın hatırasına saygı gereği bunları söylemek istedim. Doğrusu bu.

Kaynak: SON TV