Atatürk’ün kızları…

Cumhuriyet’in ilanından 7 ay önceydi. 1923’ün 17 Martı’nda Atatürk, “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın” diye seslendi. Orhun Yazıtları’nda, kadını birey kılan tarihi hatırlatan çağrıyı duyduk. Erkeklerle eşit haklara sahip, doğurduğu çocukta söz hakkı olan, tek eşli, at binen, kılıç kuşanan, idareyi ele almış, diplomatik kabulde Türkan ve Bilge Hatun, komşu kızlarının adı değil devlet yöneten güçlü kadınların unvanıydı. Delhi’de Raziye Sultan,
Kutluğ’da Türkan Hatun’duk…

KADINLARDAN KORKUN

Osmanlı’nın örf, adet, ahlak, din ve şeri hukukla kadın kimliğini örseleyip, kafesler ardında tuttuğu esirlik elbet birgün sona erecekti. Devlet yönetmeyi bırakın, erkekten izinsiz kapı eşiğinden adım atma yasağı kabullenilemezdi. Öyle sakıncalıydı ki kadınlar; 1600’lü yıllarda bir kaymakçı dükkanına girmesinden tutun da, kocası yanında olsa da bir erkekle sandala-faytona binmesi, ince kumaştan çarşaf giymesi, şarkı mırıldanması hatta kadın kadına toplaşmaları bile yasaktı.

CUMHURİYET’İ KUTLARIZ

Kurtuluş Savaşı’nda, sadece dış düşmanlarla değil, kadını-erkeği bir milleti kendine kul-köle yapan saraylarla, gerici iç düşmanlarla da savaşıldı. Cumhuriyet çağdaş, bilimsel, eşit eğitim fırsatıyla kadın-erkeği cinsiyet ötesi özgür düşünceyle aydınlattı. Kalemi elime aldığımda, özgürce yazabilmeyi Atatürk’e borçlu olduğunu bilen bir Cumhuriyet kadınıyım. Harflerime, sonsuz bir vefayla dokunurum. Özgürlük ve kadın hakları savaşçısı Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetle birey olan bu millet, o nedenle Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak için kimsenin iznine muhtaç değildir.

ÖZGÜRLÜK KİMLİĞİMİZ

Cumhuriyet kadınları kim mi? İktidarın beslediği tarikatlar, arsızca çok eşlilikten söz etme cüretini gösterse de, ikinci eş almaya kalkışan eşi Salih Zeki Bey’i tereddütsüz boşayan, Asri Kadınlar Birliği mitingindeki ilk kadın hatip, Sultanahmet’te, ‘Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımız’ diyen, İngiliz işgalindeki İstanbul hanedanının hakkındaki idam fermanına gülüp geçerek Ankara’ya savaşmaya giden, İstiklal Harbi madalyalı Halide Onbaşı yani Halide Edip Adıvarız. Fransızlara karşı öyle markette değil cephede mücadele veren Osmaniyeli Tayyar Rahmiye, 21’inde savaşta donarak ölen Şerife Bacıyız…

HARVARDLIYIZ HARRANLIYIZ

Erzurumlu Kara Fatma, Nene Hatun, Kastamonulu Halime Çavuş, Aydınlı Çete Ayşeyiz. Şarkıların yasaklandığı günlerden, sahnedeki ilk kadın sesi Kadırgalı Safiye Ayla, Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden Refet Angın, adaletiyle nam salan Hakim Suat Berk, Operacı Semiha Berksoy, savunmanın kutsalı Av. Süreyya Ağaoğlu, yan yana duruşun kabahat sayıldığı günlerden Türk Kadınlar Birliği’ni kuran Neziha Muhiddin, başını kaldırması yasak iken mavi göklere süzülen Pilot Sabiha Gökçen, heykeli dikilecek iken hapse tıkılmak istenen Türkan Saylan, TGC rozetini 25 yıl önce yakama takan ilk kadın adliye muhabirimiz Vasfiye Özkoçak ve Harvard’da bilim insanı Canan Dağdeviren, Harran’da çiftçi, işçi Halimeleriz…

CEHALETLE SAVAŞIRIZ

Tarihin tozlu sayfalarında değiliz, kirli sayfalarında da olmayacağız. Kimse bize, ‘Kız mıdır? Kadın mıdır? Bilemem’, ‘Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya’, ‘Eksiktir, yarımdır’ diyemeyeceği gibi ‘Sembolik de olsa iki bayan milletvekilimiz gelsin’ diye çağırınca giden vitrin süsü de olmadık. Mertlik-namertlik yarışında cinsiyet ötesiyiz. Bu çağda üniversiteleri açmaktan aciz iken, kadın üniversitesi kurmaya kalkışarak, toplumsal cinsiyet ötekileştirme çabalarındaki zavallılığı görüyoruz. Üç, beş sarıklı istemiyor diye, kızların okuldan alınıp kocaya verilmesine de, Cumhuriyet kazanımlarının eğitim sistemi kötüye kullanılarak yok edilmesine de karşıyız. Cumhuriyet’in 97’nci yaş gününde, daha dün zorla kara çarşafa sokulup, şarkı mırıldandığı için dövüldüğü için evden kaçan 2 genç kadının sığındığı özgürlük limanının adıdır Cumhuriyet…

Kaynak: Sözcü