Aile isyan etti

Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda hafriyat kamyonunun altında kalarak yaşamını yitiren Şule İdil Dere’nin vefatının dördüncü yılında ailesi yazılı açıklama yaptı.

“Adalete örtülen kara perdeye rağmen İdil için adalet arıyoruz” başlıklı açıklamada, dava sürecinde yaşananlar anlatıldı.

“İBB, dört yıl önce bugün, 12 Mayıs 2016’da, kendi planladığı ve yönettiği Yoğurtçu Parkı-Kurbağalıdere çalışmasında kendine ait hafriyat kamyonuyla İdil’i bizden aldı. Dört yıldır kimse sorumluluk almadı.

Şoför ertesi sabah, cenazemiz yerdeyken serbest bırakıldı. Hakkında savcılık tarafından soruşturma istenen 11 İBB üst düzey yetkilisinden 8’i hem İBB hem Valilik hem de İstanbul İdare Mahkemesi tarafından korumaya alındı.

Kimse tutuklanmadı.

Can alan çalışmadan sorumlu olan üst düzey yetkililer ödüllendirilircesine 11 gün sonra birbirlerinin yerine terfi ettirildi. Çalışmayı yöneten birimin başındaki ve hakkında soruşturma istenen kişi İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı’na getirilerek savcılıkça istenen soruşturmada kendini aklattı. İBB ve Valilik, “İdil’in canı neden alındı” diye soruşturma açmadı; çalışmanın hangi birime ait olduğunu araştırma başvurularımıza kanunu göz göre göre çiğneyerek bilgi sakladı.”

“DAVAMIZ BAŞLAYAMADAN ‘ADALET’ YOK OLDU”

“İddianame 17 ay sonra tamamlanabildi; yargılama 20 ay sonra başlayabildi” denilen açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:

“Davamız başlayamadan ‘adalet’ yok oldu.

Yargılama kapsamına yalnızca 3 İBB alt düzey çalışan ve şoför dahil 4 İSTAÇ A.Ş. çalışanı dahil edildi.

Duruşmalarda, İdil’in canını alan Kurbağalıdere çalışmasında can güvenliği önlemi alınmadığı, her an can kaybı olabileceği ilgili birimlere iletilmesine rağmen uyarının görmezden gelindiği, son uyarının İdil’i kaybettiğimiz gün üst düzeye sorumlulara iletildiği anlaşıldı.

İBB’nin “kaza” ile can almadığı, kaza olabileceğini bile bile, yasalarca zorunlu olmasına rağmen risk değerlendirmesi yapmadığı, şantiye güzergahı olarak seçtiği yaya yolunda tabela asmak dahil tek bir yaya can güvenliği önlemi almadığı bilirkişi raporlarınca saptandı.

Birbirini tamamlayan ve İBB ve İSTAÇ A.Ş.’yi sorumlu ve kusurlu bulan, İdil’i kusursuz bulan 5 bilirkişi raporuna rağmen İDİL’E KUSUR BULUNMAMASINA İTİRAZ EDİLEREK yine bilirkişi raporu istendi. İdil yine kusursuz bulundu.

4 yılda adalet yalnız sanıklar için işletildi.

4 yıl önce şoför, bir hâkimin “… şüphelinin tutuklanması halinde ileride telafisi imkansız zararların doğabileceği, şüphelinin tutuklanması için gerekli şartların oluşmadığı anlaşılmakta…” şeklinde gerekçe yazmasıyla serbest bırakıldı. Ehliyeti bile alınmadı. Görevine devam etti. Daha sonra kendi isteğiyle evine yakın birimde görevlendirildi.

Şoför ve İSTAÇ A.Ş.’den diğer 3 sanık “kamu görevlerinden geri kalmamaları için” hâkim kararıyla duruşmadan vareste tutuldu. Duruşmalara katılmamaktalar.

İdil’i 2016’da İBB hafriyat kamyonuyla kaybetmemizden bugüne İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 3 belediye başkanı gördü. 3’ü de İdil’in adını anmadı; İdil’in canının alınmasından sorumlu olanlar-olabilecekler hakkında idari soruşturma bile açmadı.

4 yıl geçti… 13 duruşma görüldü.

Sanık ve tanıkların, can güvenliği önlemi alınmadan çalıştıklarını itiraf etmelerine rağmen, İBB ve İSTAÇ A.Ş.’nin muvazaalı çalışmasının ortaya çıkmasına rağmen tüm sanıklar hakkında, tüm can güvenliği tedbiri alındıktan sonra oluşabilecek durumlarda uygulanan TCK 85/1 maddesinden “taksirle ölüme neden olmak” suçundan hâlâ yalnızca 2-6 yıl arası hapis cezası istenmektedir.

Hiçbir kamu kurumu pervasızca can alıp, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edemez.

Adaletin üstüne örtülen kara perdeye rağmen İdil için adalet aramaya devam edeceğiz.”

Odatv.com

<br/>

201 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV