Yirminci yüzyılın en büyük felaketi budur

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Yirminci yüzyılın en büyük felaketi budur
You have reacted on "Yirminci yüzyılın en büyük felaketi budur" A few seconds ago

2003 Yılında Radikal gazetesinde, ABD’nin Türkiye’ye tehdit oluşturduğunu yazmıştım. Uzun yıllar NATO’da görev yapmış, Amerika’da askeri eğitim görmüş bir emekli generalin bu ifadesi, birçok kişi tarafından o tarihte hayretle karşılanmıştı.

Benim yaptığım, sistematik bir yaklaşımla değerlendirip, Soğuk Savaş sonrası dönemde, ABD’nin bölgesel çıkarları ile Türkiye’nin güvenlik çıkarlarının çoğu zaman çatışma içinde olduğunu ifade etmekten ibaretti. Bu tespitin ilginç yanı ise bu sistematiği Amerika’daki eğitimim sırasında onlardan öğrenmiş olmamdı.

Soğuk Savaş döneminde, Kore Savaşı’nda Türk askerinin gösterdiği kahramanlık örnekleri nedeni ile Amerikan yöneticilerinin ve özellikle de askerlerinin Türkiye’ye büyük bir sempatisi vardı.

Bu süreçte, Ege ve Kıbrıs meseleleri hariç, ABD’nin ve Türkiye’nin güvenlik kaygıları ve çıkarları uyum içerisinde idi. Asıl tehdit, ABD istihbaratına göre Sovyetler Birliği’nin ve Komünizmin yayılması idi ve Türkiye, NATO’dan aldığı istihbarata göre güvenliğini planlıyordu.

Biz o zaman NATO’nun, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu kurallara dayalı uluslararası düzenin bir organı olduğunun ve öncelikle ABD’nin çıkarlarına hizmet etmek için kurulduğunun tam farkında değildik.

Türkiye, Soğuk Savaş sürecinde, NATO’nun stratejisine uygun olarak, Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan dalgalar halinde gelecek Varşova Paktı tanklarına karşı, hareket kabiliyeti kısıtlı piyade birlikleri ile ABD takviyeleri gelinceye kadar mevzilerinde direnecekti. Ancak, bu tankların çoğunun hurda durumda olduğunu ABD istihbaratı bize hiçbir zaman söylememişti.

SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN DAĞILMASI YİRMİNCİ YÜZYILIN EN BÜYÜK FELAKETİDIR

Putin’in ‘Yirmi birinci yüzyılın en büyük felaketi’ olarak tanımladığı Sovyetler Birliği’nin dağılması ile her şey değişti. Küresel ve bölgesel dengeler bozuldu, yeni ve çok farklı bir jeopolitik ortam oluştu.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile yeni güç boşlukları ve bu güç boşluklarının ortaya çıkardığı tehlikeli jeopolitik fay hatları ortaya çıktı. ABD, yetersiz gücü ile Avrasya çapında, hala devam eden kanlı jeostratejik hamlelerini başlattı.

 Bizim yakın çevremizde de gelişen ve güvenliğimizi yakından ilgilendiren bu kanlı süreç, yeni jeopolitik dengeler kuruluncaya kadar devam edecektir.

Avrupa ordusunu hayallerini kuran ve Avrupa liderliğine oynayan Fransa Devlet Başkanı Macron’un, ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti; artık Avrupa’nın güvenliği için ABD’ye güvenemeyiz’ ifadesi, NATO’nun artık eski NATO olmadığının da göstergesidir.

NATO’nun lider önemli ülkelerinin yıllarca PKK’ya gizli veya açık destek verdiğini, Suriye’de ise YPG’i desteklediğini değerlendirdiğimizde, artık NATO’nun güvenliğimizin garantisi olmadığını ve hatta içinde bulunduğumuz yeni süreçte, bazı NATO üyesi ülkelerin tutumları ile bizim için güvenlik sorunu oluşturduğunu ifade etmemiz mümkündür. 

ABD’NİN VE TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI ÇOĞU ZAMAN ÇATIŞIYOR

Bu kanlı sürecin Türkiye açısından en önemli özelliği ise Türkiye’nin güvenlik çıkarları ile ABD’nin bölgesel çıkarlarının çoğu zaman çatışma içinde olmasıdır.

2007 Yılında Türkiye-ABD ilişkilerini inceleyen akademik bir makale yazmıştım. Bu makalenin başlığı, ‘Türkiye-ABD İlişkilerinin Çelişkili Mantığı ‘ idi.

 Makalede, tarihi süre içinde ikili ilişkileri incelemiş, Soğuk Savaş sonrası dönemde bu ilişkilerin eskisi gibi olmadığını belirtmiş, ikili ilişkilerin sağlıklı bir ortamda sürdürülebilmesi için yeniden tanımlanması gerektiğini vurgulamıştım.

Aradan on iki yıl geçmiş olmasına rağmen,  Türkiye-ABD ilişkileri yeniden tanımlanamamıştır ve bu ilişkilerde tehlikeli iniş çıkışlar devam etmektedir.

Oysa, Asya-Pasifik’te yükselen Çin, Avrasya’da yükselen Rusya ve ABD, küresel güç mücadelesindeki güçlü aktörler olarak yeni bir küresel tablo çizmektedirler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika seyahatinden önce Çin’den kalkan trenin, Kuşak Yol İnisiyatifi içinde Orta Kuşakta ilk yolculuğunu yapması, değişen jeopolitik ortamın habercisidir.

İşte bu yeni jeopolitik ortamda, iki ülke arasındaki çelişkileri aşmak ve sağlıklı ilişkiler sürdürebilmek için, Türkiye ve ABD’nin hangi alanlarda işbirliği yapabileceğinin, hangi alanlarda yapamayacağının tanımlanması gerekmektedir.

SON SÖZ:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika seyahati, bu çelişkili ilişkileri yeniden tanımlamak için bir fırsat olabilir.

Nejat Eslen

Odatv.com

685 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Yirminci yüzyılın en büyük felaketi budur
You have reacted on "Yirminci yüzyılın en büyük felaketi budur" A few seconds ago