‘Teknolojinin eğitime yansımasını kullanmak durumundayız’

Virtual Reality (VR-Sanal Gerçeklik) teknolojisinin eğitimde kullanımının yeni yeni gündeme geldiğini belirten Eryılmaz, “Bilgisayar teknolojisi kullanılarak herhangi bir ortamın gerçeğe en yakın şekilde oluşturulması VR teknolojilerinin gündeminde. Her ortam eğer bilgisayar teknolojileri kullanılarak gerçeğe en yakın şekilde simüle edilebiliyorsa, ‘Bunu biz eğitimde neden kullanmıyoruz?’ sorusuyla yola çıkıldı. VR teknolojilerinin eğitimde de kullanıldığında, gerçekliğin üzerine çıkılabildiği ve sınırları aşarak eğitimde pek çok fırsatı beraberinde getirdiğini görüyoruz. Dolayısıyla, VR, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin kullanılması eğitimin gelişmesinde sınırsız imkan tanıyor” ifadelerini kullandı.

VR teknolojisi ile eğitimin pek çok alana hitap ettiğini söyleyen Eryılmaz, her eğitim alanı için ayrı çalışma yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Sanal gerçeklik ortamları için bazı materyaller gerekiyor. Kasklar, eldivenler, projeksiyon cihazlarının temini gibi. Diğer yandan artırılmış gerçeklik gibi uygulamalar düşünüldüğü zaman sadece bir telefon bile yeterli oluyor. Sonuç olarak, VR ya da diğer teknolojik ortamlar hangi eğitim alanında kullanılacaksa buna göre o eğitim alanına yönelik çalışmalar yapılması gerekiyor ve hangi materyaller kullanılacaksa bu cihazların temin edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Salgın sonrasında her alanda dijital dönüşüm kaçınılmaz oldu”

Dijitalleşmenin eğitime yansımaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Eryılmaz, “Dijitalleşmenin eğitime mecburen bir yansıması vardı. Bütün dünya o yöne doğru gidiyordu. Dijitalleşme hayatımızın içerisindeydi. Sadece pandemi sürecinde değil, bu sürecin öncesinde de bu böyleydi. Fakat salgın sonrasında dijitalleşmenin her alanda kullanılması bir mecburiyet oldu, süreci hızlandırdı” şeklinde konuştu.

“Salgın, teknolojinin eğitim alanında kullanılmasını hızlandırdı”

Salgın öncesinde de eğitim alanında teknolojinin kullanıldığı ortamlar olduğunu bildiren Eryılmaz, “Yapay zeka uygulamaları, belli alanlarda sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik gibi uygulamaları kullanıyorduk. Ama bu salgın süreciyle birlikte birden bire eğitimin her alanında teknolojinin kullanılması mecburi bir hal aldı ve var olan bu teknolojilerin kullanılması gündeme geldi. Salgın bu süreci hızlandırdı. Yüz yüze eğitim yapılamayınca her alanda uzaktan eğitim yapılması gündeme geldi. Yapılan eğitim tam olarak bir uzaktan eğitim olarak ifade edilmese de mecburi bir uzaktan eğitim yapılmak durumunda kalındı. Geçtiğimiz dönemi bir şekilde atlattık, halihazırda var olan teknolojileri kullanarak yine de başarıyla bir geçiş sağlandı” diye konuştu.

“Eğitimde dijitalleşmede gelecek dönemlerde çok daha başarılı uygulamalar yapılacak”

İleriki dönemlerde çok daha başarılı uygulamaların yapılacağını anlatan Eryılmaz, “Çünkü, geçtiğimiz dönemlerde neye ihtiyacımız olduğunu görmüş olduk. Buna göre de bir takım hazırlıklar zaten doğal olarak yapıldı. Belki eksik olan bazı şeyler; bazı hocalar dijital ortamları kullanmaya hazır değildi ya da etkili kullanılmıyordu. Geçtiğimiz süreçte bunlar öğrenildi. Eksiklikler bir şekilde tamamlandı, nelere ihtiyacımız olduğu ortaya çıktı. Bütün dünya olarak, önümüzdeki dönemlere daha hazır olunduğunu düşünüyorum” ifadelerini aktardı.

“Teknolojinin eğitime yansımasını kullanmak durumundayız”

Teknolojinin eğitime yansımalarının çok hızlı bir şekilde yaşandığını bildiren Doç. Dr. Meltem Eryılmaz, “Teknolojinin eğitime yansımasını kullanmak durumundayız. Yüz yüze eğitim tabi ki çok çok önemli, online eğitimin yada teknoloji destekli eğitimin, yüz yüze eğitime bir alternatif değil onu destekleyici bir eğitim modeli olduğunu her zaman savunmuştuk ve yine savunuyoruz. Sonuç olarak; teknoloji destekli eğitim, her zaman destek olan bir eğitimdir. Şu anda mecburen uzaktan eğitimle bir şeyleri götürmek durumundayız. Buradaki artıları ortaya çıkarmamız gerekiyor. VR teknolojiler ya da artırılmış gerçeklik teknolojileri, eğitimdeki bazı riskli eğitim alanlarında, örneğin; sağlık eğitimlerinde birebir uygulama yapıldığı zaman yeni bir öğrencinin gerçek bir hasta üzerinde bir işlem yapması her zaman faydalı olmayabilir. Çünkü, sağlık alanı hata kabul etmeyen bir alandır. Ama öğrencilerin ön eğitimlerini VR teknolojileriyle yaparsak, 3 boyutlu (3D) görüntülerle, simülasyonlarla geliştirebilirsek en azından hata riskini azaltmış oluyoruz. Bazı risk taşıyan uygulamalı eğitim alanlarında özellikle pratik eğitimlerinin teknoloji tabanlı yapılması risk faktörünü aşağıya çekecektir” şeklinde konuştu.
Bazı eğitim alanları için yeterli materyalin olmadığından bahseden Eryılmaz, dönemin bu eksikliğin tamamlanması sürecini hızlandıracağını düşündüğünü belirtti.

“Global olarak toplu halde büyük bir adım atıldı”

Korona virüs salgınının teknoloji kullanımı noktasında eğitime etkisini değerlendiren Eryılmaz, şunları kaydetti:

“Global olarak toplu halde bir çağ atlamak gibi neredeyse, büyük bir adım atıldı. Her hocanın anlatma tercihi farklıdır, her öğrencinin de anlama tercihi farklıdır. Bireysel eğitim diye bir şey var. Her bireyin öğrenme hızı birbirinden farklı. Öğrenciye bir eğitim materyali verdiğiniz zaman onu nasıl öğrenmek istediği kendine bağlı olmalıdır. Uyarlanabilir öğrenme metodları, yapay zekanın da işin içine girmesiyle herkese bireysel öğrenme şansı da verdi. Artık tek başına geleneksel bir öğrenme-öğretme ortamı dünyada da yok. Zaten yavaş yavaş eğitim sistemi değişmeye başlamıştı. Aynı şey hocalar içinde geçerli. Bazı hocalar yüz yüze anlatmayı, bazıları sadece tahtaya yazarak anlatmayı tercih ediyor. Teknoloji sayesinde, salgın süresince herkes teknolojiyi nasıl kullanacağını ve öğrencilere nasıl ders vereceğini kendisi görebiliyor. Hocalar bu imkanları kullanarak çok daha etkili eğitimler verebilme şansına sahip oluyor. Bunun için de çok hızlı bir şekilde bilinçlenmek, hem öğrenci hem de hoca adına elimizdeki materyalleri nasıl kullanacağımızı öğrenmek gerekiyor.”

Salgının kısa süre içerisinde sona ermesi dileğinde bulunan Eryılmaz, “İçine düşmüş olduğumuz bu teknoloji adımını olumlu tarafından değerlendirerek, etkili bir şekilde kullanmamız şart. Bunun için de herkesin eğitimdeki bu hızlı dijital dönüşüme daha pozitif yaklaşması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Hürriyet