TEKNİK A.Ş KAN KAYBEDİYOR-PEGASUS TEKNİK ATAKTA-İSTANBUL HAVALİMANI

TEKNİK A.Ş KAN KAYBEDİYOR- PEGASUS TEKNİK ATAKTA-İSTANBUL HAVALİMANI – BAY HAMDİ

Sevgili okurlarım;

Bu hafta iki ayrı konuya değinmek zorunda kaldım. Çünkü havacılığımızda gündem o kadar hızlı değişiyor ki, inanılmaz.

Öncelikle tabii ki Teknik A.Ş geliyor. Çünkü oradaki çalışma düzenini ve çalışanların beklentilerini çok iyi bilirim. En iddialı olduğum konu budur. Kolay değil, dolu, dolu tamı tamına 30 yıl… Aralıksız THY’nin Hangarlarında geçmiş bir ömür…

Bildiğiniz üzere Teknik AŞ’deki kötü yönetim ile ilgili onlarca yazı yazdığım halde henüz anlattığım konular ile ilgili bir gelişme yok. Yazdıklarım ilgililer tarafından okunuyor ama hemen unutuluyor zira işlerine öyle geliyor. Toplu iş sözleşmesinde mutlu olamayan Teknik A.Ş çalışanları adeta kaçacak yer arar durumundalar. Bizim zamanımızda THY’ye yönelik geçiş trafiği varken şimdilerde geçiş trafiğinin tam tersine yani özel ve/veya yabancı havayollarına doğru işlemesi düşündürücülükten çıkmış, aciliyet duruma gelmiş, ilgililer kış uykusundalar sanırsınız.

THY Tekniğin çalışma ortamlarının, Atatürk havalimanı, Sabiha Gökçen ve İstanbul havalimanı gibi farklı yerlerde konumlanmış olması yönetimi zorlaştırmaktadır.

THY’li olmaktan gurur duyan Teknik A.Ş çalışanını bu duruma kim ve hangi koşullar getirdi? Öncelikle ve birçok kere yazdığım üzere, önce Teknik A.Ş yönetimi ve tabii ki sendikal konular.

Teknik A.Ş yönetiminde ÇOK ACİL bir değişim yapılmak zorunda… Çünkü anladığım kadarı ile sorunun en önemli bacaklarından biri ve bence en önemlisi, hangarlarda ilgisiz, sevgisiz, burnu havalarda gezen sözde yöneticilerden kaynaklı.

Teknik A.Ş, 7/24 çalışan bir kuruluş. Hangarlar 24 saat açık. Bakım ve arızalar günün 24 saatine yayılmış durumda olmasına rağmen gece vardiyalarında ne doktor var nede ambulans… 

Eyyyyy Teknik A.Ş yönetimi; THY’nin B777 uçağının bakım çıkışında ayağı tekerin altında kalan teknisyen gibi durumlar her zaman oluşabilir. Bu kaza ne ilk nede son olacaktır. Bu nedenle,acilen bu saçmalığa bir son verin.  

İnsanların biyolojik yapıları gece uyumaya yönelik olduğundan, gece yarısı çalışmak çok daha risklidir. Risk faktörü yüksek olan yerlerde, gece vardiyalarında doktor ve ambulans bulundurmazsanız, o ünitede insana değer vermekten bahsedemezsiniz.

Tabii ki bu sorumluluk, sadece Teknik AŞ yönetimini değil, dernekler ve sendika şube teşkilatını da kapsar. Siz “İş Sağlığı ve Güvenliği” toplantılarında ne yapıyorsunuz? Bu toplantılar laf olsun diye mi yapılıyor?

THY gibi adeta Holdingleşmiş ve birçok şirketi kapsayan bir yapıda, her birimin genel müdürlüğü kendi içindeki sorunları halletmeli, halledemiyorsa bir üst mevkii olan THY Yönetim Kurulu Başkanlığına iletmelidir. Bu nedenle baş suçlu ilgili şirket olan Teknik A.Ş ve onun yönetim kadrolarıdır. NOKTA.

Teknik AŞ’deki ikinci suçlu, tabii ki sendika ve şube yönetimi. 

Özçelik İş sendikasının üst yönetimi, yabancı oldukları bir konuda yani havacılığı bilmediklerinden Teknik AŞ ‘de bir şube yönetimi kurmuş. Bu şube yönetiminin, işin içinden gelen çalışanlardan olması avantajı ile genel merkezlerini doğru ve hızlı yönlendirmek zorunda. Genel merkez sorunların çözümünü gideremiyorsa şube yönetimi birlikte istifa etmelidir.

Ancak, son yapılan toplu iş sözleşmesinde şube yönetiminin, Teknik AŞ deki sorunların ve iş değerlendirmesine göre yapılması gereken iş tazminatları aşamasında sınıfta kaldığını gördük.

Teknik AŞ yönetimi ile Özçelik İş’in yönetimi arasında iletişimi kurması gereken ve Teknik A.Ş içerisinde hangi birimin ne iş yaptığını, işin zorluğunu, tabiat şartları ile baş başa çalışmak zorunda kalanlarla diğer çalışanlar arasında ki farklılıkları, Özçelik İş genel merkezine anlatması gereken onlar.

Tabii ki konuyu veya sorunu anlatmak veya ANLATABİLMEK var. Öylesine anlatmak ile içten gelerek ısrarlı bir anlatım arasında çok fark vardır.

Havacılık sektöründe, yapılan işin önemini, zorluk derecesini, çalışanların yetiştirilme maliyet ve zorluklarını, karda-kışta yağmur altında çalışmakla, hangar içinde çalışmanın bir olmadığını bilmeleri gerekirken, herkesi aynı kategoride değerlendirerek, Özçelik İş sendikası ana merkezine yanlış bilgilendirme yapan, sendikanın havacılık şube başkanlığının acemiliğidir.

Bu konu, bilhassa uçak teknisyenlerinin, THY bünyesinden kaçmasının veya kaçmak istemesinin nedenlerinden biridir.

Aidiyet duygusunu kaybeden ve zamanında THY’li olmakla gurur duyan bu zümre, şimdilerde kaçacak yer arıyor. Acaba Neden diye düşünüp kafa yordunuz mu?

Yurt dışına gidenlerin yanı sıra yurt içinde de Pegasus’un hangar açmaya karar vermesi teknisyen kaçışını hızlandıracaktır.

THY/Teknik A.Ş deki yönetimsel zafiyetler, Pegasus’un işine gelecek ve THY’nin senelerdir eğittiği ve bir dolu kurs vererek yetiştirdiği, bilgili ve deneyimli teknisyenleri kendi bünyesinde değerlendirecektir.

PEGASUS’UN HANGAR YAPMASI

Aslına bakacak olursanız, Pegasus’un hangar açması gerektiğini ilk yazan kişi benim.  13 Mayıs 2018 de yazdığım (TIKLAYIN)“ Köşe yazımda, Pegasus’a hangar yapmasını tavsiye etmiştim. Öncelikle Hayırlı Olsun Diyelim…

Genele baktığımızda LOWCOST Taşımacılık yapan havayollarının genelde uçak bakım hangarlarının olmadığını görebilirsiniz. Yani hangar ihtiyacı olan büyük bakımlarını MRO lara yaptırırlar.

Pegasus için her ne kadar Lowcost (Düşük Maliyetli) bir firma dense de aslında Pegasus “Low Fee” (düşük ücretli) bir havayolu şirketimiz.

Bu nedenle diğerlerinden farkı var.  Pegasus’un yeni yapacağı hangarda ne tür bakımları yapacakları yoksa sadece uzun sürecek arıza giderme durumlarında uçağı almak için mi kullanacağı şimdilik bilinmiyor.

Ayrıca; Sabiha Gökçen’in büyüme planları içindeki yeni pistin yapımı acilen bitmek zorunda. Yeni pist bittiğinde de eski pist hemen bakıma alınmalı.

Değerli okurlarım;

Bende en az sizler kadar TV’lerdeki açık oturumları seyrediyorum. Geçenlerde yine KANAL İSTANBUL konusu masaya yatırıldığında yine İstanbul havalimanı konusu ortaya atıldı. Aslında resmin bütününe bakıldığında İstanbul Havalimanının, Kanal İstanbul projesinin bir bacağı olduğunu biliyorduk.

Bunu bilmemize rağmen, İstanbul Havalimanı yapımı aşamasında, Kanal İstanbul gündeme gelmeyip sadece yeni havalimanı konusu aylarca tartışıldı. Bu havalimanı için başka yer mi yokmuş.vs vs ?  Tartışmalar sürdü gitti…

Hamdi Topçu isimli şahıs “ben önceden söylemiştim ve İstanbul havalimanına karşıydım” diye kitabında bu konuya yer vermiş. Tabii ki o kitabı alıp okumak bir saçmalık olurdu. Çünkü benim yakın takip ettiğim THY’nin 1975 yılından bu güne kadarki sürecindeki en kötü yönetimi Bay Hamdi zamanındaydı.

Aslında siyasi iktidarın bir hatası olarak görmekte olduğum bu atamanın, ilgili şahsın, Türkçe konuşmasının anlaşılamayacağı gibi yabancı dilinin olmadığı gerçeği bilinmesine rağmen, THY gibi uluslararası bir şirketin yönetimine girmesinin yanı sıra bir de yönetim kurulu başkanı olması; THY tarihinde ki en büyük yönetimsel hatadır.

Bu şahıs güya kitabında “ben İstanbul havalimanının yerine Atatürk havalimanının büyütülmesini istemiştim” dediğini yazmış diyorlar. “Çevir kazı yanmasın” diye bir sözümüz vardır ya işte bunun gibi bir durum söz konusu.

Atatürk havalimanı mı yoksa bir başka bir havalimanımı yapılmalı tartışmalarının yapıldığı günlerde yapılan THY genel kurulunda, hissedar olarak kendisi ile maalesef muhatap olup yaptığım görüşmede “yeni havalimanının yapılmasının daha iyi olacağını” söylüyordu. Şimdi eğer kitabında bunun tersini yazmış ve savunmuşsa pes yani derim.

Neyse asıl konu, yine bu komik açık oturumlarda, hala ATATÜRK Havalimanı ile İstanbul havalimanının birlikte çalışması konuşuluyor. İşin komiği bu konuda en bilgili olan hava trafik kontrolörleri olmasına rağmen onların hiç konuşmaması. Bilgisine son derece güvendiğim bir kontrolör arkadaşımla yaptığım sohbette “yahu TV’lerde sizin konuyu hayatında uçağa binmiş olmaktan başka hiçbir havacılık tecrübesi olmayan kişiler İstanbul havalimanı ile Atatürk havalimanını birlikte çalıştırmayı konuşuyorlar, biriniz de çıkıp konuşmuyorsunuz ne iş” diye sitem ettiğimde Bu konuda konuşsak anında kapı dışındayız demez mi?

Peki dedim bana anlat….

İstanbul Havalimanı ile Atatürk Havalimanı Hava Trafik Kontrol Alanları birbirleriyle çakışıyor. Hatta Sabiha Gökçen havalimanı ile bile zaman zaman çakıştığı oluyorken, İstanbul havalimanı ile Atatürk havalimanını birlikte çalıştırmak düşünülemez bile dedikten sonra konuşmak olmaz. NOKTA…

 

Kaynak: Airline Haber