Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Pavyonda bir gün nasıl geçiyor
You have reacted on "Pavyonda bir gün nasıl geçiyor" A few seconds ago

Loş ışıklar, yüksek sesli şarkılar, donatılan masalar, kadeh tokuşturanlar, ‘kahkaha’ atan kadınlar… Manisa’nın kırsal bölgesinde yaygın olan pavyonların ‘ışıltılı’ kültürünü hem işletmeciler, hem de çalışan kadınlar anlattı.

Manisa’nın özellikle tarım alanında gelişmiş olan ilçelerinde işletilen pavyonlar, erkek müşterilerin tercih ettiği ilk eğlence mekanı oluyor. Çiftçilerin yoğun olarak yaşadığı Alaşehir ilçesinde knöylerle birlikte 100’ün üzerinde pavyon, müşterilere hizmet veriyor.

Peki Manisa’da pavyon kültürü nasıl gelişti? Pavyonda bir gün nasıl geçiyor? Çalışma koşulları neler? Dışarıdan gözüken ‘ışıltılı’ hayatların gerçek yüzü aslında ne?

İşte tüm bu soruların cevabını almak için pavyon işletmecisiyle ve çalışan kadınlarla konuştuk.

“KIRSAL KESİMDE PAVYONLARIN RAĞBET GÖRMESİNİN EN BÜYÜK NEDENİ İŞSİZLİK”

Alaşehir’de Ay Işığı Gazinosu, 2005 yılından beri kentin en gözde pavyonlarından biri… Evli ve 2 çocuk sahibi Murat Ildır, açıldığı günden bu yana Ay Işığı Gazinosu’nu işletiyor.

Pavyon ‘aleminin’ kırsal bölgede bu kadar rağbet görmesinin en büyük nedeninin çiftçilerin çalışma sistemleri olduğunu belirten Ildır durumu, “Pavyonların rağbet görmesinin en büyük nedeni işsizlik. Çünkü burada yaşayıp tarımla uğraşanlar 6 ay çalışıp 6 ay yatıyorlar” sözleriyle özetledi.

Murat Ildır, “Manisa bölgesi Türkiye tarımının yüzde 50’sini karşılıyor. Manisa dünyada 30 ülkeye ihracat yapıyor. Alaşehir, nüfusuna göre tarım sektöründe en fazla girdi yapan ilçe. Burası çiftçi bir memleket. Çiftçilikle uğraşan adam Eylül Ekim, en geç Kasım ayında işlerini bitiyor. Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında boş kalıyor. 4-5 ay hiçbir şey yok. Martta budak başlıyor, 1 ay o sürüyor. Sonra Haziran’a kadar yine iş yok. Yılın yarısı boş geçiyor. Pavyonların rağbet görmesinin en büyük nedeni işsizlik. Çünkü 6 ay çalışıp 6 ay yatıyorlar. Evde bir gün oturdu, iki gün oturdu, üç gün oturdu. Sonra kahveye gidiyor. Kahvede bir gün çayına, bir gün birasına, bir gün gazinosuna okey oynuyorlar. Hayatları böyle geçiyor. Alaşehir, alkol üretiminin en önemli yeri. Rakı burada üretiliyor, fabrikaları var. Yani kırsal bölgelerin alkol tüketmeyi seven bir yapısı da var. Biz gece 4’e açığız, doğal olarak buraya geliyorlar” dedi.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

“GAZİNO KÜLTÜRÜ 1995 YILINDAN SONRA DEĞİŞTİ”

Manisa’da 1990’lı yıllarda ailecek gidilebilen gazinoların yerini şu anda yalnızca erkeklere hitap eden eğlence mekanları almış durumda. Pavyon işletmecisi Murat Ildır, gazino kültürünün yıllar içerisinde çok büyük bir değişime uğradığını belirterek, “Ben 45 yaşındayım, 29 senedir bu işi yapıyorum. 16 yaşında mekancıydım. Mekancıların en önemli işi otoriyeti sağlamak, çünkü alkol şişede durduğu gibi durmuyor. Fare alkolü çekmiş, ‘getirin o kediyi’ demiş. Bizde de o hesap. Eskiden gazino kültürü daha farklıydı. 1980’li yıllarda burada Belediye Gazinosu vardı. Toplumun üst tabakası oraya giderdi. O gazinoya Emel Sayın bile gelmişti. Gazino kültürü aslında böyleydi. 1995 yılından sonra işler değişti, kadın çalıştırılmaya başlandı. Burada erkekler kadınlarla sarmaş dolaş oynuyor, aile buraya nasıl gelsin? Bu yüzden de aile restorantları açılmaya başlandı. Yani gazino kültürü değişti, kimisi aile restoranlarına, kimisi de pavyona doğru kaydı” diye konuştu.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

Manisa’da pavyon işletenlerin bir çoğu ciddi kâr marjlarıyla çalışıyordu. Ancak yıllara oranla giderler, artan vergilerle birlikte daha da çoğaldı. Murat Ildır, artan vergilerle birlikte bir çok işletmenin de kapandığını dile getirerek, “Bizim için bu mekanları işletmek daha da zor bir hal aldı. Mekancı açısından özellikle son 10 yıl çok stresli geçiyor. Alkoldeki vergiler, sigara cezaları, sigortalar var. Bizim burada bir tane sigortasız çalışan erkek ya da kadın yoktur. Hepsinin sigorta girişleri var. Bir sigorta primi 890 TL. Benim daha önce bir mekanım daha vardı, orayı kira olduğu için kapattım. Kendi mülkünüz olmazsa bu işi yapamazsınız. Giderler çoğaldı. Ben 1991 yılında ilk mekanı açtığımda kâr payım yüzde 75’ti. Şimdi tamamen tersine döndü. Artık yüzde 25 kar payımız, yüzde 75 maliyetimiz var. Devletin aldığı vergi dalları belli; sigara, alkol ve akaryakıt. Her 6 aydan 6 aya da zam yapılıyor. Gittikçe gidiyor, böyle olunca mekan sayısı azalıyor” dedi.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

“BİZ ‘BANA PARA GELSİN DE NASIL GELİRSE GELSİN’ DİYEN EŞLER GÖRDÜK”

Alaşehir Ay Işığı Gazinosu’nda 10 kadın, tam zamanlı olarak çalışıyor. Yaz aylarında bu sayı 12 ila 13’e çıkıyor. Çalışan kadınlar işe alınırken güvenlik ve sağlık kontrolünden geçiyor.

İşletmeci Murat Ildır, pavyonda çalışmak isteyen kadınların genel olarak aile bağlarının kopuk olduğunu belirtip, “Bizim yanımızda şu anda 10 kadın çalışıyor. Kadınları işe alırken emniyete kimlik bildirimi yapıyoruz. Emniyet kadınlarla ilgili GBT çalışmaları yapıyor. Ayrıca çalışan kadınların hijyen ve sağlık belgesi alınıyor. 1990’lı yıllarda menejerlik sistemi vardı. Solist ya da oryantal olarak çalışmak isteyen kadınlar İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya’daki menajerlere başvuruyordu, biz de onlardan çalışacak kadınları buluyorduk. Komisyon usulü devam ediyordu. Şimdi sistem değişti. Cep telefonları çıktı, sosyal medya kullanılmaya başlandı. Artık biz kendimiz başvuru alıyoruz. Genel olarak kadınların bu alemden tanıdığı birileri ve çevresi oluyor, buralardan bize ulaşıyorlar. Kadınların yüzde 90’ının ailesi kopuk, sorumsuz bir anne baba var. Biz ‘bana para gelsin de nasıl gelirse gelsin’ diyen eşler bile gördük” şeklinde konuştu.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

Toplumda pavyonda çalışan kadınların zorla mekanlarda tutulduğuna dair algı yıllardır yıkılmıyor. Ildır, bunun kesinlikle doğru olmadığını söylüyor ve ekliyor: “ Artık öyle bir şey yok. İletişimin bu kadar olmadığı zamanlarda olmuş olabilir. Ama şu dönemde böyle bir şeyin imkanı yok. Burası küçük şehirler, burada herkes birbirini tanır. Benim babamın lakabı ‘mafya’. Bizi herkes tanır. ‘Mafya’nın oğlu ile görüşmek istiyorum’ de, 7’den 70’e herkes söyler. ‘Mafya’nın mekanına gitmek istiyorum’ de, kapının önüne kadar bırakırlar. Yani burada herkes bilindik olduğu için kimseyi zorla tutamazsın. Ama İzmir, İstanbul gibi büyükşehirlerde kim kime dum duma… Eski dönemlerde olmuş olabilir, ama ben kendi dönemimde hiç böyle bir şey duymadım. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste demişler.”

“MASA DEĞİŞTİREN ÇALIŞANI KISKANAN MÜŞTERİLER VAR”

Pavyon işletmecileri, mekanlarında en büyük sıkıntıyı müşteriyle yaşıyor. Ildır, müşterilerin çalışan kadınları kıskandığını anlatarak, “Burada çalışanları korumaya çalışıyoruz. Mesela pavyondan dışarıya kadın çıkartma olayı var. Bu yüzden bizim başımız çok ağrıyor. Maalesef Türkiye’de eğlence kültürünün durumu belli. Alkol gecenin ilerleyen saatlerinde her şeyi yaptırıyor. Alkol insanın içindeki ikinci kişiliği çıkarır. Özellikle erkekler böyle. Mesela bizim müşterilerle yaşadığımız en büyük sıkıntı kıskançlık. Çalışan kadınlar o masadan kalkıp başka bir masaya oturuyor, müşteri bunu kıskanıyor. Bunlarla uğraşıyoruz” dedi.

“DÜNYADA YAPILACAK EN SON İŞ”

Pavyon işletmecisi Murat Ildır, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı;

 “Benim yaptığım iş belli. Ben bu işe bekarken başladım, eşim de evlenirken bu işi yaptığımı biliyordu. Bir sorun yaşamıyoruz, yaşantımız böyle. Dile kolay, 29 yılım böyle geçti. Şimdi bana sorsanız bir daha yaşayacak hayatım olsa bu işlerin yanından asla geçmem. 45 yaşındayım ama çok büyük gösteriyorum. 9 ay önce mekandan kadın çıkarma kavgası nedeniyle arabadan inerken arkamdan 9 kurşunla vuruldum. Mekancılık bu hayatta yapılacak en son iş. Bu işi yapıyorsanız arkanızda güçlü bir eş olması gerekiyor, anlayışlı olması gerekiyor. Burada saat 04:00’da iş bitiyor, saat 06:00’da mekan temizlenip kapatılıyor. En ufak bir çıtırtı olduğunda mekana polis geliyor. Şu zamanın Türkiye’sinde asla yapılacak bir iş değil. Hükümetin gözü bu işte, maliyenin gözü bu işte, sigortacıların gözü bu işte. Ben burada 10 kişi çalıştırıyorum, her zaman denetim görüyorum. Başka işletmelerde 600 kişi çalışıyor, git oraya bak. Ama hayır, onlar ihracatçı, onların dalına binilmez…”

“ANNEM DE ALEMDEN ÇIKMA…”

Ay Işığı Gazinosu’nda çalışan kadınlar da, pavyon kültürüne dair hazırladığımız özel dosyada hem hayat hikayelerini anlattı, hem de mekanların işletme sistemini açıkladı.

Pavyon hayatı gece saat 23:00’da başlayıp, sabah 04:00’a kadar devam ediyor. Müşterilerin masalarına oturarak onlarla konuşan kadınlar, kendilerine söylenen ve ‘vol’ ismi verilen içkiler üzerinden yevmiye alıyor, ayrıca müşterilerinin siparişleri üzerinden de prim kazanıyor. Kadınlar, pavyonda çalışırken takma adlarını kullanıyor.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

Nefes de Ay Işığı Gazinosu’nda çalışan kadınlardan biri. 23 yaşında ve 4 senedir çalışıyor. İlkokulu 5. sınıfta bırakmak zorunda kalan Nefes, “Ben bu işe kendi isteğimle başladım. Benim annem de alemden çıkma, böyle tanıştım. Annem bu işi Uşak’ta yapıyordu. Ben ilkokulu 5. sınıfta terk ettim. Okumak istedim olmadı, bu işe başladım. Şimdi de iyisiyle kötüsüyle idare ediyoruz. Yıllardır söylenen bir laf var, aslında istemeyerek yapılıyor diye. Öyle bir şey yok, insan istemediği yemeği aç olsa da yemez. Ben ailemle yaşıyorum, ailem de çalıştığımı biliyor. Yani anlayacağın, hepimizde farklı bir hikaye var” dedi.

“SAHTEKARLIK YAPIYORUZ”

Müşterilerin birçoğunun mekanın kapanmasının ardından kendilerini dışarıya çıkarmak istediklerini belirten Nefes, “Akşam 20:00’da geliyoruz, sabah 04:00’da çıkıyoruz. Masalara oturuyoruz, iyi insan da çıkıyor, kötü insan da çıkıyor. Sahtekarlık yapıyoruz. Masalara oturduğumuzda çay bardağı kadar alkol alıyoruz, bu 25 TL. Normal bardak 50 TL. Bünyesi kaldıran kadın alkol içiyor, kaldırmayan içmiyor. Bizi yanına çağıranlar genelde gece 04:00’da dışarı çıkalım diyorlar. Herkesle çıkmıyorum diyorum ben de, bazılarını kandırıyoruz ‘çıkacağız’ diyoruz, çıkmıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

“MUHABBETİMİ SATIYORUM”

Pavyonda çalışan kadınlar, müşterileri beğenmediklerinde masaya oturmuyor. Nefes, müşterilere muhabbetini sattığını söylüyor, “Bizim mekanımızda masaya oturma zorunluluğu yok. Beğenmezsek kalkıyoruz, beğenirsek oturuyoruz. Vol söylendiyse idare ediyoruz, geçiştiriyoruz. Ama oturma zorunluluğu yok. Bizim işimiz çok zor bir iş, herkes basit sanıyor. Küçümsüyor. Bir kişiyi ikna etmek en zoru. Ben burada muhabbetimi satıyorum. Muhabbetimle müşteriyi ikna ediyorum”

Nefes, röportajı şöyle sonlandırıyor, “Benim en büyük hayalim okumaktı, okuyamadım. Okuyamadıktan sonra başka meslek düşünmeye de fırsatım olmadı. Ben paramı kazanıyorum, hiç evlenmedim, çoluğum çocuğum yok, kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalışıyorum. Kazanıyorum, kendimi geçindiriyorum. Yapacak bir şey yok…”

Pavyonda çalışan diğer iki kadın da Rüya ve Alev… İkisi de 5 yıldır sektörün içerisinde bulunuyor. Rüya, 12 yaşındaki çocuğuna tek başına bakıyor. Alev de kazandığı parayla ailesine destek oluyor.

Rüya, müşterilerin eğlenmek için neden pavyonu tercih ettiğini şöyle anlattı:

 “Vallahi ne anlatayım bilmiyorum… Buraya gelen adamlar ya karısından gelir, ya uçkurundan gelir, ya da dalga geçmeye gelir. Bir tane bira alır, kadınları izlemeye gelir. Burada 45 masa varsa, bizim elimizden 45 masa da geçiyor. Hepsi birbirinden apayrı dert, apayrı sorun. Dışarıdan insanlar burada çalışmayı çok basit görüyor, kadınları basit görüyor ama hiç öyle değil. İnsanlarla uğraşmak hiç basit değil. Benim 12 yaşında çocuğum var, bu işi yaparak çocuğuma bakıyorum. Dışarıdaki herkesin bu hassasiyetleri düşünüp yorum yapması lazım”

“BU ALEMDE ANIYLA YAŞARSAN KENDİNİ KAYBEDERSİN”

Rüya, pavyonda hiçbir anı biriktirmediğini ve işten ayrıldıktan sonra çalıştığı yeri düşünmediğini belirterek, “Bu alem anlatılmaz, yaşamak lazım. Bu alemde yaşıyorsan anıyla yaşamayacaksın. Anıyla yaşarsan kendini kaybedersin” diye konuştu.

Pavyonda bir gün nasıl geçiyor

“OKUMAYAN PSİKOLOG OLDUK”

Alev de, pavyonda çalışan kadınlar için toplumda oluşan algıdan dem vuruyor. “Bizi rahat bıraksınlar” diyen Alev, “Biz burada okumamış psikolog gibi olduk. İnsanlar psikolog olmak için üniversite okur, biz okuyamadık. Bizim yaptığımız iş dünyanın en zor işi. Dünyada en zor iş insanları ikna edebilmek, insanlarla uğraşmak. Biz bunu yapıyoruz. İnsanları rahatlatıyoruz, her türlü dertlerini dinliyoruz. Dışarıdan laf atmak çok kolay, kimse neler yaşadığımızı bilmiyor. Biz de anlatmaktan yorulduk, artık anlatmıyoruz. Herkes kendi kendine mutlu olsun, bize de bulaşmasınlar yeter diyoruz…” ifadelerini kullandı.

Berfin Adıcan

Odatv.com

2,526 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Pavyonda bir gün nasıl geçiyor
You have reacted on "Pavyonda bir gün nasıl geçiyor" A few seconds ago