Özkök’ten Nagehan Alçı’ya yanıt

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, Pazartesi günkü yazısında, “Ayasofya’yı ibadete açarken gayrimüslimlerin taleplerine de kulak vermek şart” başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Alçı, söz konusu yazısında Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’ü hedef almıştı.

“1960’ların siyasi konjonktüründe ortaya çıkmış üçüncü dünyacı ve Batı düşmanı sol Kemalizm ise Atatürk bağlamında seküler kesimde hegemonik ideoloji haline geldi” diyen Alçı, “Bir tek Ertuğrul Özkök ve Sedat Ergin Batıcı Atatürkçülüğü hâlâ savunuyor görünüyorlar ama onlar da seküler mahalle baskısıyla fincancı katırlarını ürkütmemek için pek seslerini çıkarmıyorlar” diye belirtmişti.

Ertuğrul Özkök de bugünkü köşesinde konuyla ilgili olarak, “Milli ve yerli test günü: Biz ‘Neciyiz'” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

“Ben kimim… Ben neciyim… Atatürkçü mü, milliyetçi mi? Amerikancı mı… Batıcı mı…” diye soran Özkök, “Şöyle bir geçmişime baktım… Ne gördüm biliyor musunuz… Benim kim ve neci olduğuma ben değil hep başkaları karar vermiş” dedi.

“Bugün geldiğimiz noktada ‘ne olduğum’, ‘neci’ olduğum konusunda ilk defa kendim teşhis koymaya uğraşıyorum” diye belirten Özkök, “Yani ‘bir şeyci’ değilim. Zaman zaman kendim için Özalcı veya Atatürkçü dediğim oldu. Ama ne Kemalistim ne Atatürkçü… Ne de Özalcı…” dedi.

Ertuğrul Özkök’ün yazısı şu şekilde:

“Bugün “milli ve yerli test günü”…

“Biz kimiz, neciyiz” sorusunun cevabını arayacağız.

Tabii herkes kendisinin “kim” ve “neci” olduğuna karar verecek.

Nereden çıktı şimdi bu diye sorarsanız, cevabım şu: İki şeyden çıktı.

Birincisi Nagehan Alçı’nın geçen gün çıkan yazısı.

Şöyle diyor:

“Türkiye’de Batıcı ve Batılaşmacı Atatürkçülüğü savunan sadece Ertuğrul Özkök ve Sedat Ergin kaldı…”

Yeni benim kim olduğumu şöyle tarif ediyor:

“Batıcı ve Atatürkçü…”

Onun hemen arkasından Gezici araştırma şirketinin bir anketi yayınlandı:

Türkiye’de Z grubuna mensup gençlerin (2000 sonrasında doğanlar) yüzde 68.7’si kendini “Atatürkçü, milliyetçi veya muhafazakâr” gibi belli kategoriler altında görmek istemiyormuş. Yüzde 78.6’sı ise Avrupa Birliği’ni destekliyormuş.

*

İşte bunlar üzerine ben de düşünmeye başladım.

Ben kimim… Ben neciyim… Atatürkçü mü, milliyetçi mi? Amerikancı mı… Batıcı mı…

Şöyle bir geçmişime baktım… Ne gördüm biliyor musunuz…

Benim kim ve neci olduğuma ben değil hep başkaları karar vermiş.

Buyurun benim 72 yıllık kimlik ve aidiyet seyahatim…

BATICI MIYIM, ATATÜRKÇÜ MÜYÜM İNGİLİZ MUHİBBİ MİYİM, YOKSA NEYİM

HAYATIM şöyle geçmiş…

Bulgaristan göçmeni, muhafazakâr bir ailede doğmuşum.

“Menderesçi” demişler…

Babamın ağzından “milliyetçi” kelimesini hiç duymamış olsam da bize hep “milliyetçi” demişler…

1970’li yıllarda, babam ve eniştelerimden ikisi hariç bütün aile fertlerimiz için “Ecevitçi” denmiş

*

Sonra sonu “ist”le biten aidiyetler girdi hayatıma

“Kemalist”, “sosyalist”, “Marksist”…

Gazeteciliğe başladığımda adım “Özalcı”ya çıkmış…

Bana kızanlar, dönek diyenler “Amerikancı” demişler.

Hatta bir ara ulusalcı yazardan “İngiliz muhibbi” damgası yemişim.

Altı yıl Paris’te yaşadığım için “Fransa muhibbi” diyenler de çıkmış…

*

Bugün geldiğimiz noktada “ne olduğum”, “neci” olduğum konusunda ilk defa kendim teşhis koymaya uğraşıyorum.

Galiba Z kuşağının yüzde 78.6’sı gibiyim.

Yani “bir şeyci” değilim. Zaman zaman kendim için Özalcı veya Atatürkçü dediğim oldu. Ama ne Kemalistim ne Atatürkçü…

Ne de Özalcı…

*

Şurası ise gerçek.

Atatürk her gün gözümde daha da daha da büyüyor. Ve onun bize istikamet olarak Batı’yı gösteren vizyonu aklımın ve kalbimin tam ortasında duruyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini hep destekledim, hâlâ destekliyorum. Avrasyacılık denen şeyin kenarından bile geçmem. Çocuklarımın, torunlarımın geleceğini Ortadoğu’nun Baasçı rejimlerinde değil, bütün eksikliklerine rağmen Batı’nın bu coğrafyasında görüyorum.

NE ŞUCUYUM NE DE BUCU TOSKANACIYIM TOSKANACI

HA bir de şu günlere özel bir durumum var.

Ne şucuyum ne bucuyum ama bugünlerde fena halde Toscanacıyım… Arkadaşım Mete Nisari ve eşi Alexandra’nın La Striscia’dan attığı fotoğrafları gördükçe şunu anlıyorum.

Karantina günlerinde en çok İtalya’yı özlemişim.

Sizce artık İtalyancı olmuş olabilir miyim…

Valla olabilirim. Üstelik hiç de tehlikeli değil.

Bugüne kadar kimsenin kimseyi İtalyan muhibbi olarak suçladığını görmedim.”

Odatv.com

<br/>

110 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV