“Koltuk”ta oturanlar ve ayakta duranlar

Türkiye’de koronavirüs salgınının tek sebebi, 65 yaşındakilerdi.

65 yaşındakiler olmasa virüs sorunu filan olmayacaktı.

Sorunu ortadan kaldırmak için 65 yaşındakileri ortadan kaldırmak yeterliydi.

Bu bilimsel yaklaşımla, 65 yaşındakilerin sokağa çıkması yasaklandı.

Sonra?

Salgının aslında piknikçilerin başının altından çıktığı tespit edildi.

Piknikte mangal yapılmasını durdurursak, salgını da durdururduk.

Bu bilimsel yaklaşımla, penceresi bile olmayan alışveriş merkezleri açıkken, açık havada piknik yapılması yasaklandı.

Sonra?

Sonra, koronavirüsle mücadelede hayati önemi olan bir karar alındı.

Nafaka alacaklarına dair takip durduruldu.

Böylece, pandeminin aslında kocasından boşanan ve nafaka talep eden kadınlar yüzünden yayıldığı anlaşıldı.

Nafakayı durdurursak, salgın malgın kalmazdı.

Bu bilimsel yaklaşımla, dünyada 200 küsur ülke var, virüsle mücadele kapsamında nafaka’yı donduran tek ülke Türkiye oldu.

Sonra?

Nafaka bile dondurulurken, Kanal İstanbul ihalesi yapıldı.

Çünkü, koronavirüs salgınıyla mücadele edebilmemiz için Kanal İstanbul’u acilen yapmamız gerekiyordu.

Cahil cühela muhalefet partileri itiraz etti.

Halbuki, Kanal İstanbul’un acilen yapılması Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyeleri doğrultusunda bilimsel bir mecburiyetti.

Sonra?

Metrobüs çalışırken, belediye otobüsleri çalışırken, vapurlar metrolar tramvaylar şakır şakır çalışırken, taksilerin plakasının son hanesine göre tek-çift olarak trafiğe çıkmasına karar verildi.

Malum, virüs kesinlikle toplu taşıma araçları kullanmıyordu.

Sadece taksiye biniyordu.

E bir gün tek plaka, bir gün çift plaka, virüsün kafası karışacaktı, hangi taksiye bineceğini şaşıracaktı.

Gerçekten çok bilimsel bir karardı.

Sonra?

Koronavirüs salgınına aslında 20 yaşından küçüklerin sebep olduğu tespit edildi.

1 Ocak 2000 ve üzeri doğumluların sokağa çıkmaları yasaklandı.

Bu bilimsel yaklaşıma göre, 31 Aralık 1999 doğumlular virüse sebep olmuyordu.

Sonra?

23 Nisan’ın virüsün yayılmasına sebep olduğu ortaya çıktı.

23 Nisan törenleri derhal yasaklandı.

Sonra?

İçişleri bakanımız Süleyman Soylu, virüse şok baskınla darbe vurmak için çok gizli operasyonla sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Böylece, dünya tarihinde vatandaşa haber vermeden sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilk ve tek ülke, Türkiye oldu.

Virüs şoke oldu.

Sonra?

Türkiye’deki virüsün sadece haftasonlarında bulaştığı ortaya çıktı.

Cumartesi ve pazar günleri sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Pazartesi-Cuma arasında virüs bulaşmıyordu.

Bu bilimsel yaklaşım sayesinde, bütün dünyada mesaiyle çalışan tek virüsün bizim virüs olduğu anlaşıldı.

Sonra?

19 Mayıs’ın virüsün yayılmasına sebep olduğu ortaya çıktı.

19 Mayıs törenleri derhal yasaklandı.

Sonra?

Atatürk Havalimanı’nın salgına sebep olduğu ortaya çıktı.

Atatürk Havalimanı derhal yıkıldı, dezenfekte edildi.

Sonra?

30 Ağustos’un virüsün yayılmasına sebep olduğu ortaya çıktı.

30 Ağustos törenleri derhal yasaklandı.

Sonra?

Asrın liderimiz bilimsel olarak izah etti.

“Felaketin sebebi plajlar” dedi.

Bitti denilen salgının plajlarıyla ünlü şehirlerimiz (!) Ankara ve Konya’da patlamış olması, asrın liderimizi bilimsel olarak kanıtladı.

Sonra?

Salgına aslında restoran ve kafelerde müzik dinleyenlerin sebep olduğu tespit edildi.

Bu bilimsel yaklaşıma göre, lokantaya gitmende sakınca yoktu, ama müzik dinleyerek yemek yersen, virüs bulaşıyordu.

Aşı filan icat etmen lüzumsuzdu.

Müziği kısman yeterliydi.

En son?

Salgının gerçek sebebi nihayet bulundu.

Metrobüste, belediye otobüsünde ve metroda ayakta duranlar!

Bu bilimsel yaklaşıma göre, test falan yaptırmana gerek yok.

Oturanlar negatif, ayakta duranlar pozitif.

Bana sorarsanız, artık bu önlemden başka önlem almaya gerek yok.

Çünkü zaten alınan bütün önlemler hep aynı kapıya çıkıyor.

“Koltuk”ta oturanların asla suçu, günahı, kusuru ve sorumluluğu olmayacağına göre, salgının sorumlusu elbette hep başkalarıdır!

Kaynak: Sözcü