Kediciklere psikolog yorumu: Mantık aramayın

Uzmanların kediciklerle Adnan Oktar arasındaki ilişki için görüşleri şöyle:

RUHSAL PROBLEMİN DIŞA YANSIMASI

Uzman klinik psikolog Nigar Çiçek: “Bazı insanlar normal bir yaşam sürerken bazı insanlar ise anormal diye ifade ettiğimiz ‘psikopatolojinin’ içinde yaşar. Hastalıklı ruh, tüm bedenini sarmıştır ama bu hastalıklı bedeninin tüm yanını sardığının farkında değildir ve dolayısıyla yaptığını gayet normal görür insan. ‘Canım, aşkım, maşallah’ gibi sözler, hayran hayran bakışlar ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, o kadınların ruhunda ve bedeninde kendi hissettiğidir ön planda olan. Tutkulu aşkta mantıksal çerçeve aramayız. Şizofrenide de gerçek ve mantıksal düşünceler aramayız. Var olan bir ruhsal problemin dışa yansımasını böyle ifadeler ve davranışlar olarak ele alabiliriz. Böyle davranışların kökenine baktığımız zaman çocuk çağından tutun da kullanılan ilaçlara kadar, hatta bulunduğumuz çevre koşulları bile böyle davranmaya sebep olmuş olabilir. Her bir davranışın tek nedeni olmadığı gibi her hastalığın da tek bir nedeni yoktur.”

class=”cf”>

AŞK MI, ÇIKAR MI

Uzman psikolog Yeşim Akıncı: “Birini sevmek, bağlanmak, ait olmak insanın hiyerarşik ihtiyaçlarından en önemlilerinden biridir. Sevgi saf ve koşulsuzdur. Tutkunun sağlıklı hali ilişkiyi canlı tutarken cinsel libido ve fazlasını barındırır. Sağlıksız hali; şayet üst beyin örüntüsünde para, makam, statü değerleri fazlaysa ve bunu karşı tarafla elde ediyorsa, tutku boyut değiştirebilir, tutkuda yoğunlukla şiddet veya sapkınlık olabilir. Çıkar ilişkilerinde, maddi ve manevi çıkarlar söz konusudur. Yalancı heyecan duyabilir; partneri, hedeflediği ve arzu nesnelerine ulaşmak için bir yol ise, bu yalancı heyecanı karşıdakine duyduğunu sanabilir. Bağımlı ilişki ise partneri olmadan yaşayamaz. Buna göre, sizce aşk mı? Tutku mu? Alışkanlık mı? Çıkar mı? Sevgi mi? Bağımlılık mı?”

ÇOCUKLUK YILLARINA BAKILMALI

class=”cf”>

Uzman klinik psikolog Serap Özen: “Kişilerin ailelerine ve çocuklukta yaşadıklarına dikkat etmek gerekir. Bir ideolojiyi, dini, siyasi görüşü, onun karşıtının doğruluğunu tartışmayacak ölçüde deliller olsa dahi fanatizm boyutunda destekleyebilmek için egonun, gerçekliği çarpıtarak bozması gerekir. Bir topluluk liderinin suçunu ortaya koyan net kanıtlar olsa dahi, lidere yürekten bağlı olan insanlar gerçeklikte kalamazlar. Ego, inkar, yansıtma, idealizasyon gibi savunmalarının yardımıyla liderin destekçisinin zihnindeki masum, saygı değer, her şeyi bilen, hatasız imgesini korumaya çalışırlar.”

MAHKEME İFADELERİNE DE GİRDİ

Kediciklerin mahkemedeki, Oktar’a yönelik sevgi ve bağlılık sözleri tutanaklara da yansıdı:

Ebru Fişek: “Adnan Bey’i gördüğümde çok mutlu oluyorum, hemen koşarak yanına gitmek istiyorum. Mahkemede o kadar müthiş bir sevgi ortamı oluyor ki bütün hücrelerime sevgi dolduğunu hissediyorum. 30 yıl boyunca ben Adnan Bey’in yanında adeta cennet hayatı yaşadım.”

Dolunay Tezin: “Vicdanım çok rahat olduğu için hapiste cennet huzuru yaşadım.”

Aylin Kocaman: “Bin kere cezaevine girsem bininde de aynı hayatı seçerdim.”

Meltem Arıkan Daban: “Değil 1365 yıl 10 bin 365 yıl da olsa, milim santim şaşmadan, coşkulu bir sevgiyle Adnan Oktar’ın yanında olacağız. “

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dünkü duruşmada mahkeme heyeti, kararını açıklamak için duruşmayı 11 Ocak 2021 tarihine erteledi.

Kaynak: Hürriyet