İnsan Hakları İzleme Örgütü Direktörü’nün Hong Kong’a girişine izin verilmedi

İnsan Hakları İzleme Örgütünden yapılan açıklamada, Direktör Kenneth Roth'un  örgütün 2020 raporunu yazmak üzere Hong Kong'a gittiği ancak gerekçesi belirtilmeden girişine verilmediği kaydedildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Roth, Pekin yönetiminin insan haklarını savunma çabalarına yönelik giderek artan saldırılarına ışık tutmak istediğini belirterek, “Hong Kong’a girişimin engellenmesi problemi açıkça ortaya koyuyor.” ifadesini kullandı.

Söz konusu girişimin Çin’in Hong Kong’u kontrol altında tutmaya yönelik baskısını artırdığını gösteren bir işaret olduğuna dikkati çeken Roth, “İlgili hükümetler, çok sayıda insanın aylardır protesto ettiği Çin’in korkunç baskısına karşı sağlam bir duruş sergilemeli.” değerlendirmesinde bulundu.

Çin’in küresel olarak baskısını artırmak istemesiyle temel hak ve özgürlüklerin tehlikeye atıldığını belirten Roth, Çin topraklarında özgürce ve onurlu yaşam hakkı isteyen insanların on yıllardır en ağır baskıya maruz kaldıklarına işaret etti.

Roth, adaya girişine izin verilmemesinin Çinli aktivistlerin maruz kaldığı muamelelerle kıyaslanamayacağını kaydederek, Çin’in İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi uluslararası örgütlerin çalışmalarına müdahale çabalarının küresel sansür biçimi olduğunu savundu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 15 Ocak’ta düzenlemeyi planladığı basın toplantısıyla yaklaşık 100 ülkedeki insan hakları uygulamalarını inceleyen 652 sayfalık 2020 Dünya Raporu’nu açıklamayı planlıyordu. Roth, söz konusu raporu 14 Ocak’ta Birleşmiş Milletlerde (BM) düzenlediği basın toplantısında açıklayacak.

Pekin yönetimi, Hong Kong’daki karışıklık konusunda “kötü performans sergileyen” sivil toplum kuruluşları Ulusal Demokrasi Vakfı, Ulusal Demokratik Enstitü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğerlerine yaptırım uygulanacağını açıklamıştı.

Hong Kong protestoları

Hong Kong’da Haziran 2019’da şüphelilerin Çin’e iadesi yasa tasarısına karşı başlayan demokrasi yanlısı protestolarda son haftalarda protestocularla polis arasındaki çatışma ve şiddet olayları artmıştı.

Tasarı, 23 Ekim’de resmen geri çekilmesine rağmen protestocular, “demokratik reform” talepleriyle eylemleri sürdürme kararı almıştı.

Göstericiler, tasarının geri çekilmesinin yanında, protestoların “ayaklanma” olarak adlandırılmasına son verilmesini, polis şiddetinin soruşturulması için bağımsız komisyon kurulmasını, tutuklanan protestoculara af çıkarılmasını ve kentte siyasi reform sürecinin yeniden başlatılmasını içeren 5 talep öne sürüyor.

Kaynak: AA