İlber Ortaylı anlattı: Nasıl okutulduğu kimlerin kazandığı bir meçhul

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın yeni kitabı “İstanbul’dan Sayfalar” Kronik Kitap tarafından yayımlandı.

“İstanbul bütün insanlığın zenginliğidir” diyen İlber Ortaylı, çok sevdiği İstanbul’un sokaklarını, bir şehrin nasıl gezilmesi gerektiğini tarihiyle anlattı.

Ortaylı okuyucuya, kenar mahallerinden surlarına, kütüphanelerinden eğlence mekanlarına, kadim semtlerinden popüler caddelerine kadar İstanbul seyahatini sundu. Ortaylı, okuyucuya yaptığı bu şehirde yaşasa dahi onu tanımayanlar için bir rehber olarak hazırladığı kitabında, kaybolan değerlere de dikkat çekti.

Kitabın, “Tramvay İstanbul’un Asalet Beratı idi” başlıklı bölümünde, İstanbul’dan git gide kaldırılmaya başlanan tramvaylara dikkat çekti. Tramvayın nasıl bir metropol değeri olduğunu söyleyen Ortaylı, tramvayların kaldırılma sebeplerinin ne kadar içi boş olduğunu anlattı. İstanbul trafiğine dolmuşların ve otobüslerin yarattığı tahribatın tramvayların kaldırılmasıyla başladığını belirten Ortaylı, “İstanbul yakasında tramvay seferi kaldırıldı. Ardından tramvay raylarından ne istediler bilinmez, onları da ‘okutalım birilerine, cahil kalmasınlar’ diye söktürdüler” ifadelerini kullandı.

“1960’tan önce doğanların çocukluk anıları arasında belki bir Kadıköy-Üsküdar tramvay yolculuğu vardır. Daha geç doğanlar İstanbul tramvayının fotoğrafını bilirler ancak.

Kentin trafik sorunun üç günde çözme yeteneğini kendine Allah vergisi sananlar, ilk iş tramvayı İstanbul hayatından çektiler. ‘Efendim, tramvaylar otomobillerin ve Ebussuud Caddesi’ne giren nakliyeci kamyonlarının yolunu tıkıyormuş, trafik kargaşası çıkarıyormuş.’ ‘Tramvayın önünü otomobiller niye tıkıyor ve Ebussuud Caddesi’nde nakiyeci kamyonların ve depoların işi nedir?’ diye soran yoktu. Böyle bir soru daha doğruydu ama sormak için ABC bilgisi ister, b; çözüm için terlemek ister, iki.”

“NASIL OKUTULDUĞU, KİMLERİN KAZANDIĞI BİR MEÇHUL”

“İstanbul yakasında tramvay seferi kaldırıldı. Ardından tramvay raylarından ne istediler bilinmez, onları da ‘okutalım birilerine, cahil kalmasınlar’ diye söktürdüler. Nasıl okutulduğu, kimlerin kazandığı bir meçhul. Ardından İzmir’de de tramvaylar kaldırıldı. Oysa İzmir’de tramvay hatları geçen yüzyılda İstanbul’dan önce kurulmuştu.

Çocukluğunda tramvayın çan seslerini ‘attaa gitmek’ için sevinçle bekleyen, sahanlığında okul arkadaşlarıyla itişip kakışmayan, bayram günlerinde rayların üstüne maytap ve mantar döşemeyen, delikanlılığında ikinci mevki vagonda birinci mevki sahanlığındaki bir çift güzel göze takılmayanlar, tramvayın trafik kargaşasını artırdığını, kaldırılması gerektiğini rahatça söylediler. Yerine konan otobüsler, servis otobüsleri ve binlerce dolmuşun yarattığı kargaşanın nasıl kaldırılacağını bekleyip görelim. Üç tarafı surlarla çevirili bir metropolde karada tramvayı, denizde gemileri azaltarak beş milyon İstanbulluyu taşımaya çalışan bir nadide zihniyet İstanbul’u yönetmektedir.”

“SULTAN HAMİD ELEKTRİKTEN ÇEKİNİRMİŞ”

“Önce atla çekilirdi tramvaylar. Rivayete göre Sultan Hamid elektrikten çekinirmiş. Bu yüzden İstanbul elektrikli tramvaya, Selânik ve Beyrut’tan daha geç kavuştu. İstanbul’da elektrikli tramvay 1914 Şubat’ında törenle hizmete girdi. Eskiden tramvayın içinde perde varmış, aralandığında hatunlar canibine doğru uzanırmış beylerin kafaları… Bizim zamanımızda birinci ve ikinci mevki arabalar vardı, kırmızı ve yeşil, iyi aile kızlarına okula gidip gelirken 10 kuruşluk pasoyla kırmızı maroken koltukları olan, birinci mevkiye binmeleri sıkıca tembih edilirdi, ikinci mevkide kendini bilmezler çimdik atarlarmış Hafta sonunda yatılı okuldan çıkanlar eve gitmek için ikinci mevki öğrenci biletinin parasını zor çıkarır (yüz paraydı). Tramvayın kendine has gürültüsü geceleri yatak odasına kadar gelirdi, yokuşun neresinde olduğunu, hangi köşeyi döndüğünüm bilirdiniz. Rahatsız etmezdi gürültüsü fukaranın, ninni gibi gelirdi, iş dönüşü, futbol maçı dönüşü asılan asılana. ‘Asılma depoya gider’ gibisinden deyimlerle argo edebiyatını süslerdi. Tramvaydan atlamanın da usulü üslubu vardı. Bir-iki kapaklanma tehlikesi geçirerek öğrenirdi İstanbul gençleri bu işi.

“TOPLU ULAŞIM ARACIDIR TEKNOLOJİSİ YERLİDİR”

‘Ucuza mâlolan toplu ulaşım aracıdır, teknolojisi yerlidir’ gibisinden doğru sözleri tekrarlamaktan vazgeçtik, tramvay bir kere metropolün güngörmüşlüğünün senedidir. 19. Yüzyılda metropollük mertebesine terfi eden şehirlerin tramvayı bir başkadır, İstanbul’unki daha bir başkaydı. Tramvay raylarının söküldüğü günler İstanbul kasabalaşmaya başladı, hâlen de daha büyük bir kasaba olmanın yolundadır. Avrupa’nın ilk metrolarından biri olan Karaköy-Beyoğlu Tüneli’yle birlikte İstanbul tramvayları şehrin özgün bir rengiydi. Şimdi yeniden getirilse mi diye düşünülüyor. 20 yıl sonra ‘acaba’ diye sorulacak şeyi 20 günde yok etmişlerdi. Boğaz’ın bir yakasında, Üsküdar-Kadıköy arasında ve İstanbul surlarının içinde, tramvayın yeniden işletilmesi düşünülmelidir.”

Odatv.com

10,783 Bu habere tepkiniz:

Kaynak: OdaTV